Suriye’de Türkiye’nin opsiyonları

Cerablus operasyonunun ilk günlerinde Amerika’nın operasyonu desteklediğine dair medyaya yansıyan beyanatlar sona ermiş görünüyor. Biden ziyareti sırasında Türkiye’nin Suriye ve YPG konusunda duymak istediklerini gayet güçlü bir şekilde ifade etmişti. YPG’nin Fırat’ın doğusuna çekilmesi gerektiğini ve çekilmedikleri taktirde Amerikan desteğinden mahrum kalacaklarını açık bir şekilde dile getirmişti. Aynı duruş, Kerry ve Lavrov’un Cenevre’de yaptıkları görüşmeler sonrası düzenledikleri basın toplantısına da yansıdı. Kerry, Kürt güçleri ile işbirliklerinin sınırlı olduğunu ve bağımsızlığı kesinlikle desteklemediklerini belirtti. Bu açıklamalar memnuniyetle karşılandı ve Türkiye’de ABD ile ilgili yaşanan tartışmanın mahiyeti değişti. Fakat çok geçmeden rüzgar değişti. Pentagon ve Beyaz Saray’dan Türkiye’nin Suriye operasyonuna yönelik eleştiriler ve uyarılar sıklıkla duyulmaya başlandı. Savunma Bakanı Carter, YPG’nin Fırat’ın doğusuna çekildiğini ve Türkiye’nin YPG ile çatışmaktan kaçınmasını salık verdi.

Türkiye’deki birçok yorumcu bu pozisyon değişimini ABD’deki kurumlar arası mücadeleye bağlamayı tercih etti. Kabaca, Pentagon ve Beyaz Saray’ın YPG’ye, CIA ve Dışişleri Bakanlığı’nın ise Türkiye’nin pozisyonuna yakın durduğu konusu işlenmeye başlandı. ABD gibi ülkelerde kurumlar arası pozisyon farklılığı ve rekabet olacağını kestirmek güç değil. Hele siyasal iradenin net ve güçlü bir pozisyon ortaya koymadığı dönemlerde bu rekabet daha da kızışabilir. Ama bir hafta içerisinde yaşananları sadece bu paranteze hapsetmek fazlasıyla indirgemeci ve kolaycı bir yaklaşım olur. Biden’ın Türkiye’deki mesajlarını, ABD’nin Suriye politikasında bir değişimin göstergesi olarak değil de darbe sonrası ABD’nin darbedeki rolüyle alakalı yapılan tartışmaları dindirip bunun sonucunda yükselen ABD karşıtlığının gazını almak ve dış politikada muhtemel makas değişimlerinin önüne geçmek için ortaya konulan bir çabanın ürünü olarak görmek gerekir. Bu konuda başarı da sağlandı. ABD’nin darbedeki rolünü değil, Suriye’deki pozisyonunu konuşuyoruz.

Wall Street Journal salı günü yayınlanan bir haberinde, Türkiye’nin ABD’yi daha önce Cerablus operasyonuyla alakalı bilgilendirdiğini ve Pentagon’un da bu operasyona 40 özel kuvvet mensubuyla bizzatihi iştirak etmek istediğini haberleştirdi. Haber, Beyaz Saray’ın yavaş davranması üzerine bu planın gerçekleşmediği ve Türkiye’nin operasyonu tek başına yapmaya karar verdiğini belirtiyordu. Eğer bu haberdeki iddia ve veriler doğruysa, ABD’nin operasyonu birlikte gerçekleştirme teklifi iddia edildiği gibi koordinasyon amaçlı olmaktan ziyade kontrol amaçlı bir niteliğe sahip görünüyor. Pentagon’dan yapılan açıklamaları göz önünde bulunduracak olursak bu işbirliği aracılığıyla Pentagon, operasyonun boyutunu, hedefini ve hedef alacağı grupları şekillendirmek istiyordu.

Peki bu bir haftalık operasyondan sonra Türkiye’nin elindeki opsiyonlar nelerdir?

Türkiye’nin operasyonel olarak daha güneye inme, güney batıya ve batıya yönelme opsiyonları var. Buradaki her tercih Türkiye’yi farklı yerel ve bölgesel/uluslararası güçlerle karşı karşıya getirecektir. Buradaki fırsat-maliyet analizi iyi yapılmalıdır. IŞİD’in Cerablus’ta savaşmadan çekilmesi, gerçek dışı beklentilere girilmesine yol açmamalıdır. Daha güney, Menbiç demektir. Burada Türkiye SDG, YPG ve ABD ile karşılacaktır. ABD’nin yoğun desteğiyle, SDG/YPG’nin 2.5 aylık bir yoğun çatışma döneminden sonra IŞİD’den aldığı bu kenti Türkiye veya ÖSO’ya bırakmasını beklemek gerçekçi değil. Eğer Türkiye buraya yönelirse hem ABD’nin daha yoğun eleştirilerine hem de SDG/YPG’nin direnciyle karşılaşacaktır. Her ne kadar YPG Menbiç’ten çekildi iddiaları duyulsa da bu pek gerçekçi görünmüyor. SDG ile YPG’yi birbirinden ayıracak bir mekanizma henüz mevcut değil.

Güney batı, IŞİD’in yoğun bir varlığa sahip olduğu ve güçlü bir direnç göstereceği muhtemel olan Bab bölgesi demektir. IŞİD’in buradan da bir mücadele vermeden çekilmesi pek olası değil çünkü bu durumda daha fazla kapana kısılacaktır. IŞİD savunma hatları olmadan Rakka’ya sıkışmayı tercih etmeyecektir.

Batı opsiyonu bunlar arasında şu anlık en güvenli opsiyon gibi duruyor. Batıya yönelmekle Türkiye, daha önce de güvenli bölge için dile getirdiği Cerablus-A’zez-Mare arasında fiili bir güvenli bölgeyi hayata geçiriyor olacaktır. Ortaya çıkan görüntü, Türkiye’nin de şu anda öncelikli olarak bu opsiyonu hayata geçirmeye çalıştığını gösteriyor. Bu noktada da kamuoyunun güvenli bölge, fiili güvenli bölge ve hatta uçuşa yasak bölge kavramlarını tekrardan tartışmaya ve bunların fırsat-maliyet muhasebesini yapmaya ihtiyacı vardır.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.