Zamanın ruhunu yansıtan bir ilahi ‘Kabe’de Hacılar Hu der Allah’
Şu günlerde özellikle ramazanla birlikte dillerden düşmeyen bir ilahi var, “Kabe’de Hacılar Hu Der Allah…” Samsunlu yerel şarkıcı Celal Karatüre’nin söylediği ve adeta viral olan bu ilahiyi her gün, sosyal medya mecralarından farklı mekanlara kadar her yerde duyabilirsiniz.
İtiraf etmek gerekiyor ki bir bakıma şarkı tadında fıkır fıkır bir ilahi… Değişik şehirlerde, dükkanların önünde, otobüs terminallerinde farklı gruplar, okullarda öğrenciler bu ilahiyi söylüyor. Hatta öyle ki bazı okulların ders zili bile “Kabe’de Hacılar” ilahisi ile başlıyor.
Aynı zamanda okullarda “Maarifin Kalbinde Ramazan” etkinliklerinin de bir numarası… Bu etkinlikler kapsamında teneffüslerde çocuklar okul bahçelerinde hançerelerini yırtarcasına “Kabe’de hacılar hu der Allah / Yer gök inim inim iniler Allah / Melekler defteri yeniler Allah” ilahisini söylüyorlar.
Çok farklı kesimlerin ve özellikle gençlerin adeta dans ederek söylediği bu ilahi, aslında yaşadığımız dönemin ruhunu yansıtması açısından son derece önemli. Ayrıca genç kuşakların, içindeki coşkuyu yakalaması da hoş…
Ne yalan söyleyeyim, ilk dinlediğimde ben de müziğin ritmine aynı coşkuyla katıldım.
Ancak tasavvuf musikisinin deruni iklimini ve sanatsal gerçekliğini dikkate alarak baktığımda, bu tür ‘pop ilahilerin’ kültürel bir çölleşmenin bir sonucu olduğunu da ifade etmem gerekiyor.
Unutmayalım cami ve tekke musikisinin has ilahileri, bu ülkede yüzyıllardır söyleniyor. 2024’te müzik dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü verilen Ahmet Özhan’ın “Güldeste” adlı ilahi albümündeki şu ilahilere bakmak bile, nasıl zengin bir ilahi kültürüne sahip olduğumuzu gösterecektir.
1-İsm-i Sübhan Virdin mi var?
2-Yunus Diye Diye
3-Yemen Ellerinde Veysel Karani
4-Gaflet Uykusunda
5-Mülki Beka’dan Gelmişem
6-Arayı Arayı Bulsam İzini
7-Yanmaktan Usanmazam
Şimdi çoğumuz hatırlamıyoruz belki ama Kani Karaca’nın o muhteşem sesiyle söylediği şu ilahileri oruç ayının manevi ikliminde dinlemek, eminim gönül dünyamızı daha da zenginleştirecektir.
1-Noldu Bu Gönlüm
2-Makamı Mustafa’dır Bu (kaside)
3-Sakın Dünyaya Aldanma
4-Bu Alem Buldu Nurunla (kaside).
Ne yazık ki hiçbirimizin böyle deruni ilgileri yok artık. Ahlaki erdemlerin kaybolduğu, her şeyin paraya, siyasal ve ideolojik ranta tahvil edildiği bir dönemi yaşıyoruz. Haliyle sanatın, edebiyatın, müziğin sıradanlaşması da kaçınılmaz olacaktır.
Kuşkusuz sadece tasavvuf müziği alanında değil, Türk sanat musikisi alanında da bir tek yeni bestenin yapılmadığını ve kelimenin tam anlamıyla müzikal bir fakirliğin yaşandığını belirtmek gerekiyor.
Bütün farklı sanat ve edebiyat alanlarında olduğu gibi, müzikal anlamda üretilen eserler de bir ülkenin kültürel gelişmesinin en önemli göstergeleridir.
Duygu ve düşüncelerimizin en kolay ve etkileyici ifade biçimlerinden biri olan müzik, aynı zamanda kültürel değerlerimizin de bir yansımasıdır. Yaşadığımız dijital çağda gelişen yeni teknolojiler, birçok alanda olduğu gibi müzik sanatını da derinden etkilemiş bulunuyor.
Bu dijital dünyada, bütün sanat alanlarının olduğu gibi, müziğin de etkilenmemesi elbette mümkün değil. Doğal olarak genç kuşaklarla buluşamayan müziklerin beğeni kazanması oldukça zor. Bu yeni sosyolojiyi artık bir veri olarak kabul etmek zorundayız.
Ancak günümüzde, kültürel erozyonun en yoğun biçimde hissedildiği alanlardan birisi de ne yazık ki müzik sanatı. Özellikle genç kuşakların, derin bir kültürel yabancılaşma ile karşı karşıya oldukları da bir gerçek.
Bu şartlarda, gençlerin nasıl bir müzik dinlemesi gerektiği konusunda elbette bir sınır koyamayız. Zira müzikal anlamda öylesine coşkulu şarkılar üretiliyor ki böyle bir tabloda çıkıp “Bu şarkılar, bizi kültürümüze yabancılaştırıyor” diye gençlerin beğenilerinin önüne set çekemeyiz.
Galiba, kültürel köklerimizden beslenen zengin Türk musikisini özellikle orkestral anlamda, daha çağdaş formlarla genç kuşakların, dijital çağda oluşan yeni beğenileriyle buluşturmak zorundayız. Aksi taktirde genç kuşakların, müzikal temeli olmayan, belki de yarın kimsenin hatırlamayacağı pop şarkılar ve pop ilahiler rüzgarında savrulmaları kaçınılmaz olur.
