Bu gerici soldan ve merdiven altı gerici İslamcılardan çok yorulduk

Şu Ortodoks solculardan ve merdiven altı İslamcılardan ne çekti bu ülke be… Yıllardır ülkenin demokratikleşmesine en küçük bir katkısı olmayan laiklik tartışmaları yaşadık.

Esas itibariyle laiklik-dindarlık ekseninde yapılan bu tartışmalar taraflara bir yarar sağlamadığı gibi toplumsal dinamizmi çürütmeye de devam etti.

Evet Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana, demokrasiyi ve cumhuriyeti içselleştirememiş bazı iktidarların laikliği bir baskı aracı olarak kullanmaları yüzünden toplumda belli memnuniyetsizlikler yaşanmış ve özellikle de ‘laikçi’ zihniyete karşı ciddi tepkiler oluşmuştur.

Ama toplumun önemli bir kesiminin laiklikle de Cumhuriyetle de ciddi bir problemi olmamıştır. Esas problem, demokrasiden pek hazzetmeyen, laikliği dogmatik bir zihniyet planında değerlendiren Ortodoks sol zihniyetle demokrasiyi ve cumhuriyeti şeytani bir sistem olarak gören merdiven altı İslamcıların yarattığı kaostur.

Her iki kesimin de kutsalları var, mesela ‘laikçiliği’ bir iman gibi belleyenlerin ‘asrı saadet’i cumhuriyetin ilk yıllarıdır, eğer o günlere geri dönersek kurtuluruz, yoksa şeriat gelir… Oysa cumhuriyetin kuruluş yıllarının kendine has şartları vardı ve henüz dünyada bile demokrasi yeterince gelişmemişti. Hukukun ve demokrasinin geliştiği 21. Yüzyıldan kuruluş yıllarının ‘tekçi’ dönemine özlem duymak olsa olsa cehaletin bir göstergesi olabilir.

Aynı şekilde, henüz göklerden yeryüzüne inememiş cübbeli-cübbesiz ‘kaba softa-ham yobaz’ tayfanın da gerici sola paralel bir masalı var. Başkalarının hakkını-hukukunu yok sayan, kendileri dışındaki cemaatleri, tarikatları bile tekfir eden bu zihniyet yapısının da Ortodoks soldan zerrece bir farkı bulunmamaktadır.

Maalesef iki tarafta oluşan bu gerici yapıyı aşarak, yeni bir zihniyet değişimini sağlayamadığımız sürece yerimizde saymaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Bu çerçevede her iki kesimden de farklı zamanlarda ‘gerici’ örnekler görmek mümkün. Mesela, tam da ramazandan bir iki gün önce, Ortodoks solun seçmece olarak tanımlanabilecek sanatçı, yazar, akademisyen ve gazetecilerinden oluşan 168 kişinin imzaladığı bir laiklik bildirisi yayımlandı.

Zamanlaması da son derece manidar olan bu bildirideki şu ifadelere özellikle dikkatinizi çekmek isterim: “Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump’ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir.

Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ivme kazanmıştır. Bu hamleler toplumdan yükselen laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın provokasyon ve saldırılarını göz ardı etmeye; laik cumhuriyeti savunanların -Anayasa’yı hiçe sayarak- ‘suçlu’ gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir. Laikliği savunmak suç değildir. LAİKLİĞİ birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! Karanlığa teslim olmayacağız!”

Hiç öyle derin analizlere filan gerek yok, kelimenin tam anlamıyla CHP’nin iktidara gelmesini engellemeye dönük bir bildiri…

İnanıyorum ki AK Parti, para verse kendisi için destek niteliği taşıyan böyle bir bildiri yayınlatamazdı. Düşünün ki CHP’nin hinterlandında yer alan bu Ortodoks sol tayfa, büyük toplum kesiminin inanç değerlerini hedefe koyan, incitici bir dille hazırlanmış laiklik bildirisi yayınlıyor. Talihsizliğe bakın ki bu gerici sol azınlığın, hiçbir akıl ve mantıkla izahı mümkün olmayan bildirisi, günün sonunda haksız bir şekilde yine CHP’nin hanesine yazılıyor.

Ve doğal olarak AK Parti, bu Ortodoks solun akılsızlıkları üzerinden CHP’ye yüklenerek diyor ki: “CHP gelirse, bu laikçi zihniyet size hayat hakkı tanımayacak.”

Kimse kusura bakmasın, bu laiklik bildirisinin kahramanları, kesinlikle AK Parti iktidarını daha da tahkim eden bir anlayışın temsilcileridir. Komplo teorilerine inanmam, hiç de sevmem ama galiba bu arkadaşlar AK Parti ile ortak çalışıyor…

Eğri oturup doğru konuşalım, bu arkadaşların demokrasi, hukuk gibi bir dertleri yoktur. Dikkatle incelediğinizde, bildirinin hiçbir yerinde ‘hukuk devleti’nin, ‘hukukun üstünlüğü’nün yok edildiğine ve de AK Parti iktidarı döneminde toplumun adalete hasret bırakıldığına işaret eden bir tek ifade bile bulamazsınız.

Kim ne derse desin, bu arızalı zihniyet yapısının esas hedefi CHP’deki değişim çizgisidir. Biliyoruz ki Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel çizgisi, yıllardır iktidar olamayan CHP’yi ayağa kaldırarak birinci parti haline getirmiş, 2024’te de yerelde iktidar yapmıştır ve halen de birincilik konumunu sürdürmektedir. Çünkü bu çizgi, toplumun bütün kesimlerini kucaklamayı önceleyen ve de herkesi demokratik hedeflerde buluşturabilecek yeni bir anlayışın adresidir.

YORUMLAR (15)
15 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.