İman edip salih amel işle-me-yenler

Fon krizi bize, sebep olduğu maddî zararlar dışında çok ilginç şeyler daha gösterdi. Mesela “Yasal olan her şey helal midir?” sorusunu bu krizde yaşananların sembol ismi olarak öne çıkan Fatma Betül Sayan Kaya’ya bakarak artık çok net cevaplayabiliyoruz. Sadece fon meselesi değil, Fatma Betül Sayan Kaya’nın çevresinde dönen diğer iddialar da aynı şekilde aktan ziyade karaya yakın gri bir alanı işaret ediyor. Fon meselesi zincirin son halkası. Ondan öncekilere baktığımızda ise şunları görüyoruz: Fatma Betül Sayan Kaya, ailesinin maddî durumu kötü olmamasına rağmen Amerika’da İBB bursu ile okumuş. Başarılı her öğrenci bursla desteklenebilir yani burada yasal bir problem yok ama problem yok da denmez. Bir diğer iddia Fatma Betül Sayan Kaya’nın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yaptığı 776 günde yaklaşık 60 özel kalem müdürü değiştirdiği iddiası, yaklaşık 13 güne bir özel kalem müdürü denk geliyor. Bu iddianın önemi, özel kalem müdürlüklerinin istisnaî memuriyet kapsamında olması yani bu kişiler 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenen sınav, adaylık, kura gibi durumlardan istisna tutularak memur oluyorlar. Bu da görev yapılan süre içinde yaklaşık 60 kişiye, halkın girdiği KPSS gibi süreçlere girmeden memuriyet hakkı tanınması demek. Yasal mı, yasal ama problemsiz demek mümkün değil. Tıp doktorluğu hakkını nasıl elde ettiği de tartışmaya açıldı çünkü kronolojik olarak tıp eğitimini sürdürmesi gereken süre içinde pek çok başka görev yürüttüğü ve devamsızlık, mecburî hizmet gibi şartları yerine getirmesinin şaibeli olduğu belirtiliyor. Bütün bunlar başörtülü olması ile birlikte okunuyor. Bu noktada ben bir kişinin başörtülü olup olmamasının gösterge olabileceğine inanmıyorum ama toplumda başörtünün dindarlığın bir sembolü olarak algılandığı bir gerçek. Oysa pek çok kadın başörtüyü dindar olduğu için değil, ülkemizde örfen başörtüsü takmak yaygın olduğu için taşıyor ama konumuz bu değil. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” atasözüne “Ayinesi iştir kişinin başörtüsüne bakılmaz” diye bir gönderme yaparak konuya döneyim.

Kitabımızdaki ayetlerde “iman etmenin” yani Allah’a inanıp güvenmenin yanında pek çok kez “salih amel işleyemek” ifadesi yer alır: Ayetlerde iman eden ve salih amel işleyenlerin, pek çok mükâfatla karşılanacağı ve cennetlere yerleştirileceği belirtilir. Mesela Maide suresi 9. ayet şöyledir:

“Allah, inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara şunu vaat etmiştir: Onlar için hem bağışlanma hem de büyük bir ödül vardır.”

Salih kelimesinin dağarcığına baktığımızda ise içinde “doğru, iyi, dürüst, sağlam, erdemli olmak, uygun olmak” anlamlarını taşıdığını görürüz. Kısaca salih amel işlemek; ayetlere uygun, iyi ve kaliteli işler yapmak anlamına gelir. İman etmek yani Allah’a inanıp güvenmek ne kadar soyutsa salih amel işlemek o kadar somuttur ve ayetlerde ikisi cennetle mükafatlandırılacak müminlerin özelliği olarak birbirinden ayrılmaz bir ikilidir. Ayrılmaz bir ikilidir dedim ama bugün yaşadığımız olaylar ve benzerleri Allah’a iman sorunu olmayan insanların bazılarının iş salih ameller işlemeye geldiğinde imtihanlarında zorlandıklarını açıkça gözler önüne seriyor. İmtihanlarını kaybedip kaybetmediklerini bu dünya hayatında ölçemeyiz çünkü herkesin tövbe etme yani hatalarından dönüş yapma hakkı son nefese kadar baki. Kişi eğer ölüm gelip çatmadan tövbe ederse ve tövbesi kabul olursa Allah katında günahlarından arınabiliyor ama Allah katında günahlardan arınmak, tam olarak yaptıklarının cezasını bu dünyada hiç görmeyecek anlamına gelmiyor çünkü bu dünyanın işleri bu dünyada görülüyor. Bu yüzden ne günah işlersem işleyeyim tövbe eder kurtulurum mantığı işlevsiz bir mantık, bile bile hatta bir kasıtla işlenen günahlarda tövbe etmek nasip olur mu onu da ancak Allah bilir. Kısaca nasıl olsa tövbe ederime güvenerek günah işlenmez. Bunu göz önünde bulunduran bir Müslüman, iman etmesinin yanısıra yaptığı işlerin niteliğine de çok dikkat etmek zorundadır. Bir değil, iki değil, çoğunlukla gri alanlarda dolaşan işler salih amelden sayılmaz, bunu düşünmek zorundadır bir Müslüman. Bugüne kadar düşünmemişse fark ettiği andan itibaren düşünmek zorundadır. Bir Müslümanın dünya işlerinde dinî hassasiyetleri olmayan insanlardan daha titiz olması gerekmektedir. Günümüzde yaşanan olaylarda ise dinî hassasiyetleri olmayanlar bile rahatsızlık duyuyor. Bu durum, onların da salih ameller işleyenlerden olma gayretinde olduklarının bir göstergesi aslında. Allah’a inanıp güvenmiyorlardır ama salih amel işleyenler zümresine dahil olmaya çalışıyıyorlardır. Allah’a inanıp güvenmemeleri onlarla Allah arasında bir meseledir, diğer insanları daha çok salih amel işleyenlerden olma çabaları ilgilendirir.

Konu biraz karışık, farkındayım, kısaca özetleyeyim: İman iki boyutludur, birincisi Allah’a inanmak, ikincisi güvenmektir. Allah’a inanlar aynı zamanda Allah’a güvenmelidir. Allah’a güven, işini doğru dürüst, iyi ve kaliteli yapmayı yani salih amel işlemeyi gerektirir. Kimi insanlar Allah’a inanmakta sorun yaşarken kimi insanlar ise Allah’a güvenmekte sorun yaşayabilir. Her ne olursa olsun insan bu dünyada imtihandadır ve imtihanlar kazanılabilir de kaybedilebilir de. Önemli olan ders çıkarmak ve bir daha aynı hataya düşmemek niyetiyle hatalardan dönüş yapmak yani tövbe etmektir. Tövbenin kabulü de sadece Allah’la kul arasındadır. Kişi, bu dünyada işlediği suçların cezasından bu dünyada muaf olmaz.

Olan bitenlerden ders çıkarmak ise sadece hata yapan veya günah işleyen için değildir. Olan bitenlerden; o olayı yaşayan, gören, duyan herkes ders çıkarmalıdır. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adının karıştığı olaylardan çıkarılacak dersler ise bir tane değil. En başta yukarıda söz ettiğim başörtü var. Bir kişinin başının örtülü olması dinî hassasiyetlerle hareket ettiği anlamına gelmeyebiliyor maalesef. İster başörtülü olsun, ister başörtüsüz olsun bir kişi, doğrular ile menfaatleri arasında kaldığında doğruları değil de menfaatlerini tercih ediyorsa orada sorun vardır. Bu yüzden siyaset çok zordur. Siyasetçiler ve kamu görevlileri menfaatlerini bir yana koyup kamu yararına hareket etmek zorundadırlar. Özellikle toplumda dinî hassasiyetleri ile tanınanların işleri bir kat daha zordur.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.