‘Terörsüz Türkiye’nin yolunu kesen bilmediğimiz birileri mi var?

Özellikle son günlerde Türkiye’de ve bölgemizdeki gelişmelere bakınca, “Terörsüz Türkiye” adımı konusunda ‘acaba boş hayallere mi kapılıyoruz’ diye sormadan edemiyor insan.

Yaklaşık bir yıldır çözüm konusunu tartışıyoruz, bazen çözümün imkansız olduğuna kendimizi inandırmaya çalıştık bazen de ‘galiba bu kez şeytanın bacağını kırıyoruz, dolasıyla bu meseleyi bitiriyoruz’ diye umuda kapıldık.

Geldiğimiz nokta itibariyle söylemek gerekirse, doğrusu hiç de azımsanmayacak bir mesafe kaydettik. PKK kendini feshetti, silah bıraktı, Öcalan’la kurulan ittifak belli bir noktaya geldi. PKK’nın adımlarına paralel olarak Öcalan’a ‘umut hakkı’ yasası ve PKK militanlarının durumunu iyileştirme konusunda adımlar atılacağı vaat edildi. İktidar doğal olarak sadece PKK’nın değil, Suriye’de SDG’nin de silah bırakmasının şart olduğunu söyledi.

Ve sonunda Amerika, kullanım ömrünün dolduğunu ilan ederek SDG’yi denklem dışında bıraktı. Kısacası Tiktidarın “Terörsüz Türkiye” için talep ettiği şartlar en azından kağıt üzerinde gerçekleşmiş oldu.

An itibariyle PKK ve SDG’den talep edilen şartlar yerine geldiğine göre, iktidarın demokratikleşme adımları ve yasal düzenlemeler konusundaki vaatlerini yerine getirmemesi için hiçbir mazereti kalmamış bulunuyor.

Ama öyle anlaşılıyor ki iktidar, demokratikleşme konusunda pek de istekli değil. Nitekim halk tabiriyle ‘dakka bir, gol bir’, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ‘kent uzlaşısı’ davasında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptrılıverdi.

İşte tam bu noktada AK Parti’nin ittifak ortağı olan MHP lideri Devlet Bahçeli: “Karar evrensel hukuk ilkeleriyle çeliştiği gibi ‘Terörsüz Türkiye’ gayesiyle de taban tabana zıtlık taşımaktadır. Maşeri vicdanda hiçbir karşılığı ve makul bir gerekçesi yoktur” diyerek, iktidarı bir bakıma samimiyet testine tabi tutan küçük çaplı bir bombayı ittifakın ortasına bırakıverdi…

Oysa biliyoruz ki Bahçeli, iktidara bütün uygulamalarında güçlü bir destek veriyor. Bu destek öylesine sınırsız bir destek ki Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kudüs Fatih’i olmasını isteyecek kadar sınırsız…

“Terörsüz Türkiye” için bir takım yasal düzenlemelerin yapılması ve demokratik adımların atılması için, iktidarın elinin ne kadar güçlü olduğunu anlamak için Bahçeli’nin şu sözlerini dikkatle okumakta yarar var: "Sayın Cumhurbaşkanı 'Dünya 5'ten büyüktür' diyor. Ona şunu söyledim; 'Hz. Ömer Kudüs'ü fethetti, Selahattin Eyyubi Kudüs'ü fethetti, Yavuz Sultan Selim Kudüs'ü fethetti, Abdülhamit Kudüs'ü ihya etti. Bu dört isim Kudüs için önemlidir ve semboldür. Neden siz beşinci olmuyorsunuz?' Tarihte Şam ve Kudüs'ün fetihleri arasında bağ vardır. Şam'ı fetheden mutlaka Kudüs'ü fethetmiştir. Bölgede insanlar güvenecekleri güçlü bir lider arıyor."

Bildiğimiz kadarıyla siyasi tarihimizde hiçbir iktidara, bu kadar sınırsız destek sunan böyle bir ortak nasip olmamıştır. Herhalde AK Parti iktidarı, ortağı her konuda böylesine sınırsız destek sunarken, “Terörsüz Türkiye” dosyasında yer alan ‘umut hakkı’ yasası ve demokratikleşme adımları konusunda Bahçeli’yi üzecek bir yaklaşım içinde olmayacaktır.

MHP liderinin bu değerlendirmeleri karşısında, AK Parti cenahından henüz bir değerlendirme gelmedi ama anlaşıldığı kadarıyla pek mutlu değiller…

Muhtemelen iktidar, sadece Öcalan ve PKK’lılarla ilgili yapılacak yasal düzenlemelerin, geniş toplum kesimlerinde yaratacağı rahatsızlıkların siyasal sonuçlarından çekiniyor olabilir.

Öyle ya… Hukukun şirazesinin bozulduğu, fikir özgürlüğünün alabildiğine baskılandığı, gözaltı ve tutuklamaların neredeyse günlük bir rutine dönüştüğü, Ekrem İmamoğlu’nun 35 yıllık diplomasının bile iptal edildiği bir atmosferde, Öcalan’a adada serbestlik getirecek ‘umut hakkı’ yasası karşısında, ya insanlar “Bu nasıl adalet” diye sorarlarsa…

Kuşkusuz şu saatten sonra “Terörsüz Türkiye”nin nihai hedefine ulaşabilmesi için, MHP’nin bugün dillendirdiği söylemlerinin arkasında kararlılıkla durabilmesi son derece önemli. Maalesef bu ülkede siyasi söylemler, uygulama safhasında aynı paralelde sonuçlar üretmiyor. Mesela MHP lideri, en düşük emekli aylığının 20 bin lira olmasını “Sefalet ücreti” olarak değerlendirmişti ama MHP, Meclis’te 20 bin lira için evet oyu kullandı.

Hal böyle olunca, “Terörsüz Türkiye”in hedefine salimen ulaşacağı konusunda toplumda bazı endişeler oluşuyor. Bu yüzden de zaman zaman, neredeyse 50 yıldır Türkiye’nin önünü kesen bu problemin çözülmesini istemeyen, ‘suyun başını tutmuş birileri mi var’ diye sormadan edemiyoruz.

YORUMLAR (21)
21 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.