Test eğitim değildir

Geçen yazımda orta öğretimizin düştüğü hâle “testkolizm” demiştim. Öğrenmenin, yeni bilgi ve daha önemlisi yeni beceri kazanmanın zevki terk ediliyor. Farklı görüşlerin tartılması, kendi görüşünü geliştirme, analiz ve daha önemlisi sentez… Bunlar uzak bir mazinin sis içinde kaybolmuş yapıları gibi.

Bugün asıl amaç, çoktan seçmelide sınıftaki veya Türkiye’deki yaşıtlarından daha çok doğru cevap işaretlemek oluyor.

TEST VE AMAÇ

O yazıma gelen yorumlardan ikisi Bayburtlu mahlasıyla yazan bir okuyucumdan. Kendisi de bir eğitimci ve üslubundan belli ki kendini mesleğine adamış değerli bir meslektaşım. Aynen alıyorum; gönderdiği sırayla:

“İskender hocam, öğrencileri sınavlara hazırlayan bir öğretmen olarak; Türkiye şartlarında uygulanabilecek en adil, rasyonel sistem mevcut sınav sistemidir. Bu sistem sayesinde Bayburt, Van, Edirne’nin köylü çocukları eşit ve adil bir şekilde Kabataş’ı, Boğaziçi’ni kazanabiliyor. Ve gerek lise, gerek üniversite sınav soruları, Bloom’un yaklaşımı esas alınarak ve hepsini kapsayacak şekilde hazırlanıyor. Bu konuda Almanya’dan, Amerika’dan bile iyi olduğumuzu düşünüyorum.

“Rusya bile üniversite sınavlarını merkezî olarak ve çoktan seçmeli olarak yapmaya başladı. Bunu Rusya vatandaşı Dağıstanlı bir arkadaşım telefonda bana anlatıyordu. Bozmak istemedim; diyecektim ki bu sistem bizde 1970’lerden beri uygulanıyor ve muhtemelen Rusya bunu bizden aldı. Yani diyeceğim o ki hocam, her şeyimiz kötü değil. Sadece elimizde ki altın beyinli çocuklarımızı koruyalım bize yeter. Saygılar.”

Yazdıklarında yerden göğe haklı. Ancak ben de haklıyım. Nasıl olur? Şöyle olur: Eğitimin maksadı en iyi sınav sistemini bulup öğrencileri bu sisteme göre ölçmek, bu sisteme göre sıraya dizmek değildir. Sınava ihtiyaç duyduğumuzda, gayet tabii en iyi sistemi kullanacağız. Fakat eğitimin maksadı, millî, insanî, ahlaki değerlere sahip ve çağın bilgisiyle donanmış vatandaşlar yetiştirmektir. Değerleri “bu doğru, bu yanlış” diye sıralamak değil, onları kendi değerleri yapmak ve kendi düşüncesine, kendi terazisine göre tartıp kendi doğrusunu bulan kişilik sahibi fertler yapmaktır.

KUTULAR VE DEĞERLER

Daha karmaşık konuları bir tarafa bırakayım. Kutu doldurmakla mesela yazı yazmasını, hani bir zamanların “kompozisyon” becerisini öğretemezsiniz. Okur-yazarız ya… Maalesef bugünün üniversite mezunu okuyabiliyor ama yazabiliyor da demek çok zor. Hatırlayın, tahtaya “öğrenci” kelimesini yazamayan çok yüksek devlet adamlarımız vardı.

Kutu doldurtarak ahenk, armoni, vezin, ritim öğretemezsiniz. Belki “Aşağıdaki şiirin vezni nedir?” diye sorup üçü yanlış biri doğru dört cevap yazabilirsiniz ki doğru cevabı veren gerçekten vezni duydu mu yoksa hece mi saydı, emin olamazsınız.

Kutu ancak ve sadece somutu ölçer. Soyutu kutuya koyamazsınız.

Dünyada her şey ya doğru yahut yanlış değildir. Doğrunun hatalı kısımları, yanlışın içinde doğru parçalar gizlidir. Yetişmiş insan bunları analiz edebilen, sonra kendi kanaat ve değerlerini de kullanarak yeni sentezlere, yeni çözümlere varabilen insandır.

2022’nin Eylül’ünden 2023 başında kadar artarda yazılarla bu konuyu işlemişim. Bunlarda temelde iki kaynak var. Biri, Harvard Üniversitesi müteveffa eğitim bilimi profesörü William G. Perry’nin üniversite öğrencisinin gelişme aşamalarını anlatan analizi. Ya doğru ya yanlış en alt basamak. Buradan “O da doğru öbürü de” diye özetlenebilecek görecelilik-relativizm aşamasına geçiliyor. O da yetersiz. Perry’ye göre varılması gereken seviye, bütün olup biteni inceledikten sonra kendi doğrusunu sıkıca tutma ve savunma. Fakat o sıkıca tuttuğu doğruyu da her an eleştirebilme.

HÂKİMİYETE, USTALIĞA KARŞI “KAÇ NET?”

İkinci kaynak Amerikan Psikoloji Derneği’nin (APA) yüksek öğrenim araştırmasını özetleyen kitapçık. Temeli orta öğretimde yaptıkları bir araştırmaya dayanıyor ve iki sonuç her kademe için müşterek:

1. Öğrencilerin bir iç motivasyonu, yani başarmaya, öğrenmeye, usta olmaya duydukları iştiyak, bunlardan aldıkları zevk var. Bir de dış motivasyon: Bunu öğrenmezsen kalırsın. Bunu öğrenmezsen sonun kötü… Birinci teşvikle edinilen bilgi ve becerinin kalitesi de kalıcılığı da ikinciye göre çok üstün.

2. Bir konuya hâkim olup ustalaşmayı amaçlayan öğrenciyle o konuda arkadaşlarını geçmeyi amaçlayan öğrenci arasında da yukarıdaki gibi bir fark var. Ustalaşma motivasyonu yarışı kazanma motivasyonundan daha kaliteli ve kalıcı kazanımlara sebep oluyor. Yarış motivasyonuyla hareket edenlerde kopya eğilimi daha yüksek.

Yazılı sınavlar, kompozisyon ödevleri, grup tartışmaları, münazaralar, sunumlar, sözlü sınavlar… Doğrudur, milyonlarca öğrenciyi sıralamanız gerektiğinde kutu karalamak en iyi metot olabilir. Sınavın bir merkezden hazırlanıp uygulanması da daha âdil sonuçlara götürür. Fakat amaç o kutuları doğru karalamaktan ibaret hâle gelirse eğitim biter.

Bu bitişin sembolleri, dersten kaçıp sınava hazırlık dershanesine giden gençlerdir; gençleri dershaneye yollayıp okula devam ediyormuş gibi kayıt tutan liselerdir. Milyarlık sınava hazırlık sektörüdür.

YORUMLAR (9)
9 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.