Yetiştirdiğimiz bu nesillerle övünebilir miyiz?

Kahramanmaraş’ta okula iki adet silah ve 7 şarjörle gelen bir öğrencinin iki sınıfa saldırarak 8 öğrenci ve bir öğretmeni öldürmesi, bütün Türkiye’yi derin bir hüzne boğdu. Bilindiği gibi birkaç gün önce de Urfa’da benzer bir saldırı yaşanmıştı.

Son dönemde okulda, sokakta, çarşıda-pazarda yaşanan şiddet görüntüleri, özellikle büyük şehirlerde racon kesen mafya bozuntuları ve elini kolunu sallayarak icra-i faaliyette bulunan uyuşturucu tacirleri zihinlerimizde adeta korku barikatları oluşturmuş bulunuyorlar.

İnsanlar her gün çocuklarını korkuyla okula gönderiyor. Anneler, babalar her sabah çocuklarının arkasından, “ya çocuğum bugün okula silahla gelen sapık bir katilin kurşunlarının hedefi olursa” diye endişeyle bakıyorlar artık…

Kısacası şehirlerimizi, kasabalarımızı bir korku atmosferi kuşatmış durumda. Ve toplumda kelimenin tam anlamıyla bir cinnet hali yaşanıyor adeta… Okullardaki ‘akran zorbalığı’nda orta okul ve lise öğrencileri birbirini bıçaklıyor ya da öldüresiye dayak atıyorlar.

Dahası, şehirlerin ana merkezlerinde yürürken, bir anda bir uyuşturucu bağımlısının ya da manyak bir katilin bıçağı ile hayatınız sonlanabilir. Son dönemde bu tür korku görüntüleri o kadar sık yaşanmaya başlandı ki doğal olarak insanlar gündüz gözüyle bile sokağa korkarak çıkıyorlar…

Doğrusu böyle bir tablo karşısında, insan ister istemez “bu ülkede insanların güvenliğini sağlayacak bir yönetim erki var mı acaba” diye sormadan edemiyor…

Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’ye dışarıdan bakan birisinin, bu ülkeyi gerçekten yöneten bir iktidarın olup olmadığı konusunda, herhalde ciddi şüpheleri olacaktır.

Öylesine talihsiz bir dönemden geçiyoruz ki ülkemizin bugünü ve yarınları için endişelenmemek mümkün değil.

Maalesef hukuku kaybettiğimiz için yöneticilerimizin, bizi yoksulluktan kurtarabileceklerine güvenemiyoruz.

Eğitimi ideolojik masallarla yok ettiğimiz için çocuklarımızın okullardaki can güvenliğinden emin olamıyoruz.

Her aklımıza geldiğinde torbacıları, mafya bozuntularını, kadın ve çocuk katillerini sokağa salmak için yasal düzenlemeler yaptığımız için sokaklarımızda güvenle dolaşamıyoruz.

Daha da vahim olan şu ki fikir hürriyeti gibi en temel insani haklarını kullananları, siyasetçileri ve halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarını hapse atmada harcadığımız enerjinin binde birini bile genç nesillerin eğitimi için harcama zahmetinde bulunmadığımız için gençlerimizi kaybediyoruz.

Maalesef ülke olarak bir eğitim sisteminden mahrum durumdayız. Neredeyse çeyrek yüzyıldır yönetimde olan AK Parti iktidarı, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” gibi ayağı yere basmayan, akla ve bilime mesafeli modeller anlatmayı pek seviyor. Ancak bunca seneye rağmen, eli yüzü düzgün bir eğitim sistemi oluşturabilmiş değil.

Hali hazırdaki eğitim müfredatıyla 1970’li, 80’li yıllardaki müfredatı karşılaştırmak bile bugün okullarımızın nasıl bir eğitim fukaralığı içinde bulunduğunu göstermeye yetecektir.

Yani bugün 30-40 yıl öncesinin bile gerisindeyiz. Oysa geride bıraktığımız uzun yıllar içinde dünya birkaç kere değişti, nesiller değişti, bilişim teknolojileri aklımızı zorlayan gelişmelere imza attı. Ama biz henüz eğitimde en küçük bir değişim adımı bile atamadık.

İşte 24 yıldır ideolojik saiklerle yürütülen “dindar nesil” yetiştirme projesinin sonuçları… Herhalde böyle bir sonuç için yola çıkılmamıştı. Ama kabul edelim ki “Aklı selim, kalbi selim ve zevki selim nesiller yetiştirmek…” benzeri hamasi sloganlarla çağın gerçeklerini kavrayan nesiller yetiştirmek mümkün olmuyor.

Artık kendimizi kandırmaktan vazgeçelim, ahlaki çürüme ve yozlaşmanın her geçen gün derinleştiği 24 yıllık bir iktidarın eğitim sistemi iflas etmiş bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı, eğer dünyanın en iyi eğitim sistemlerine sahip İsviçre, Almanya, Japonya, Güney Kore, Kanada, Singapur ve İsveç gibi ülkelerdeki başarılı örneklere bakıp yeni bir eğitim modeli oluşturmak yerine, hala hamasi sloganlarla uğraşıyorsa hepimize geçmiş olsun.

İktidar, yaşananlardan ders çıkarıp ideolojik saplantılarından vazgeçerek, eğitim konusunda acil tedbirler almak zorundadır.

Amerika’yı yeniden keşfetmemiz gerekmiyor. Akıl ve bilimle kalkınmasını tamamlamış demokratik ülkeler, yıllar önce eğitim meselesini nasıl çözmüşse, o modelleri inceleyip pekala biz de aynı yolu izleyebiliriz. Aksi taktirde benzer acıları her yaşadığımızda ağıtlar yakıp, kaybettiğimiz canların ardından teselli demeçleri vermeye devam ederiz…

YORUMLAR (10)
10 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.