Back To Top
Strauss’un Obua konçertosu Nazi sicilini temizler mi?

Strauss’un Obua konçertosu Nazi sicilini temizler mi?

 - Son Güncelleme: 13.10.2019 Pazar 08:50
- A +

Geçtiğimiz günlerde TRT3’te Richard Strauss’un Obua Konçertosunu dinliyorum. Konçerto başlamadan önce sunucu eserin kısaca yazılış hikayesini anlattı. Ünlü konçertonun besteleniş öyküsü gayet ilginç. Nazilerin kanlı döneminin ardından Hitler yeraltı sığınağında 30 Nisan 1945 günü intihar etmiş ve bir dönem kapanmıştı.

Richard Strauss, savaş bittiğinde Bavyera eyaletinin güneyindeki Garmisch-Partenkirchen’de bulunan villasının kapısını çalan Amerikan askerlerini “Ben Güllü Şövalye ve Salome operalarının bestecisi Richard Strauss’um” diyerek karşılıyor. Strauss’tan haberdar olan Amerikan askerleri arasında, efsanevi şef Fritz Reiner’in Pittsburgh Senfoni’de obua grup liderliğini yapan ve o sıralarda askerliğini Bavyera’da yapan John de Lancie adlı bir de müzisyen de bulunuyordu. Lancie, evinde ziyaret ettiği besteciye bir obua konçertosu besteleyip bestelemediğini sorduğunda aldığı cevap ‘hayır’ olmuş. Gelgelelim, askerin sorusu Strauss’un kafasını kurcalamaya devam etmiş ve kariyerinin sonbaharında eserleri arasına bir de obua konçertosu katmanın hiç de fena bir fikir olmadığı konusunda ikna olmuş. Strauss’la aralarında geçen bu sohbetin ardından, bestecinin bir obua konçertosu bestelemesi Lancie’yi bile şaşırtmıştı.

Değerli bir klasik müzik yorumcusu olan Serhan Bali Strauss’un Obua Konçertosu ile ilgili Andante dergisinde şöyle bir değerlendirmede bulunuyor: “Strauss’un bu sevimli Obua Konçertosu’nun pek sık seslendirilmemesinin ardında çok zor bir eser olması yatıyor. Obuacılar için çetin ceviz diye nitelendirilen eser, tematik malzeme bakımdan bestecinin Symphonia Domestica adlı senfonik şiiri ve Ariadne auf Naxos operasını yer yer akla getiriyor. Strauss’un insan sesini en iyi anlayan bestecilerin başında geldiği gerçeği, bu operavari konçertoyu dinlerken akla gelen bir başka husus. Günümüzün en iyi obuacılarından biri olarak görülen François Leleux, muhteşem tekniği, kadife tonu ve enerjik yorumuyla konçertonun dinleyici nazarındaki cazibesini zirveye çıkartmayı başaran olağanüstü bir müzisyen. Strauss’un bu geç dönem çetin cevizi her obuacıya göre değil; altından kalkmak için bu sazda üstün bir virtüöz seviyesine ulaşmış olmak gerekiyor.”
    Nazi felaketinin bütün bir Avrupa’yı kuşattığı bir dönemde pek çok sanatçı, edebiyatçı, müzisyen ve fikir insanı gibi Strauss da faşizme bir şekilde kıyısından köşesinden bulaşmıştır. Nazi iktidarının kimi zaman aktif kimi zaman da pasif destekçisi olmuştur.
Bu pasif desteklerinden biri, Nazi iktidarının ilk yılı olan 1933’de Bayreuth Festivali’ine Nazilerin Yahudi politikası nedeniyle katılmayan Arturo Toscanini’nin  yerine Strauss çıkıp Richard Wagnr’in ünlü operası Parsifal’i yönetir. Aldığı tepkiler üzerine “Nazilerle ne alakâsı var, ben wagner seviyorum; hem ben de gelmesem festival aksar, onca insan ekmeğinden olur” der ama Nazilere de bir şekilde bulaşmış olur. Nitekim bu hizmeti halkı aydınlatma ve propaganda bakanı Joseph Gobbels’in  gözünden kaçmaz ve aynı yıl Strauss’u Nazilerin arî müzik propagandası için oluşturulan Reichsmusikammer’in başına getirir.

Strauss Nazilerin Yahudi sanatçılara yönelen düşmanlığını fark etmesi sonunda açıktan tavır almayı göze alamasa da sağlık sorunlarını gerekçe gösterip başkanlıktan ayrılır. İkinci Dünya Savaşı sonrası yargılanır ve 1948’de suçsuz bulunur.

Kuşkusuz Strauss, Nazi Partisi’ne asla katılmamış ve bu zehirli ideolojinin selamından bile elinden geldiğince uzak durmaya çalışmıştır. Hitler’in sağ kolu olan Gobbels için “Almanlığın yüz karası” ifadesini kullanan Strauss, esas itibariyle Gobbels tarafından da asla sevilmemiştir. Gobbels onun için “Ne yazık ki kendisine hala ihtiyacımız var, fakat bir gün kendi müziğimiz olacak ve bu bitmiş adamdan kurtulacağız” ifadelerini kullanmıştır.

Pek çok sanatçı gibi Strauss’un da yolunun Nazilerle kesişmesi elbette Nazi sicilinin tümden silinmesini sağlamaz, ama o 20. Yüzyılın önemli bestecilerinden birisi. Bugün Strauss’un Obua Konçertosunu dinlerken faşizmin değil, müziğin ruhumuza akan o derin ırmağının sesini hissediyoruz.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 13 Ekim 2019 19:50
Müziğin sesiyle Vicdanın sesi karşılaştığında bazan Vicdanın sesi daha bir yüksek çıkıyor. Maalesef ben Wagner dinlerken böyle oluyor.
Kemal 13 Ekim 2019 10:42
Anlayan almıştır mesajı. Fazıl Say alınır mı bilmem.
Bu yazıyı, şu sıralar yazılarını beğenerek okuduğum bir yazarın geçmişte yaptıkları ve yazdıklarına uyarladım da bu kadar donanımlı bir yazarın, tarihte o kadar bariz örnekleri olmasına rağmen “görünen köy” için nasıl olup da yanlış kanılara kapılabildiğine ve sonuçları öngöremediğine şaşırmaktan kendimi alamadım.
KARAR OKURU 13 Ekim 2019 10:23
Almanya'da Strauss, Sovyetler Birliği'nde Şostakoviç'in muadili sayılabilir. Obua konçertosu öyle kıyıda köşede kalmış değil, ortalama üstü her müzikseverin bildiği bir eser. Obua dünyasında zaten herkesin bildiği ve ulaşmak istediği bir zirve. Udilerin Şerif Muhittin Targan'ın eserleri ile ölçüldüğü gibi obuacılar da bu eserle değerlendirilir. Türkiye'de durumu ne bilmiyorum.
külyutmaz 13 Ekim 2019 08:53
"hem ben de gelmesem festival aksar, onca insan ekmeğinden olur." Hergeleye bak:)) Strauss'un müziği pek sıkıcıdır; aynı basit ezgiler,zekadan yoksun orkestrasyon.Tıpkı döneminin milliyetçi coşkuları gibi zekadan yoksun ve tek düze.Savaş tamtamları çalınca Türk aydınının içinde başlayan kelebek kıpırtılarını çağrıştıran ölümcül bir coşku...Ama en azından o öldürmüyor. Strauss isabetli seçim olmuş Sayın Ocaktan.
KARAR OKURU 13 Ekim 2019 08:43
Sanat yazınca köşeye yorum da gelmiyor doğal olarak. Anlamıyor millet işte. Ama Ekrem Başkanı taşlamak için de ellerini ardına koymuyorlar maşallah. Geri kalmamizin en temel sebeplerinden biri de bu. Bilenler susuyor cahiller konuşuyor. Neyse güzel bir pazar yazısı olmuş. Teşekkürler.
KARAR OKURU 13 Ekim 2019 12:17
1
Teneke virtüözümüsün be birader? Bu ne biçim yorum?
Hocam Vivaldi.. yorumunuzu bekliyorum
KARAR OKURU 13 Ekim 2019 01:03
İkisi birbirinden bagimsiz seyler. Coskun aral ın reisin Erdoğan'ı ziyaret etmesi başka , fotoğraf sanatçılığı başka. Ama sanatçılığı tartışmalı herçağın kalitesiz hokkabazlarının ülkenin en üst mevkisiyle ilişkisi nerden baksan avam duruyor.
Yaw he he 12 Ekim 2019 23:42
Hiç de farkında değiliz
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN