Savaş bitti mağluplar belli

Eski bir finans profesyoneli olarak bugün, varlıkları fiyatlandıran profesyonel arkadaşlara “savaşın sürdürülebilir bir gerekçesi kalmadığını” duyurmak istiyorum.

Son kırk gündür savaşın fiyatlar üzerinde oluşturduğu negatif baskılar sonlanmak üzere; krizin ters istikametinde esen bir sürecin de eli kulağında görünüyor.

Bugünden sonra olup bitecek olan şey savaş değil “savaşımsı ihtilaflar” yani kontrollü gerilim veya küçük çaplı çatışmalar olabilir.

Gelecekteki savaşsız dönemin, şimdilik buna barış diyelim, şartlarını veya “sınırlarını belirleme” arayışları tarafların en önemli gündem maddesine dönüşmüş görünüyor.

Zafer çığlıkları, tehditler, reddiyeler ve ihmal edilebilir ölçekteki çatışmalar, ateşkes veya barış döneminin sınırlarını ve şartlarını belirlemeye yönelik el-ense hareketleri olarak değerlendirilebilir.

Savaşın bitti çünkü sürdürülebilir bir gerekçesi kalmadı.

İsrAmerika şimdiye kadar İran'da onüç bin noktayı bombaladığını ve artık bombalayacak bir nokta kalmadığını beyan etti.

Bu beyanla atacak bomba kalmadığını değil bundan sonra atılacak bombaların hiç bir sonuç üretmeyeceğini ima etti.

Aynı zamanda bu savaş esnasında enerji fiyatları çığırından çıktı ve oluşturduğu hasarlar, can sıkıcı ölçüde görünür olmaya başladı.

Öte yandan İran, bu saldırılara rağmen teslim olmadığı gibi Amerika’nın ciddiye aldığı nitelikte yeni tehditler geliştirebildi.

Amerika’ya iki seçenek bıraktı: Birincisi hiç bir sonuç üretemeyen bombalamalara devam ve ikincisi karadan bir harekatla İran’ı boydan boya işgal etmek.

Her iki seçenek de savaşı uzatacağı için ekonomiler üzerinde, katlanılması güç olumuz etkiler bırakabilir.

Amerika etkisi sınırlı üçüncü bir seçeneği tercih etti: İran’ı ziyaret etmiş gemi ve tankerlere abluka uygulamak.

Yani zaman kazanmak için bekleyişe geçti.

SAVAŞI KİM KAZANDI

İran'a yapılan saldırılardan önce yani Umman’da yapılan barış görüşmeleri esnasında Amerika’nın, sosyal medyada kibirle ve özgüvenle dolaştırdığı “savaşı sona erdirmenin şartları”nı hatırlayalım.

1) Bütün uranyum zenginleştirme faaliyetleri durdurulacak ve mevcut zenginleştirilmiş uranyum da Amerika’nın kontrol edebildiği kurumlara devredilecek.

2) İran, uzun menzilli balistik füze programlarını tamamen durduracak ve elindeki uzun menzilli füze stoklarını da imha edecek.

3) İran Hizbullah, Ensarullah, Haşdi Şabi gibi vekil güçlere askeri ve finansal desteklerini derhal kesecek ve tasfiyeleri için işbirliği yapacak.

4) İran denilenleri yapmazsa Amerika’nın her türlü yaptırım uygulama ve cezalandırma hakkı olacak.

5) Eğer İran bu maddelere harfiyen uyarsa “uluslararası” yaptırımlar hafifletilecek.

Tam teslimiyet anlamına gelen bu maddelerin müzakere bile edilmeyeceği kesindi ve cevap bile verilmedi.

İsrAmerika yukarıdaki şartlarını ve akıllarındaki diğer planları (rejimi değiştirmek İran’ı bölmek, iç savaş çıkarmak vs.) zorla kabul ettirebilmek için İran’a saldırdı; lider kadrolarını imha etti ve tam da iddia ettikleri gibi gibi taş üstünde taş bırakmadı.

Pazularını göstermiş olmanın özgüven ve kibriyle İsrAmerika, yukarıdaki 5 maddeyi 15 madde halinde detaylandırdı ve vahşi saldırılarını artırdı.

Bütün vahşi saldırılara rağmen İran, teslim olmadığı gibi karşı misillemeler yaptı.

Amerika’nın müttefiki Körfez ülkelerine saldırarak ve Hürmüz boğazını trafiğe kapatarak tabir caizse İsrAmerika’nın planlarını alt üst etti.

İRAN’IN KARŞI TEKLİFLERİ

Hürmüz boğazını kontrol etmek İran’a, stratejik açıdan üstünlük sağladı.

Haklılığın ve stratejik üstünlüğün verdiği özgüvenle İran’da kendi savaş şartlarını 10 madde halinde yayınladı:

1) İsrAmerika’nın bir daha İran’a saldırmayacağı, Birleşmiş Millet tarafından garanti edilmelidir.

2) Uygulanan ekonomik yaptırımlar derhal kaldırılmalı ve İran, derhal SWIFT sistemine (uluslararası para transfer mekanizması) girmelidir.

3) İran’a ait, el konulmuş olan milyarlarca dolar derhal serbest bırakılmalıdır (Tahmin 27 Milyar dolar)

4) İran kendi petrolünü uluslararası piyasalarda serbestçe satmalıdır.

5) İran’ın savaş dolayısıyla uğradığı maddi ve manevi kayıplar tazmin edilmelidir. (Tahmin 300 milyar dolar)

6) Hürmüz’ün kontrolünün İran’da olacağı ve geçişlerin ücretlendirileceği konusu uluslararası bir anlaşmayla garantilenmelidir.

7) İran nükleer silah geliştirmeyecektir fakat barışçıl amaçla uranyum zenginleştirmeye devam edecektir.

8) İran balistik füze programını ve uzay çalışmalarını her ülke gibi geliştirmeye devam edecektir.

9) İran’ın, sınırları dışındaki devletler ve topluluklarla (Haşdi Şabi, Hizbullah, Ensarullah vs) iyi ilişkiler geliştirme hakları tanınmalıdır; başta Lübnan olmak üzere tüm İsrAmerika saldırıları durdurulmalıdır.

10) Amerika’nın savaş güçleri bölgeden çekilmelidir.

İran’ın İslamabad’a sadece bu 10 maddeyi tartışmak için gittiği söylendi.

Bu maddelerin, İsrAmerika tarafından derhal rededildiği ve kabul edilmediği söylendi.

Umman’daki barış görüşmelerinin verdiği güvenle İran’dan tam teslimiyet bekleyen İsrAmerika yetkililerinin, İslamabad’da, İran’ın bu kabul edilmesi imkansız şartlarını görünce şok geçirmiş olmaları muhtemeldir.

İsrAmerika tarafının bu maddeleri müzakere etmeyi içlerine sindirmeleri zaman alacaktır; hayal kırıklığına uğramış kibirlilerin, realiteye uyum sağlama süreçleri uzun ve ızdırap verici olur fakat başka şansları yok.

İran, İsrAmerika’nın saldırılarıyla yok olmadı fakat mahvoldu; zaten saldırılardan önce de ekonomisi iyi değildi ve ihtiyaçlarını kıt kanaat giderebiliyordu.

Bu savaşın yarattığı tahribatların parasal değerinin yüz milyarlarca dolara ulaşacağı tahmin ediliyor fakat elde edeceği barışın (dileyen bunu zafer olarak okuyabilir) kıymetine değer biçilemez.

AMERİKAN TOPLUMU DA UYANIYOR

Filistinliler de İsrail’le olan savaşlarında soykırım uğrayıp mahvoldular fakat onlar da İran gibi zafer kazandılar: Düşmanlarına zarar verme zaferi.

7 Ekimden önce İsrail ve Yahudi Toplumu dünyanın en ayrıcalıklı devleti ve toplumuydu.

Bütün dünya, insanlık değerleri bağlamında kendilerini, “Holokost”tan dolayı, Yahudi Toplumuna karşı sorumlu hissediyordu; bu yüzden Filistinlilere karşı uyguladıkları şiddete bile müsamaha gösteriliyordu.

Bugün İsrail Devleti ve Yahudi Toplumu, Filistinlilere uyguladıkları soykırım ve İran’a saldırılarından dolayı dünyanın en nefret edilen objelerine dönüştüler.

Maskeleri düştü ve insanlık adeta uyandı.

Dünya bu kurtuluşu Filistinlilerin direnişi sayesinde öğrendi.

Filistinliler İsrail ve Yahudi Toplumunun karizmasını çizmek için adeta kendilerini ateşe attılar fakat dünyayı kurtardılar.

İsrail’in çıkarlari için Amerika'yı kontrol etmek, İsrail ve Yahudi Toplumunun en önemli stratejisidir.

Böyle olduğu için de Amerika’daki, tabir caizse muhtarlık seçimlerine bile İsrail Lobileri, seçimlere müdahale edip kendilerine müzahir insanları seçtirmeye çalışıyorlar.

Bugün tam tersi bir durum söz konusu.

Savaştan dolayı zarara uğrayan Amerikan toplumu da faturayı, Amerika’yı savaşa sürükleyen İsrail’e kesti ve adeta bir uyanış yaşıyor.

Bu duygularla Amerikan Toplumunda önemli bir kesim, muhtarlık dahil hiç bir yerde İsrail’e müzahir bir aday seçtirmemek için seferber oldu.

Bir Amerikalı, sosyal medyada “ülkeyi İsrail’lilerin etkisinden kurtarmak bir bakıma bizim ikinci bağımsızlık savaşımız sayılır fakat birinciden çok daha zor bir savaş” diyerek kararlılıklarını belirtiyordu.

İzleyip göreceğiz.

Kesin olan bir şey var; savaşla ilgili argümanlar artık tutarlı değil.

Başta Amerikan Toplumu olmak üzere bütün dünya bu savaşın oluşturduğu iktisadi kayıpları minimize edecek tedbirler ve kararlar bekliyor Amerikan yönetiminden.

Taraflar bundan sonra “karşı tarafın hassas noktaları”nı test etmeye çalışacaklar fakat ne olursa olsun gidişatı doğru okumak gerekiyor: amaç savaş değil ateşkes ve istikrar.

Savaşma arzusunun sönümleneceği bir döneme girdik herkese fiyatlamalarını buna göre düşünmesini öneririm.

Amerika’nın Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bayreyn’deki askeri üslerinde 50.000 civarında askeri var.

Amerika’nın Hürmüz Bölgesindeki bu askeri üslerin anahtarını İran’a vermek anlamına gelebilecek bir anlaşmaya razı gelmek istemiyor fakat barış istiyor.

İsrAmerikanın işi hiç de kolay değil.

Bu işin içinden nasıl çıkacaklarını bütün dünya merakla bekliyor.

Hesaplarını yanlış yaparak Dimyat’a pirinç bulmaya giden kibirliler, er ya da geç downgrade edilir ve evdeki bulguru arar hale gelirler.

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.