Kimse merak etmiyor bile; biz 5G’yi neden 6 yıldan fazla bekledik? Ve sahiden 5G’ye geçtik mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün bir düğmeye bastı ve Türkiye 5G’ye geçiverdi.

Zaten dikkatinizi çekiyordur, bir süredir telefon operatörleri 5G konulu reklamlar yapıyorlar. Mesela ben Turkcell’in Shaquille O’Neal’la yaptığı reklama bayıldım.

Yeni bir teknolojinin gelmesi bir çeşit bayram havasında yaşanıyor ülkemizde ama unuttuğumuz bir şey var: Bu teknoloji dünyanın başka yerlerinde 6 yıldan fazla zamandan beri kullanılıyor zaten.

Peki ama GSM, yani cep telefonları konusunda 90’lı yıllarda bu teknolojiye adapte olan ilk ülkelerden biri olan Türkiye neden bugün aynı teknolojinin geçerli en üst seviyesi olan 5G konusunda bu kadar geriden geldi?

Hepimizin hafızası pek zayıf. Bundan 6-7 yıl önce uzun uzun 5G konusunu tartıştık aslında. Gazetelerde, web sitelerinde, TV’lerde 5G’nin mevcut 4G ve LTE’ye göre ne kadar daha hızlı olduğunu, kullanıcılara ne kadar büyük avantajlar yaratacağını, işte bilmem kaç gigabitlik filmleri birkaç saniyede nasıl indirivereceğimizi falan anlatan haberler okuduk, seyrettik.

Şunu da hatırlayacaksınız: O günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan çıktı, “Biz 4,5 G’ye geçiyoruz” dedi. 5G’ye biraz gecikerek geçecektik, çünkü teknolojinin “yerli ve milli” olmasını istiyorduk. Ama o arada vatandaşımız, Türkiye’de bir laf cambazının icadı olan, aslında dünyada bulunmayan 4,5G’den, yani 4G’nin bir versiyonu olan LTE teknolojisinden yararlanacaktı.

Her şey bir kandırmacaydı. 4,5G diye bir şey olmadığı gibi, kastedilen LTE teknolojisini biz Türkiye’de zaten aylardır kullanıyorduk o sırada.

Fakat yine de, başta baz istasyonları olmak üzere milyarlarca dolarlık altyapı satın almasının yurt dışı yerine içinden yapılacak olmasının sözünü veriyordu Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bazılarımızın yüreğine biraz olsun soğuk su serpiyordu.

ULAK isimli bir kamu özel ortaklığı şirketi kurulmuştu. Bu şirket, cep telefonu şebekeleri için baz istasyonu yapıyordu ve yerli operatörler bu şirketin baz istasyonlarını kullanacaktı.

Yalnız bir mesele vardı: ULAK henüz 5G baz istasyonu yapmıyordu; yaptığı LTE istasyonlar, hatta daha da geride bir teknoloji olan GPRS istasyonlardı.

Bu yerli-milli baz istasyonu konusu önemliydi, çünkü Batı dünyası 2019 sonunda 5G’ye geçmeye hazırlanırken Çinli Huawei’nin baz istasyonlarını kullanmakta sakınca gördü, pek çok ülke bu cihazlar yerine Batılı kaynaklara yöneldi, daha pahalı olmasına rağmen.

Aynı kaygıyı adını koymadan Türkiye de duyuyordu. Ülkenin yaygın haberleşme ve internet altyapısında Çin’e açılan arka kapılar olmasını doğal olarak istemiyorduk.

Yegane sorunumuz baz istasyonu değildi. 5G teorik olarak saniyede 10 gigabit gibi o zaman için muazzam kabul edilen bir hızda veri aktarabiliyordu. Ama bu hızda verinin sadece baz istasyonunda akması sorunu çözmezdi; baz istasyonları birbirine ve veri merkezlerine fiber optik kablolarla bağlanmalıydı ki, aynı hız, hatta daha yüksek hızlar bütün sistemde geçerli olsun ve böylece baz istasyonu da sahiden o hızda hizmet verebilsin.

Türkiye’nin telefon operatörleri yıllarca bu fiber altyapıyı kimin nasıl kuracağını konuştu. İstiyorlardı ki altyapıyı Türk Telekom kursun, herkes de onu kullansın. Oysa Türk Telekom ne bu denli büyük bir yatırımı tek başına yapmak istiyordu ne de yaparsa bunu bedavaya kullandırtmak. Şirketler ve Ulaştırma Bakanlığı yıllarca bu konuyu müzakere etti. Yatırım da hala tam olarak yapılmış değil. Türkiye’nin dört bir yanı fiber erişime hala sahip değil.

Şaka gibi gelecek ama Türkiye, cep telefonu operatörleri için 5G ihalesini daha geçen yıl yaptı. Dünyanın dört bir tarafında kullanıcılar 5G’den yararlanırken biz daha şirketlere frekans tahsisini bile yapmamıştık.

Peki bunca yıl bekledik ULAK isimli şirket 5G baz istasyonları yapmaya başladı mı? Hayır.

Yerli ve milli teknolojisi geliştirme iddiasındaki Türkiye, ULAK’a gereken desteği vermedi. Oysa devlet, operatörlere ULAK kullanma mecburiyeti getirebilirdi, öyle yapmasa bile ister Çin ister Batı kaynaklı olsun diğer baz istasyonlarına çeşitli zorluklar çıkarabilirdi. Hayır, bunu yapmadı. ULAK gerekli desteği görmedi.

Bugün ULAK hala 5G baz istasyonu yapmış değil ama biz 5G’ye “geçtik.”

Bu geçme de kademeli olacak aslında. Önce bazı şehir merkezleri geçecek.

Peki sahiden sınırlı yerlerde de olsa geçtik mi 5G’ye?

Örneğin bu sabahtan beri İstanbul’daki benim telefonumda 5G işaretini görüyorum. Türk Telekom’un sunucusuyla hız testi yaptığımda 21,8 Mbps indirme ve 3,9 Mbps yükleme hızı buldum. Turkcell’in kendi sunucusuyla yaptığımda hızım sırasıyla 9 ve 4,5 Mbps’ye düştü. Hala megabit seviyesinde olan bu hızlar 5G hızları değil. (Ev ve ofis internetim fiber optik, bu sayede 80 Gbps civarında, yani gigabit hızında internetim var.)

Benim anladığım şudur: Cep telefonu operatörleri, baz istasyonlarından çıkan sinyale bizim ekranlarımızda 5G gözükmesini sağlayacak kodlar ekledi ama o istasyonlar daha hala eski LTE istasyonlar aslında. Bu elbette benim spekülasyonum, inanmak zorunda değilsiniz ama korkarım bir göz boyama olayıyla karşı karşıyayız. (Hepinize telefonunuzun WiFi’ını kapattıktan sonra hız testi yapmanızı öneririm; gerçeği göreceksiniz.)

Umalım ve biraz daha bekleyelim ki operatörler baz istasyonlarını da değiştirmeye, gerçekten 5G istasyonlar kurmaya başlasın.

Anlayacağınız 6 yıldan fazla geciktik zaten ama bugün de aslında 5G’ye geçmiş değiliz.

Yapmak elimizde olduğu halde ne yerli-milli teknolojiyi gerçekleştirebildik ne de aslında 5G’ye geçebildik.

Peki neden 6 yıldan daha fazla bekledik? Bu soruya da cevap verilmez; çünkü malum hesap vermezlik çağındayız.

TRUMP’A DEĞİL NEW YORK BORSASINA VE PETROL FİYATINA İNANMAK GEREK

Başkan Trump salı günü öğleden sonra saatlerinde Beyaz Saray’da Oval Ofis’te gazetecilere “İran’la bir anlaşma yapılsın yapılmasın savaşı 2-3 haftaya bitirebileceğini” söyledi.

Neden böyle bir şey söyledi? Çünkü petrol fiyatları yeniden 116 dolara çıkmıştı. Amerika’da bir galon (yaklaşık 3,785 litre) benzinin fiyatı 4 doları aştı. New York Borsası yılın ilk çeyreklik dönemini zararda kapattı.

Başkanın bu konuşması anında borsayı etkiledi, borsada bir ralli yaşandı. Petrol fiyatları geriledi.

Başkan Trump şu geride kalan bir ayı aşkın sürede aynı şeyi defalarca yaptı. Borsayı ve petrol fiyatını manipüle edebilmek için savaşı bitirebileceğini söyledi. Salı günkü sözleri benim sayabildiğim kadarınla böyle beşinci girişimi.

ABD ve İsrail’in başlattığı bu savaş haksız, adaletsiz, barbarca bir savaş. İran provokasyon bile yapmadı bu savaş için ama nedense başlatanlar İran’ın kendilerine saldıracağından emindi.

Haksız, adaletsiz ve barbarca olan bu savaş başladıktan sonra ise yeni bir gerçeklik oluştu: İran, Hürmüz Boğazını kapattı, hatta Meclis’inde bir komisyonda kabul ettiği bir yasayla Hürmüz’ün yegane egemen sahibi olduğunu iddiaya hazırlanıyor, her geçen gemiden ücret alacak.

Hürmüz Boğazını kapatan İran olmakla birlikte bu soruna neden olanlar ABD ve İsrail. Dolayısıyla küresel ekonomiyi derinden sarsan bu meseleyi çözme görevi de onların. Hürmüz Boğazını bir diplomatik anlaşmayla mı yeniden ulaşıma açarlar, askeri operasyonla mı, bu onların tercihi.

Ama dünya, Hürmüz Boğazını İran’ın bu şekilde kontrol etmesine izin vermez.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR