Bay Barrack! Kendi despotuna anlat sen bu masalları
Tescilli bir delinin dünyaya yaptığı kötülükler yetmiyormuş gibi, bir de onun kötü bir kopyası olmaya özenen had bilmez elçisiyle uğraşıyoruz.
Malum ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas J. Barrack, 5. Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada, yeni bir patavatsızlık örneği sergileyerek Ortadoğu dahil bizim gibi ülkelere “monarşi” ve “güçlü liderlik” tavsiyesinde bulunmuş.
Sanırsınız ki Barrack efendinin ABD Başkanı Trump’ın diktatöryal heveslerinden hiç haberi yok. Bu yüzden kendi otokratına bakmadan aleme nizamat veriyor.
Tam da Trump’a yakışan bir büyükelçi… O da patronu gibi kralları, despotları, sultanları, güçlü tek adamları çok seviyor. Zaten Trump ideolojisi de kanun, nizam tanımayan, yaklaşık 250 yıllık Amerikan demokrasisini itibarsızlaştırmaya dayalı hastalıklı bir niteliğe sahiptir.
Ve bugün itibariyle eğer İsrail’in çıkarlarına halel getirmiyorsanız, despot olmanızın, tek adam olmanızın, halklarınıza zulmetmenizde hiçbir mahsur yok, Siyonizm’i üzmeyin yeter.
Barrack’ın Türkiye Körfez ülkelerine adeta uyarı niteliği taşıyan o söyleri aynen şöyle:
“Dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar, güç.
Eğer güç göstermezseniz, zayıflık gösterirseniz savunmada kalırsınız.
Bölgeyi incelerseniz işe yarayan tek şeyin, altını çiziyorum tek şeyin, Körfez’deki şefkatli monarşiler, güçlü liderlik rejimleri olduğunu fark edersiniz.
Bunun dışındaki her şey, yani o Arap Baharı süreci, sadece sönümlendi ve yok olup gitti.
Demokrasi ya da insan hakları adına müdahale ettiğimiz ülkeler ise hüsrana uğradı.
Günün sonunda refah; İsrail’in, çıkarlarını Körfez’le ve bu köklü medeniyetlerle ortak bir paydada buluşturmasından geçiyor.”
Bin türlü hokkabazlıklarla ve de zevzeklikten öte bir anlam taşımayan sözlerle bizim gibi ülkelere ayar vermeye çalışan ancak kendi hayatlarında ikiyüzlülük sergileyenleri görünce Ziya Paşa’nın ünlü “Terkib-i Bend” adlı eserindeki şu dizeleri okumak geliyor içimden: Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde.
Bir sömürge valisi edasıyla konuşan Barrack efendi aslında demek istiyor ki “Siz bize lazımsınız, boş verin demokrasi işlerini. İnsan hakları ve özgürlükler size göre değil, siz monarşi ile sultanlık ve tek adamlık rejimi ile idare edin ama İsrail’e zarar verecek davranışlardan uzak durun.”
Emredersiniz paşam! İslam ülkelerini yönetecek despotları siz mi imal edip gönderirsiniz, yoksa biz kendi bahçemizde mi yetiştirelim?
Ama anlamakta sıkıntı çektiğimiz bir mesele var. Şu an Müslüman ülkelerin büyük bir bölümü, sizin 21. yüzyıl için özel olarak icat ettiğiniz despotizmin yeni sürümü Trump’ın önünde el pençe divan duruyorlar zaten.
Daha ne istiyorsunuz? Neredeyse bütün Müslüman ülkeler Netanyahu’yu üzecek tek bir cümle bile kullanmaktan imtina ediyor. Bu arada Türkiye, Gazze’ye yapılan siyonist saldırıların ilk yedi ayında İsrail’e ticaret gemilerini göndermiş olmasına rağmen bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Netanyahu’ya en sert ifadelerin kullanıldığını da not etmekte yarar var.
Öyle anlaşılıyor ki; İran karşısında yenilgiye uğrayıp arkasına bakınarak evine dönen Trump’ın hali, Bay Barrack’ın çok zoruna gitmiş. Ama elimizden bir şey gelmez, şimdilik Ortadoğu’nun despotik krallarıyla idare edeceksiniz.
Nasıl olsa zaten Trump da Amerikan demokrasisini Arap şeyhlerinin “yalelli sistemi”ne benzetmek için hayli mesafe almış bulunuyor.
Ayrıca despotizmin yeni sürümü Trump ve ‘21. yüzyılın Hitler’i Netanyahu’ya bebekleri, çocukları, kadınları, sivilleri öldürmek çok yakışıyor. Şimdi yanınıza Arap krallarını, sultanlarını da alın, Netanyahu’nun kanlı elleriyle birlikte şeytanla ‘yalelli’ oynayın.
Ancak hemen hatırlatalım; eğer Türkiye’yi de Körfez’in onursuz krallarına benzetmek gibi bir niyetiniz varsa, bu sevdadan vazgeçin. Ve masallarınızı şeytanın ikiz kardeşleri olan Trump ve Netanyahu’ya anlatın.
Çünkü bu ülke, her ne kadar şimdilerde ‘hukuk devleti’ olma konusunda tarifi imkansız sıkıntılar yaşıyor olsa da demokratik değerlerden asla vazgeçmeyecektir, bunu da unutmayın.
