Neden şimdi?

BM Genel Sekreteri António Guterres, maiyetiyle birlikte pazartesi akşam saatlerinde Kıbrıs’a geldi. Dün sabah GKRY, öğleye doğru da KKTC cumhurbaşkanlarıyla görüşen Guterres; ardından müzakerelerde yer alan isimlerle, sivil toplum temsilcileriyle ve Kayıp Şahıslar Komitesi yetkilileriyle buluştu, liderlerle akşam yemeği yedi. Programına göre bugün de üçlü bir görüşme gerçekleştirmesi ve ardından bir basın açıklaması yapması bekleniyor.

Görev süresi yılın sonunda bitecek olan Guterres’in amacı belli ki sorunu nihai olarak çözmekten ziyade çözüm sürecini yeniden rayına oturtmak; Kişisel Temsilcisi aracılığıyla geliştirdiği ve tarafların beklentilerini optimum düzeyde karşılayacak bir yol haritası üzerinden müzakerelerin başlamasını sağlamak. Anlaşılan o ki nihai hedefi; üç garantör ülke ve iki tarafın katılımıyla gayriresmî formatta eylül ayında, büyük olasılıkla New York’ta bir toplantı gerçekleştirmek.

Politis ve Independent’a sızdırılan ana hatlardan anlaşıldığı kadarıyla Genel Sekreterin aklında, Rum tarafının kabullenmekte zorlanacağı “gevşek bir federasyon” modeli var. Ancak detaylar; neyin ne kadar müzakere edileceği, sürecin Crans-Montana’dan mı yoksa en baştan mı başlayacağı, bir zaman sınırı konup konmayacağı ve Türk tarafının sürece ilişkin diğer taleplerinin kabul edilip edilmeyeceği henüz belirsizliğini koruyor.

Bu detaylar muhtemelen bugün de netleşmeyecek; “yapıcı muğlaklık” adına müzakere süreçlerinin içine sindirilecek ve iki taraf arasında güveni artıracak klasik önlemlere, başarılabilen somut işlere ağırlık verilecek. Sanırım bu ziyaret, tarihe yeni bir çözümün başlangıcından ziyade, 16 yıllık bir aranın ardından Kıbrıs’a gelen bir Genel Sekreterin soruna vedası olarak geçecek. Çünkü Rum tarafı, Guterres’in zihnindeki çözümü akamete uğratmak için elinden gelen her şeyi yapacağa benzer.

Nitekim şimdiden çalışmaya başladılar; geçici çözümü AİHM tarafından Taşınmaz Mal Komisyonu’na bırakılan mülkiyet sorununu, kendi mahkemelerinde gördükleri ceza davaları yoluyla araçsallaştırmaya ivme kazandırdılar. 2006 yılında Ceza Yasası’na ekledikleri 303A maddesini bir kez daha kullanarak, eş değer mal sahibi bir Kıbrıslı Türk hakkında “yabancıya satış yaptığı” gerekçesiyle tutuklama emri çıkardılar.

2005’ten bu yana sayısının 100’ü geçtiği belirtilen bu tutuklama emirlerinin; müteahhitler, yatırımcılar ve Orams davasındaki gibi yabancı alıcılardan sonra sıradan insanları da kapsayacak şekilde genişletilmesi, topraklarının büyük bir bölümü 1974 öncesinde Rumlara ait olan KKTC’de ciddi endişe yarattı, haklı tepkilere yol açtı, süreci müzakere yoluyla yürütmek isteyen Cumhurbaşkanı Erhürman üstünde de bariz siyasi baskı oluşturdu.

Bunun planlı ve programlı bir stratejinin parçası olup olmadığını bilmiyoruz; ancak tesadüfi bir mahkeme kararı dahi olsa zamanlaması manidar ve tepki doğurması gayet doğal. Yine de bu tepkinin doğru yönetilmesi şart. Karşı tarafın beklediği gibi “Bu sorun böyle çözülmez” diyerek süreçten kopmak yerine, çözümün kaçınılmaz olduğunun ısrarla anlatmasını, bu tür yaptırımların asimetrik sonuçları olabileceğinin hatırlatılmasını gerektiriyor.

Bence, mülkiyet söz konusu olduğunda hukuki süreç yerine cezai yollardan çözüm arayışı Kıbrıs sorununun artık bir an önce çözülmesi gereğinin kanıtı mahiyetinde ve öyle de sunulmalı. Müzakerelere kesin bir zaman sınırı konması s Neden şimdi?

ağlanmaya, “kadife ayrılık” maddesi bulunacak çözüme eklenmeye ve sürecin işleyişine ilişkin ön koşulların BM Güvenlik Konseyi kararıyla tescil ettirmeye odaklanılmalı. İki devletli çözüm bir başlangıç koşulu değil, nihai hedef olarak konumlandırılmalı…

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.