Amed’i yöneten memleketi yönetir
Diyarbakır’ı öteden beri severim. Büyük şehirdir, güzel şehirdir.
Hatta büyük romancımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Beş Şehir’ine küçük bir eleştirim vardı. Neden ‘Altı Şehir’ deyip de Diyarbakır’ı dahil etmedi? Bunu bir ara yazmıştım da…
Şehre aşinayım. Uzun süre gidemediğimde özlüyorum.
Babam yedek subaylığını Gaziantep ve Diyarbakır’da yaptı. Ben de ilkokul beşinci sınıfı Diyarbakır’daki Mehmetçik İlkokulunda okudum. (1968.)
Biz Ofis yakınlarında oturuyorduk. Bir gidişimde orada oturduğumuz apartmanı buldum. Metruk haldeydi.
Ailece şehre indiğimiz çoktur. Melik Ahmet’i bilirim. Albetaş’ı bilirim, Bağlar’ı bilirim. Tatlıcılar Oteli şehrin en yüksek binasıydı, o da hatırımda.
O zamanlar evimizde buzdolabı yoktu. Melik Ahmet’te güzel testiler satılırdı. Testiye Melik Ahmet buzdolabı derlerdi. Bunu bile hatırlıyorum. Hatta Turan gazozunu da…
Okulda Diyarbakır’ın eski isimlerini de öğrenmiştik.
Amid, Amid-i Sevda, Kara Amid.
‘Amed’ ismi eski kayıtlarda var mıydı yoksa kelimenin İngilizce yazılışından mı Türkçeye geçti emin değilim.
Bu Diyarbakır girizgahını Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi vesilesiyle yaptım.
Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasına sevindim.
Amedspor’un adıyla de herhangi bir sorunum yok.
Kulüp amatör kümede mücadele ederken ismi Melik Ahmet Turanspor’muş. Melik Ahmet’i ve Turan gazozlarını bu sebeple andım.
Yazıya başlamadan önce Amedspor’un sportif mücadelesiyle, o mücadelenin arka planındaki siyasi ve sosyal sorunlarla ilgili çok derin olmayan birkaç yazı okudum.
Zaman zaman maçlarında kavga çıktığını, zaman zaman cezalandırıldıklarını, kulüplerin ismini bile bir sürü bürokratik engeli aşa aşa kabul ettirdiklerini biliyorum.
Diyarbakır gibi bir şehrin bir futbol kulübünü birkaç cephede birden mücadele ederek amatör kümede, sonra üçüncü, ikinci ve birinci liglerde şampiyonluğa yükseltmesi, sonunda Süper Lig’e çıkarması kolay iş değil.
Bu durumda, önce Diyarbakır şehrini sonra bütün bileşenleriyle Amedspor’u tebrik etmek gerekiyor.
Bütün şampiyonlar tebrike şayan ama Amedspor’un mücadelesi daha çok boyutlu.
Amedspor, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı resmi adı ‘Terörsüz Türkiye’ olan ikinci çözüm sürecinin ilk aşamalarını başarıyla geçtiği bir dönemde Süper Lig’e çıktı.
Devlet Bey sürece bütün ağırlığını koydu. Yıkılması çok zor olan tabuları yıkmayı başardı.
Yıkabildi mi?
Kendisi aşılması imkânsız görülen birçok engeli aştı, fakat onun aştığı engellerin çoğu insanların zihninde varlığını sürdürüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti de en azından söylem olarak sürecin arkasında duruyor.
Fakat sanki Cumhurbaşkanı Erdoğan sürecin bir aşamada arıza yapması ihtimalini bir kenarda tutuyor. Ya da böyle bir izlenim veriyor.
Amedspor’un Terörsüz Türkiye sürecinin böyle bir safhasında süper lige yükselmesi değerlendirmek isteyenler için bir imkân sayılabilir.
Sportif mücadele. Sahada oynarsın, tribünden seyredersin, yerine göre alkışlarsın ya da canını sıkacak bir şey olur ıslıklarsın, böyle böyle günler gelir geçer. Amedspor da diğer takımların arasına karışır, yener, yenilir, toplum da zamanla Diyarbakır şehrinin futbol sahalarındaki mevcudiyetine alışır.
Devlet Bey’in aşılması imkânsız görülen birçok engeli aştığını ancak o engellerin çoğunun insanların zihninde varlığını sürdürdüğünü söylemiştim.
Futbol seyircisinin, tribünlerin o engelleri aşması siyasetçilere nispetle çok fazla zaman alabilir.
Tribünler çabuk alev alır. Provokasyona siyasi ortamlardan daha açıktır.
Bazen, tribünleri yönetmek devleti yönetmekten daha zordur.
Amedspor’un Süper Lig’deki mevcudiyeti futbol seyircisi için, futbolu yönetenler için hatta kulüpleri, tribünleri yönetenler için bir sınav niteliği taşıyor.
Ama memleketi yönetenler için daha zorlu, daha hassas bir sınav.
Herkes, bilhassa siyasiler, bu sınavı nasıl yöneteceklerini şimdiden düşünseler, şimdiden hazırlansalar iyi olur.
