Ukrayna savaşı yakında biter mi?

Rusya’nın 24 Şubat 2022’de büyük bir yığınak ve hevesle başlattığı savaş en az 400 bin askerini savaşta yitirmesine, 900 bin kadarının da yaralanmasına rağmen ne asıl hedefi olan rejim değişikliğinin gerçekleşmesine ne de Rusça konuşulan bölgelerin tamamının kontrol altına alınmasına yol açtı. Rusya tüm askeri gücüne karşın Ukrayna’da kelimenin tam anlamıyla batağa saplandı.

Ambargolara tabi tutuldu, ekonomisi etkilendi, cephe hattının çok ötesindeki şehirleri dahi Ukrayna’nın asimetrik saldırılarından nasibini aldı. Ukrayna’da yıprandığını gören hasımları da onu daha çok yıpratmak için daha çok çaba harcamaya, daha fazla fedakarlıkta bulunmaya başladı. Ukrayna da benzer biçimde hırpalandı ama direndi, zaman zaman destek vermekten vazgeçen müttefiklerini zorladı.

Savaş dünya ekonomisini de kaçınılmaz olarak etkiledi. Enerji krizleri, arz güvenliğine ilişkin sorunlar, tahıl ve gübre tedarikinde daralmalar, pek çok malın fiyatında dalgalanmalar, enflasyonist baskılar yaşandı. Hepsinin ötesinde dünya nükleer çatışmanın eşiğinde durdu kaldı. Trump işbaşına gelene kadar küresel savaşa sürüklenme olasılığı her geçen gün katlanarak arttı.

Savaşın ilk günlerinden bu yana çözüm arayışları da oldu. Türkiye ateşkesin sağlanması için ciddi çaba harcadı. Tarafları defalarca bir araya getirdi. Tahıl ve gübre krizinin aşılmasında, esir takasında önemli roller oynadı. Kıyıdaş olmayan savaş gemilerinin Karadeniz’e girişini Montrö Sözleşmesi’ine dayanarak etkin şekilde kapattı, bölgenin olası bir coğrafi tırmanmaya neden olmamasını temin etti.

Ancak savaş günümüze değin bitmedi, çatışmanın yoğunluğuna ve karşılıklı söz düellolarına bakarsanız da biteceğe pek benzemiyor. Diğer yandan bazı gelişmeler tarafları barışa “teşvik ediyor”. Bu gelişmelerden ilki hafta sonunda NATO Zirvesi’ni değerlendirirken sözünü ettiğim Ukrayna’nın üyeliğinin NATO tarafından Ankara’da rafa kaldırılmış olması.

Muhtemelen bildiğiniz gibi bu konu Rusya’nın Ukrayna saldırısının temel gerekçesiydi, barış için yapılan müzakerelerin de önkoşuluydu. 2008 Bükreş Zirvesi’nde tanınan, 2023 Vilnius’de müttefikler razı oluncaya dönüştürülen, geçen yıl da genelleştirilip iyice muğlaklaştırılan üyelik hakkı Ankara’da tamamen gündemden çıkartıldı. İttifakın bu konudaki duruşu Rusya’nın beklentileriyle uyumlu hale getirildi.

İkincisi ise Ukrayna’nın kendini savunmada, hava sahasını korumada giderek zorlanmasıyla ilgili. Evet, Ukrayna Rusya’nın ilerlemesini büyük ölçüde yavaşlattı ve maliyetli hale getirdi ama hava sahasını giderek daha zor korumaya başladı. Rusya’nın hipersonik füzelerine karşı başkentini dahi savunamaz hale geldi. Patriotlara ihtiyacı var fakat Amerika’nın bile elinde yeteri kadar yüksek irtifa hava savunma sistemi yok.

Denildiğine göre Lockeed Martin ayda en fazla 60 adet üretebiliyor oysa Amerika bundan çok daha fazlasını tıpkı deniz konuşlu sistemler gibi İran’a karşı açtığı savaşta kullanıyor. Ve bu savaş da biteceğe benzemiyor. Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusu açıklığa kavuşmadan, İsrail’in maksimalist ihtirasları dengelenmeden Amerika’nın artık hiç hevesli olmadığı Ukrayna’ya kota ayırması imkânsız.

Trump geçtiğimiz günlerde Ukrayna’da üretimden söz etse de bunun nasıl yapılabileceği, kaç yılda böylesi bir üretim tesisinin faaliyete geçebileceği, Rusya’nın bu tesisi önleyici bir müdahaleyle yok edip etmeyeceği tartışmalı. Avrupa ise daha ziyade kendi derdinde, Rusya bize saldırmasın, Amerika bizsiz plan yapmasın haleti ruhiyesi içinde. Yardım yapacaklar ama belli ki görünür bir gelecekte hava savunma şemsiyesi sağlayamayacaklar.

Tüm bunlar barışın gelmesine yol açar mı? Trump’ın var olan statükoyu ateşkes çizgisi olarak kabul eden planının geriye kalan maddelerinin görüşülmesine geçilebilir mi, yoksa başka bir plan veya yine Türkiye’nin ev sahipliğinde bir inisiyatif geliştirilebilir mi kestirebilmek kolay değil.

Pek çok konuda olduğu gibi binlerce değişken akışı belirliyor, karar vericilerin aklını çeliyor. Pazartesi günü Paris’te bir kez daha şahit olduğumuz üzere Avrupa ve Amerika farklı telden çalıyor. Ama Ankara Zirvesi kararları ve savaşın içine girdiği çıkmazlar tarafları barışa olmasa da ateşkese teşvik etme potansiyeli taşıyor…

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.