Onu dinlerken sadece yalnızlar bilir neden ağladığımı…

Yıllardır dinlediğim halde sanki yeniden keşfediyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum ve kendimi ilahi bir huzura teslim ediyorum Roy Orbison’un “Only The Lonely” şarkısını dinlerken…

İşte gitti bebeğim,

işte gitti kalbim. Sonsuza

dek gittiler,

çok uzaktalar.

Ama sadece yalnızlar

bilir neden ağladığımı.

Sadece yalnızlar.

Henüz dijital dönemin başlamadığı zamanlarda, müziksever bir dostumuza boş kasetler götürüp Queen, The Beatles, Pink Floyd, The Rolling Stones, Led Zeppelin, Yes ve U-2 gibi efsane müzik gruplarından şarkılar doldurturduk. İşte o yıllarda Roy Obesion’un ‘Only The Lonely’, ‘In Dreams’ ve ‘Pretty Woman’ şarkılarından oluşan bir kaset de doldurmuştu arkadaşım…

Geçtiğimiz günlerde, kitaplar ve hatıralar arasına saklanmış beyaz bir sayfaya not ettiğim “Only The Lonely” şarkısının yukarıdaki sözleriyle karşılaştım. Galiba insan belli bir yaşa gelince, eski defterleri karıştırıp hatıralar denizinde yolculuk yapmayı çok seviyor.

İyi ki hayatımın en güzel yıllarında, rock’tan caza ve klasik müziğe kadar dünyanın en muhteşem sanatçılarının müziği ile tanışmışım. Yoksa bugün, müziksiz geçen yılların ardından hayıflanmaktan başka bir şey gelmezdi elimden…

Rock ‘n’ roll’un kurucu babalarından birisi olan Roy Orbison, harika bir rock müzisyeniydi. Kendine has bariton sesi, melankolik vokal tarzı ve şarkı yazma biçimiyle eşsiz özelliklere sahip bir sanatçıdır. İnsanı sesiyle yıldızlara tırmandırır, yormadan ve yapaylığa düşmeden sizi alıp başka alemlere götürür.

Kuşkusuz müzik konusunda herkesin farklı bakış açıları vardır. Benim içinse müzik, korkulardan, kaygılardan arınarak yıldızlara yükseliyormuş hissiyle kalbimi zenginleştiren sanatsal bir yaratımdır. Bu vesileyle yeni keşiflere çıkarak zihinsel ve entelektüel edilgenliğe kavuşuruz. Çünkü müzik, kara güneşin gölgelerine karşı elimizdeki en güçlü fenerdir.

Eğer Roy Orbison’un müziğine kalbimizi açmayı başarabilirsek, hayatımızı daha da anlamlı kılacak yeni kapılar açılacaktır önümüzde…

Çünkü “Orbison, üç oktavlık bir ses aralığına ve yorumcuların ‘camları kıracak kadar tiz’ olarak tanımladığı eşsiz bir sese sahipti. Elvis Presley bile Orbison’ı ‘dünyanın en büyük şarkıcısı’ olarak nitelendirmişti. 1987’de Orbison/Joe Melson klasiği ‘Crying’in yeniden yorumuyla Orbison ile Grammy’yi paylaşan Kanadalı şarkıcı KD Lang, Orbison’ı bu kadar etkileyici bir şarkıcı yapan şeyin, güzel sesiyle karanlık vizyonunun bir araya gelmesi olduğunu söylüyor. Arizona Eyalet Üniversitesi’ndeki film, medya ve popüler kültür merkezinin yöneticisi Lehman ise, Orbison’ın sıklıkla neredeyse mazoşist bir sahne kişiliği sergilediğini ve bunun acı ve kayıptan adeta zevk aldığını söylüyor.” (NPR/ Eric Westervelt)

Bu kadife sesli efsane, özellikle 1970’lerde görmezden gelindi, ancak o 80’lerde The Traveling Wilburys adlı yıldızlar topluluğu da dahil olmak üzere çeşitli işbirlikleriyle büyük bir geri dönüş yaptı.

Gizemli yaşadı, az konuştu, keşke özellikle müziğe bakışı konusunda, daha çok şeyler söyleyip yeni kuşaklara zengin bir müzik külliyatını miras olarak bırakabilseydi. Zira Roy, müzik dünyasında çok yetenekli, şöhretli insanlar arasından süzülerek zirveye çıkmayı başarmıştı.

Orbison ile turneye çıkan Celine Dion, onun çok yumuşak bir şekilde şarkı söylediğini belirterek şunları söylüyor: “İki adım ötede olurdum ve o yüksek notalara çıktığında da sessiz ve içtendi. Ama bu duygu bir elektrikli matkap gibi insanın içinden geçerdi.”

Talihsizlik o ki Roy Orbison, 6 Aralık 1988’de, yeni bir neslin müziğini ve sesini yeniden keşfedip benimsemeye başladığı bir dönemde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Wilburys grubu Grammy ödülünü yeni kazanmıştı ve Orbison da Rock and Roll Şöhretler Salonu’na yeni girmişti. Sadece 52 yaşındaydı.

En zor anlarınızda gece 024 sularında Orbison’un “İn Dreams” şarkısına kendinizi bırakın ve bir dua gibi dinleyin…

/Kum adam dedikleri şeker renkli bir
palyaço.

Parmak uçlarıyla

Her gece odama gelir

Sadece yıldız tozu serpmek ve fısıldamak için:

Uyu. Her şey yolunda.”

Gözlerimi kapatırım, sonra sihirli geceye sürüklenirim.

Hayalperestlerin yaptığı gibi usulca sessiz bir dua söylerim.

Sonra seninle ilgili rüyalarımı hayal etmek için uykuya dalarım./

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.