14 Mayıs

14 Mayıs 1950, Cumhuriyet’in ilanından sonra en önemli dönüşümlerden birinin günüdür.

Üzerinden üç çeyrek asır geçtikten sonra artık objektif gözle bakmak zorunludur.

14 Mayıs 1950’deki ilk hür seçimlerde devlet partisi CHP kaybetmiş, Demokrat Parti kazanmıştır. Hem de nasıl kazanma! O zamanki seçim sistemine göre, oyların yüzde 52.7’sini alan DP, Meclis’te 415 vekil elde etmiştir!

CHP’nin yüzde 39.4 oyla alabildiği vekil sayısı 69’dan ibarettir. İleride Bölükbaşı’nın lider olacağı Millet Partisi yüzde 3 oyla tek vekil almıştır.

ALTIN YILLAR

Muhalif gazeteci Metin Toker 1950-54 dönemini “DP’nin altın yılları” olarak tanımlar. Öküzün yerini traktörün, kağnının yerini römork ve kamyonun almasıyla buğday üretimi on yılda 3.8 milyon tondan 8.4 milyona ulaştı. Çimento üretimi 400 bin tondan 1 milyon 750 bin tona çıktı… Yol, okul, sağlık ve ulaştırma gelişti, izole köy şehre bağlandı…

Şevket Süreyya Aydemir ve Tevfik Çavdar gibi DP’ye uzak yazarlar bu ekonomik atılımı rakamlarla yazmışlardır.

Metin Toker’e göre de “Menderes’in vizyonu CHP’lilerden genişti.”

Sosyolojik olarak, çeyrek asırda devlete entegre olmuş CHP “bürokrat” karakterde, buna karşılık DP “girişimci” karakterde partilerdir.

Özgürlükler açısından; tarladaki, sokaktaki, tezgah veya fabrikadaki, evin mutfağındaki insan, artık iktidarı belirleyen hak sahibi “vatandaş” mertebesine yükseliyordu.

Ezik Anadolu insanının yürüyüşü bile değişecekti.

Dinî hayat üzerindeki baskının kalkması, hâlâ etkileri devem eden, en önemli faktörlerden biridir.

GÜÇ ZEHİRLENMESİ

1954 seçimlerinde Menderes yüzde 58.4 oyla 503 milletvekili kazandı! CHP’ninki yüzde 35 oyla 31 milletvekiliydi. Bölükbaşı’nın partisi Cumhuriyetçi Millet Partisi Kırşehir’in oylarıyla 3 milletvekili kazanabilmişti.

Reisicumhur Celal Bayar, kazanan milletvekillerine yemek verdi ve talimat verdi:

Kırşehir nasıl bize oy vermez, bir şeyler düşünmek lazım!”

Bu nasıl güç zehirlenmesi!

Bölükbaşı defalarca tutuklanacak, Kırşehir ilçe yapılacaktır!

Muhalefetteyken ve ilk hükümet programında kuvvetler ayrılığını savunan ve böyle bir anayasa yapılacağını söyleyen Menderes, bunu yapmadığı gibi 1957’den sonra da kuvvetler birliğini savunacaktır! Bu konuda Bayar’ın etkisi altında kaldı.

Bayar, kuvvetler birliğini Atatürk’ün temel prensiplerden biridir diyerek savunuyordu.

Üniversiteye, basına ve yargıya baskılar arttı. Tabii yeri DP olan Fevzi Lütfi gibi siyasetçiler, Şerif Mardin gibi akademisyenler artık DP’ye karşı tavır koyuyorlardı.

ARABANIN DEVRİLMESİ

Milli Şef İsmet Paşa 1947-1950 arasında demokrasiye geçişi kolaylaştırdı. Valilere muhalefete baskı yapılmaması için emir verdi. Seçim döneminde muhalefete radyoda konuşma hakkı tanıdı. Seçimleri kaybederse çekileceğini ilan etti.

1946 seçimleri şaibeliydi, 1950 seçimleri özgür ve temizdir.

1950-1960 döneminde, CHP muhalefette olmayı, DP ise kendisine muhalefet edilmesini içine sindiremediler.

Demokrasi ilan edilmiş fakat kuvvetler ayrılığına ve yargı bağımsızlığına dayalı bir anayasa yapılmadığı gibi zihinlerde de bu kavramlar pek yeni ve pek zayıftı.

CHP daha 1951’de inkılapların tehlikede olduğunu söyleyerek üniversite gençliğini “İnkılap Ocakları”nda örgütlemeye başladı. Giderek sert, hırçın muhalefet yaptı.

DP, daha 1952’de muhalefetin radyoda konuşma hakkını kaldırdı. Millet Partisi’ni ve Milliyetçiler Derneği’ni “irtica” suçlamasıyla kapattı. Yargıya, üniversiteye, basına baskıları ağırlaştırdı. Duayen gazeteci Hüseyin Cahit, 80. yaş gününü hapishanede kutladı!

Tahkikat Komisyonu” ve nihayet Menderes’in deyişiyle “ülkenin idare edilemez hale” gelmesi…

Ali Fuat Başgil’in Menderes’e, istifa ederek CHP’nin de katılacağı bir seçim koalisyonu kurma önerisi son çareydi, Bayar engelledi…

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ?

27 Mayıs seçimlere gideceğini açıklamış bir iktidarı deviren siyasi bir şekavettir. Mirası, siyasi cinayetler, yargının “devrimci” kadrolaşması, orduda cuntalar ve Türkiye’nin uzun yıllarını israf eden siyasi istikrarsızlıklar oldu.

İktidarda da muhalefette de “hukukun üstünlüğü” kavramı pek zayıftı. Cuntacılarda ve ardından gelen silahlı örgütlerde hiç yoktu.

Tarihin dersi: 21. Yüzyılda hâlâ hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını evrensel standartlarda sağlayamamış olmak, ne ölçüde “geliştiğimizin” göstergesidir.

YORUMLAR (9)
9 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.