İşsizlik oranları ümit verici mi?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı Hanehalkı İşgücü araştırmasını yayınladı. Verilere bakınca ümitvar olmak için de ümitsiz olmak için de sonuçlar çıkartmak mümkün. Mesela ümitvar olmak istiyorsanız, dar tanımlı işsizlerin sayısına bakıp ümitvar olabilirsiniz çünkü 3 milyonun altına inerek yüzde 8,3’e gerilemiş. Bu rakam, son 21 yılın en düşük seviyesiymiş. Geniş tanımlı işsizlik yani atıl işgücü ise yüzde 29,7 ile rekor kırmış. Bu, ülkemizin, dünyada atıl işgücünde en kötü 20. ülke olması demekmiş. Ekonomistlerin bir kısmına göre çalışanların bu kısmı ya iş bulamadığı için mecburen yarı zamanlı çalışıyor ya da yarı zamanlı çalışmadan elde ettiği kazançla geçinemediği için daha fazla mesai arıyor. Elbette tam zamanlı bir işten elde edilecek gelire ihtiyacı olup da yarı zamanlı çalışmaya mecbur kalanlar açısından kötü bir durum. Onların açısından bakınca geniş zamanlı işsizlik oranları gerçekten yüksek ancak kimi zaman madalyonun sadece iki yüzü olmayabiliyor, bence bu konuda da durum öyle yani madalyonun başka yönleri de var.
Bir ekonomist gibi yorum yapmayacağım, yapamam çünkü ekonomist değilim ancak toplumla hemhal olanlardan biri olarak bu konu üzerindeki gözlemlerim şöyle: Yarı zamanlı çalışma iyi bir seçenektir çünkü kişiye özgürlük sağlar. Yarı zamanlı çalışmanın kötü bir seçenek olduğu kesim tabi ki bahsedilen kesim, onların tam zamanlı bir işten elde edilecek gelire ihtiyacı var ama sadece bu kesime bakarak yarı zamanlı çalışmayı ekonomik dengeleri kötü gösteren bir şey gibi algılamamlıyız. Bu yüzden yarı zamanlı çalışmanın tercih edilmesi üzerinde durmak istiyorum.
İnsan, her zaman daha fazla kazanan tarafta olmak ister, bu bir gerçektir ama bu istek her zaman gerçekleşmez. Özellikle günümüz gibi küresel bir salgın atlatmış, dünya çapında daralan ekonomilerle imtihan olunan bir çağdaysak her zaman hep daha fazla kazanmak mümkün olmaz. Böyle dönemlerde herkesin bildiği gibi, sadece çalışanların oranı değil çalışılabilecek işlerin oranı da azalır ama işlerin azalması, insanın ihtiyaçlarının azalması anlamına gelmez. İnsanların rutin ihtiyaçları azalmaz, bu rutin ihtiyaçlar da bazen şişkin olabilir. Daralma dönemlerinde şişkin rutin ihtiyaçların karşılanması zorlaşacağından yani asgari ihtiyaçları gidermekle yetinmek gerekeceğinden o güne kadar rahatlıkla ulaşabildiğimiz bazı şeylerden fedakarlık etmek gerekecektir yani mesela bir sezonda üç beş kombin kıyafet alıyorsa bir kişi, o sezon bir iki tane alacaktır veya evde olanlarla yetinmesi gerekecektir. Bu açıdan bakınca ekonomik daralmalar sırasında işi olan iki kişiden birinin işini tamamen kaybedip diğerinin aynı gelir seviyesinde kazanmaya devam etmesi mi iyidir, ikisinin de yarı zamanlı çalışarak da olsa gelir akışını tamamen kaybetmeden çalışması mı, bu soru önemlidir.
Elbette insanoğlu bencil, kendi durumunda gerileme yaşasın hiç istemez ama öyle bir dönemde bir kişi kazancından hiç kaybetmeden refah içinde olacağını sanıyorsa da aldanıyordur çünkü kazancını tamamen kaybedenlerin oluşturacağı yoksunluk kısa bir süre sonra hırsızlık vb istenmeyen olaylar olarak yine ona yansıyacaktır, bunu düşünmek de önemlidir.
Kısaca yarı zamanlı çalışma mecburiyetten doğsa bile gelir akışını asgari düzeyde sürdürmeyi sağladığı için her zaman karamsar taraftan bakılmaması gereken bir imkandır. Ayrıca zaten yarı zamanlı çalışma her zaman mecburiyetten de değildir, tercih kaynaklı da olur. Toplumda karşılığı olan bir durumun tespitini yapayım, mesela neden “Öğretmenlik kadınlar için en uygun mesleklerdendir.” denir? Öğretmenliğin yarı zamanlı çalışmaya imkan tanıması bunda büyük rol oynamaz mı? Oynar elbette çünkü bir kadın çalışma hayatına atıldı mı iki iş birden yapmış olur, birincisine mesleği deseniz bile ikincisi maaş karşılığı olmadan yaptığı ev hanımlığıdır. Ev hanımlığı yani evi idare etmek; yemek yapmak, temizlik yapmak, çocuklarla ilgilenmek ciddi işlerdir, her ne kadar günümüzde kolaylaşmış olsalar da hâlâ zaman ve emek sarf etmek istemektedirler. Özellikle bir anne hem çocuklarıyla, eviyle ilgilenmek istiyorsa hem de aldığı eğitimin karşılığını vermek ya da evin geçimine maddi destek olmak istiyorsa yarı zamanlı çalışmayı tercih edebilir. Hatta bu şekilde çalışmak isteyip uygun iş bulamamaktan şikayetçi olanlar bile olabilir. Böyle kişileri göz önünde bulundurmak da önemlidir.
Bir de gençlerin durumu var. Elbette gençler daha çok çalışsın, tam zamanlı çalışsın çünkü yeni bir hayat kuruyorlar, ev alacaklar, ev geçindirecekler, çoluk çocuğa karışacaklar, daha çok kazanmaya ihtiyaçları var ama her genç böyle düşünmüyor ki! Bir kısmı da zamanını özgürce kullanabilmenin peşinde. Paraya olan ihtiyaçları onları çalışmaya itiyor elbette ama ihtiyaçlarını minimize ederek zamanını özgürce değerlendirmek isteyen gençlerin sayısı da hiç az değil. Onlar da önemli.
Kısaca yarı zamanlı çalışmaya olumlu bakanların tarafında duruyorum ve geniş tanımlı işsizler arasında mecburen kalanların yani tam zamanlı bir işten elde edilecek gelire ihtiyaç duyanların tam zamanlı işler bulmasını da ümit ediyorum. Yarı zamanlı işler ise dediğim gibi, böyle çalışmayı tercih eden kişiler açısından nimettir. Ekonomik daralma dönemlerinde de topluma faydası vardır. Bu yüzden TÜİK’in araştırmasındaki dar tanımlı işsizlerin oranının azalması ümit verici.
