Ekonomi programına revizyon şart

Ülkemizde bir ekonomik kriz yok. Yani 1994, 2001 veya 2008-09 krizleri gibi acı bir durum yok.

Krizler etki anlamında toplam 2 yıl sürüyor. İlk yıl batış, ertesi sene ise telafi edildiği toparlanma yılı oluyordu. Ve sonra tekrar büyüme ve refah geliyordu.

Şimdi yaşadığımız acı bir kriz değil; daha az hissedilen ama daha derin etkileyen bir BUHRAN yaşıyoruz. Hatta Başkanlık Sistemi geleli beri derin bir ekonomik buhran içindeyiz.

Siz bakmayın büyüme oranlarına… O oranlar, gerçekleri tam olarak yansıtmıyor. Size basit iki örnek vereyim:

Bir aylık gıda ihtiyacınızı 300 dolara satın alırken (yıllık 3,600 $ ediyor) kişi başına geliriniz 9.000 $ seviyesindedir. Yani gıda ihtiyacınızın 2,5 katı bir, kişi başı geliriniz vardır.

Ve şimdi… Aylık gıda ihtiyacınızı 750 dolara alabiliyorsunuz. Bu demektir ki, yıllık gıda ihtiyacınızın karşılığı 9.000 dolara yükselmiştir. Bu durumda kişi başına geliriniz eskisi gibi 2,5 kat olsaydı (22.500 $) olmalıydı. Lakin bırakın 22.500 doları artık kişi başına geliriniz 18.000 $ seviyesinde.

Bu demektir ki, gıda harcamasına göre paranız 2,5 kattan 2,0 katına düşmüştür. Zenginleşmediğiniz gibi tersine fakirleştiğinizin ilanıdır.

Bilmem anlatabildim mi?

Geliriniz 9,000 dolardan 18,000 dolara yükseliyor ama bu bir refah artışı yükselişi değil tersine tamamen dolar bazında fiyat şişmesinden gelen sanal artıştır. Hatta refahınız artmadığı gibi azalmış demektir.

Son 3 yılda yaşadığımız tam da budur.

Dolar bazında fiyat artışının getirdiği zenginlik değil tersine fakirlik yaşıyoruz.

***

Peki, fiyatlar dolar bazında neden arttı?

Bu durumu ikinci örnekle açıklayalım: Kişi başına geliriniz 9.000 $ ve sizin geriliniz ülke gelirine oranlar yüzde 50 daha düşük. Yani siz toplumun alt gelir grubundasınız ve ülke ortalaması 9.000 olmasına rağmen sizin payınıza %50’den 4.500 dolara düşüyor.

Bu durumda sizler aylık 300 dolar gıda harcaması üzerinden yıllık 3.600 dolar harcıyorsunuz ve geriye diğer harcamalar için toplamda sadece 900 dolar kalıyor.

Ve Başkanlık Sistemi ile gelir dağılımı bozuluyor. Sizin ülke gelirine oranla payınız %40’a iniyor.

Yeni hesapla durum şu: Aylık gıda harcamanız 750 dolardan yıllık 9.000 dolar ediyor. Ülke geliri 18.000 dolara çıkıyor ve siz bunun yüzde 40’ı olan 7.200 dolar gerile sahipsiniz. Bu demektir ki, artık yıllık gıda ihtiyacınız olan 9.000 doları karşılayamaz duruma düştünüz.

Ülke geliri 9.000 dolardan 18.000 dolara çıkarken siz resmen aç kalıyorsunuz demektir.

Ya zenginler…

İşte onların payı çok arttığı için ülkede genel fiyat dengesini kendilerine göre bozuyorlar. Dar gelirlilerin geliri artmıyor ama fiyatları artıyor.

***

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi programında bazı detayları gözden kaçırıyor ya da ona bu imkanlar verilmiyor.

1- Gelir dağılımını düzeltici bir maliye politikası maalesef uygulanamadı. Bu durum hem enflasyonun istenen düzeyde düşmesini engelledi hem de fakirlik maliyetini artırdı. Bu konu hakkında verdiğim örneği unutmayın: Ülkede ithal tüketim, başta otomobil olmak üzere adeta patlamaya devam ediyor. Hem sayı hem lüks derecesi artıyor.

2- Enflasyonu düşürme çabası ağırlıklı olarak kur üzerinden yürütülüyor. Ve dolar bazında ülkede fiyatlar taşınamayacak seviyeye yükselmiş durumda. Avrupa’dan bile pahalı duruma geldik ama nedense kimse görmüyor. O nedenle ‘devalüasyon şart’ diyorum. Lakin burada ‘sert devalüasyon değil aylık enflasyonun üzerinde bir kur artışı dönemi’ diyebiliriz.

3- Siyasi operasyonlar ekonomi programını darmadağın etti. Ekrem İmamoğlu operasyonu, CHP’ye butlan tartışması ve son olarak İran saldırısı… Programda hedeflenen reel faiz düzeyine bir türlü inemiyoruz. Ve bunun maliyeti üretim kesimine çok ağır geliyor.

Şu örneğimi unutmayın: İstanbul’da savcı değişimi (Akın Gürlek’in gelişi) sonrası enflasyon 18 puan, MB faizi 13 puan indirdi ama kredi faizi sadece 5 puan indi. Yani ekonomik göstergeler piyasada karşılık bulmadı. Bunun tek nedeni, siyasi risklerin artışıdır.

Hatta şu örneği de vereyim: Kısa vadeli tahvil faizleri 2024 yılında yüzde 42 seviyelerine gerilemişti.

Bugün kısa vadeli tahvil faizleri yüzde 40 seviyelerinde.

Sanırım programın önemli göstergelerinden biri de bu olsa gerek.

Son söz: Uygulanan programın rafa kaldırılması ve/veya ara verilmesine gerek yok. Sadece revizyonlar ile yeniden yolun çizilmesi ve yoldaki taşların temizlenmesi gerekiyor.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.