Modern eşkıyalar artık her ülkenin kapısını çalabilir
İnsanoğlu yüzyıllar içinde tiranların, diktatörlerin, eli kanlı despotların hakim olduğu karanlık sistemlerle mücadele etti, bu uğurda milyonlarca insan hayatını kaybetti ve tarihin hafızasına büyük acılar kaydedildi.
Yaşanan bu acıların, insana yönelik kıyımların ardından sonunda insanlık ailesi, tecrübelerinin de yardımıyla tarihin her aşamasında biraz daha tekamül ederek insan olmanın erdemine yakışan yeni sistemler geliştirmeyi başardı.
Demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri keşfetti ve insan onuruna yakışan bir dünya kurma konusunda önemli mesafeler kazandı.
Herkes için hukukun egemen olduğu, kimsenin kapısını haramilerin, eşkıyaların çalmadığı daha insani ve modern bir dünyada yaşadığımızı sanırken, bir anda uluslararası hiçbir hukuk kuralını tanımayan Ortaçağ kalıntısı haydutlar çıkageldi.
Kim bu Ortaçağ kaçkınları diye sormayın, çünkü onları çok iyi tanıyoruz. Kelimenin tam anlamıyla 21. Yüzyılda bir eşkıyalık düzeni kurma hevesine kapılan bu iki deli, yani Trump ve Netanyahu canları insan öldürmek isteği için bir sabah kalkıp İran’a saldırdılar dini lider Hameney’i, pek çok üst düzey komutanı, üst düzey yönetici öldürdüler.
Ve tabii ki her zaman övündükleri katillik mesleğinin gereği olarak çocukları öldürdüler.
Bu ikiliyi artık bütün dünya tanıyor, Hitler’in 21. Yüzyıl versiyonu olan Netanyahu Gazze’de bebekleri, çocukları, sivilleri katlederken, çocukların Amerikan silahlarıyla öldürülmesinden mutlu olan ve bununla övünen Trump…
Sözün ve insan olmanın erdeminin bittiği bir noktadayız. İki dünya savaşının yaşandığı dönemlerde bile savaşın bütün acımasızlıklarına rağmen, küçük de olsa belli hassasiyetler vardı. Ülkeler bir taraftan savaşırken, bir taraftan da iki taraf arasında müzakereler sürüyor ve uzlaşma opsiyonları her zaman masada oluyordu.
Şimdi bu demokrasi düşmanı Trump ve onun soykırımcı yardımcısı Netanyahu, günlerce bütün dünyaya adeta İran’la ilgili saldırı reklamı yaptı. Hatta Trump, Hameney’i öldüreceklerini açıklamaktan bile çekinmedi ve sonunda öldürdü.
Bir ülkeyi bu kadar aşağılamak hangi kitapta yazar Allah aşkına… Zaman zaman farklı ülkeler arasında krizler, hatta savaşlar yaşanabilir ama böylesine onur kırıcı bir muameleyi hiçbir ülke hak etmiyor.
İran’daki mevcut molla despotizmini onaylamayabilirsiniz, orada ölümü göze alarak özgürlükleri için sokaklara ve rejim tarafından öldürülen insanlara destek de verebilirsiniz. Bu destek yazıyla, sözle olduğu gibi bazen lojistik yardım bicinde de olabilir.
Ama dünyanın sahibi olduğunu sanan bir delinin çıkıp bir ülkenin liderini öldürmesi, kaçırması olsa olsa bir eşkıyalık düzeninin göstergesi olabilir.
Ayrıca bu korsanlık saldırısı, İran’da bir rejim değişikliğinin garantisi olamayacağı gibi, Ortadoğu’yu sonucu belirsiz derin bir kabusa da sürükleyebilir.
Nitekim Financial Times’ta yayınlanan analizde, Trump’ın İran’a yönelik politikalarının yüksek risk taşıdığı ve olası rejim değişikliğinin karmaşık sonuçlar doğurabileceği vurgulandı. Yorumda ayrıca, operasyon sonrası belirsizliklerin artacağı ve Tahran’ın sert bir misilleme yapma olasılığının bulunduğuna dikkat çekildi.
Gidişat böyle devam ederse ki öyle görünüyor, dünyanın kabusu haline dönüşen bu çılgın ihtiyar, bütün dünyada ‘Amerikan düşmanlığı’nı zirveye taşımadan gitmeyecek.
Aynı şekilde bir bebek katili olarak ün yapan Netanyahu da yıllarca mağduriyetler, acılar yaşamış olan Yahudileri dünya halklarının gözünde bir nefret objesine dönüştürmeden gitmeyecek gibi görünüyor.
Kuşkusuz bu deliler çağında, dünyadaki bütün bir insanlık ailesi olarak hepimiz tehlike altındayız.
Çünkü demokratik dünyanın o anlı-şanlı ülkeleri dahil, hemen bütün ülkelerin hiçbirinden (İspanya hariç), bu Ortaçağ kaçkını iki korsana karşı bir tek onurlu ses yükselmiyor ne yazık ki…
Bu arada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, "Komşumuz İran'a yönelik Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz" ifadelerini pozitif olarak not etmek gerekiyor. Her ne kadar Trump’a açıktan bir eleştiri yapılamamış olsa da her şeye rağmen son derece önemli…
Eğer dünya, hukuk tanımayan, insanlık onurunu çiğnemekte bir beis görmeyen bu eşkıyalık düzenine karşı sesini yükseltemezse, bir gün bu Ortaçağ korsanları her ülkenin kapısını çalabilir, bunu unutmayalım…
