Galiba bu dünya şairlere göre değil...

Geçtiğimiz pazar günü kaybettik Mehmet Müfit’i. Babam ağır bir hastalık geçirdiği için Bursa’daki hastanede, başındaydım. Gazeteden arkadaşlar Mehmet Müfit’in vefatı dolayısıyla görüş almak üzere aradılar. O anda bir şair dostu kaybetmenin acısını hissettim içimde. Allah’tan rahmet diledim... Bizzat cenazesine katılıp güle güle şair dostum demek isterdim ama olmadı...

Aslında ölenlerin ardından yazı yazmak çok benimsediğim bir yöntem değil. Hatta zaman zaman bu tür yazılar bir tür gösteriye dönüştüğü için hep uzak durmaya çalıştığımı da söyleyebilirim. İnanıyorum ki Mehmet Müfit’le ilgili yazacaklarım, hiçbir şekilde ısmarlama cümlelerden oluşmayacak. Çünkü Mehmet Müfit riyasız ve gerçek bir adamdı.

Evet büyük göç hazırlığı başlayıp, veda saati geldiğinde dil susar ve ölüm düşer şairin şiirine...

Kalbine beyaz bayraklar çekerek karşılar ölümü şairler.

Her ne kadar Cahit Sıtkı Tarancı,

/Kapımı çalıp durma ölüm,

Açmam;

Ben ölecek adam değilim/ dese de galiba bu dünya şairlere göre değil... Çünkü onlar hep seyircisiz bir hayattan hoşlanırlar. Ben riyakarlığın ve siyasi kıyıcılığın en çok şairlerin kalbini acıttığına inanıyorum. Belki de bunun için hep erken veda ediyorlar...

Ölüm kimseye yakışmıyor belki ama dünya, sahnesini başkalarına bırakarak yoluna devam edecek. Şairler de şarkılarını söylemeye, isyan bayraklarını yükseltmeye devam edecekler. Ünlü Suriyeli şair Nizar Kabbani’nin dizelerinde olduğu gibi...

/Şarkıcı nasıl söyler şarkısını,
Dudakları dikilmişken efendim?
Bir Arap şairi ölünce bugün
Kim dua eder O’na?
El öpmez benim şiirim
Doğrusu sultanlara düşer
Şiirimin ellerini öpmek!

Dostlarım
Başkaldırmıyorsa, nedir ki şiir?
Azgınları ve azışları devirmiyorsa, nedir ki şiir?
Zamanda ve mekanda
Sarsıntı yapmıyorsa, nedir ki şiir?
Kisra Nuşirevan’ın başındaki tacı
Yere çalmıyorsa, nedir ki şiir?
/

Elbette şairlerin ölümünün ardından yas tutmayacağız ama hayatın zalimliklerine de boyun eğmeyeceğiz. Dostlarımızın ardından bütün şiirleri daha gür bir sesle söyleyeceğiz. Mehmet Müfit’in şiirinde olduğu gibi elimizi uzatıp büyük yolculuğa çıkan şairlerimize veda edeceğiz...

/Ferhat bile işaretlenmiş bu silindir kentte
nokta kadar hain, virgül kadar muhbir
bir gökdelenin gölgesinde. Şirin ise kayıp
çoktan kayıp, eflatun mürekkeple
kalın do kadar rüzgâr, ince do kadar yelken
bir düşüncenin tepesinde

al tut şu sesimi kardeşim
-bırakma!/

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
1 Yorum