Back To Top
Hakikati çarpıtabilirsiniz ama ancak bir süreliğine

Hakikati çarpıtabilirsiniz ama ancak bir süreliğine

 - Son Güncelleme: 11.06.2019 Salı 10:48
- A +

Ağ toplumu” ilk defa 1981’de Norveçli sosyolog Stein Leif Bråten’in telaffuz ettiği, daha sonra 1991 yılında Hollandalı sosyolog Jan Van Dijk tarafından üzerinden çalışılan ve nihayet İspanyol sosyolog Manuel Castells’in 1996 yılında yazdığı Ağ Toplumunun Yükselişi kitabıyla popülerlik kazanan bir kavram.

Bu konuyla meşgul olan düşünürler, dijital bilgilerin bir ağ üzerinde dolaşmasına ve kolaylıkla erişilmesine imkân veren iletişim teknolojilerinin gelişmesi sonucunda ortaya çıkan sosyal, ekonomik, politik ve kültürel değişimleri mercek altına alıyorlar.

Her türlü bilginin bu kadar farklı kaynaktan üretilip bu denli çok sayıda hedefe ulaştırıldığı bir devir görmedi ihtiyar dünyamız.

Bir akıllı telefonu yahut bilgisayarı olan hemen herkesin bir yayıncıya dönüştüğü, dijital mecrada hiçbir şey yazmasa, sadece gezinse bile veri ürettiği bir vasattayız.

Bu dipsiz veri okyanusuna, daha parmağımızın ucunu soktuğumuz anda katkı sağlamaya başlıyoruz.

Zihinlerimiz adeta görünmez bir ağ kablosuyla internete bağlanıyor ve derhal iki yönlü veri transferi başlıyor. Anında “ağ toplumunun” bir mensubu haline geliyoruz. En önemli sosyal yapıların ve aktivitelerin elektronik ortamda organize edildiği paralel bir gerçekliğe geçmiş oluyoruz.

Hakikat” artık fiziksel gerçeklik kadar sanal gerçeklikte de temas ettiğimiz yahut “ürettiğimiz” bir şey haline geliyor.

S.S.C.B.’nin son zamanlarında anlatılan meşhur bir fıkra vardı.

Stalin, “Şanlı Sovyetler Birliği’nin yirmi beşinci yılı” şerefine düzenlenen törenlere Büyük İskender, Cengizhan ve Napolyon’u davet etmiş. Hep beraber Kızıl Meydan’daki askerî geçit törenini izliyorlarmış. Tanklara hayran kalan Büyük İskender “Böyle, tanklarım olsaydı dünyayı ele geçirirdim” demiş. Füzelere bayılan Cengizhan, “Böyle füzelerim olsaydı, dünya benim olurdu” diye iç geçirmiş. Napolyon ise törenden çok önünde duran “Pravda” gazetesiyle ilgileniyormuş. “Bunların hepsi boş” demiş, “böyle bir gazetem olsaydı, Waterloo Muharebesi’ni kaybettiğimi kimse öğrenemezdi”.

Bazı liderler için hakikat algısını yönetmenin, bizzat hakikatin kendisinden daha önemli olduğunu anlatır bu fıkra.

Pravda” Rusça “hakikat” demek. Komünist partinin yayın organı olarak, S.S.C.B. içinde hakikatin çarpıtılmasında, parti amaçları doğrultusunda bir alternatif gerçeklik yaratılmasında kullanılmış yıllarca.

Çoğu insan Pravda’nın gücünün, bir yayın tekeli olmasından, alternatif kanallara müsaade edilmeyen bir ülkede yayımlanmasından geldiğine inanmıştı. Ama zaman bunun doğru olmadığını gösterdi.

Post truth politics” (hakikat ötesi siyaset) dönemi, Orwell’in tasavvur ettiği, bilgiye erişimin kesin olarak kontrol edildiği karanlık diktatörlükte değil, Huxley’in ‘Cesur Yeni Dünya’ romanında tasavvur ettiği distopik dünyayı çağrıştıran ağ toplumunda gerçekleşti.

Bugünün ağ toplumunda hakikati tahrif etmek için yayına sokulmuş sayısız dijital “Pravda” var. Ağ toplumunun vatandaşları olarak mütemadiyen bu Pravda’ların “paralel hakikatlerine” maruz kalıyoruz.

Internet’te gördüğümüz, okuduğumuz, seyrettiğimiz çoğu şeyin aslı astarı yok. Güç odaklarının istihdam ettiği sayısız “troll”, akıl almaz karmaşıklıkta algoritmalar çalıştıran yazılımsal robotlarla beraber zihnimizde alternatif bir gerçeklik inşa etmeye çalışıyor.

Henüz bu baş döndürücü değişime hazır değiliz. Ağ toplumu sakinlerinin çoğu, eğilip bükülmüş, dikkatle çarpıtılmış hakikat versiyonları arasında oryantasyonunu kaybediyor.

Facebook’ta, Twitter’da gördüğümüz, Google ile arayıp bulduğumuz “bilgileri” kolayca “hakikat” zannediyoruz. Karşımıza çıkan bilgiler kısmen hakikate işaret etseler bile, sanal platformları hazırlayan internet şirketlerinin bizim gibi etten kemikten, hırsları, korkuları, birtakım beklentileri olan insanlarca kurulup işletildiğini ve bu insanların hangi bilgilere erişeceğimize karar verebileceğini kavrayamıyoruz.

Facebook, instagram, whatsapp ve twitter gibi sosyal medya platformları üzerinden dolaşıma sokulan “Pravda” nüshalarını teşhis etmekte çok zorlanıyoruz.

Fakat her şeye rağmen “hakikat” diye bir şey var. İstediğiniz kadar üstünü örtün, ortadan kaldırılamıyor.

Hiçbir illüzyon, hiçbir kandırmaca ilânihâye başarılı olamıyor.

O harcıâlem ifadeyle söylersek “hakikatin er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu var”.

Ağ toplumunda bile bu böyle…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 11 Haziran 2019 15:43
Demokratik rejimler cok sesliligi , ifade ve basin ozgurlugunu garanti altina aldiklari icin "hakikat otesi siyaset" (tek yanli yalan dolan propagandalar) fazla etkili olamiyor. Ulkeye ve topluma verdigi zarar sinirli kaliyor. Ama Turkiye gibi otoriter rejimlerde boyle bir denge ve duzeltme mekanizmasi ya yok yada cok ciliz. Bu nedenle "hakikat otesi siyaset" daha uzun sure varligini surdurebiliyor, ulkeye devasa zararlar vererek...
Kemal Nakıs 11 Haziran 2019 09:45
Gelişim psikolojisi kitabı okurum kitapta geçen 10 teorinin onunu da yabancılar yapmış. Pedagoji, tıp, ekomomi kitaplarında geçen araştırmalar da hakeza... Yazınızın başında 2 sosyolog örnek vermisiniz. Tabi yabancı olunca bizde hemen inandık. Yahu, bir makale, gazete yazısı ne bileyim herhangi bir yazıda adları Mehmet Hasan olan araştırmacıların görüşlerini, teorilerini çalışmalarını ne zaman göreceğim.
MM 11 Haziran 2019 09:32
Güzel bir yazı, şu an her ne kadar internet sanal pravda'larla dolu olsa da, en azından "hakikat" te oralarda bir yerlerde ulaşmayı isteyeni bekliyor. Önceki zamanlara göre bu çok büyük bir fırsattır tüm insanlık için. Hakim güçlerin toplumları onlarca hatta yüzlerce yıl aynı masallarla uyutması artık hiç kolay olmayacak..
Takipci 11 Haziran 2019 09:09
Komunist Rusyada Pravda varmis. Pravda gerçek demekmis, ama Pravdada gercek olmazmis. Cunki Pravda Komunist Partinin yayin organiymis. Gunumuz Turkiyesinde de Pravdalar var, hepsi iktidar organi. Ag Toplumunda Pravdacilik yapanlar da var, gerçeklerin ortaya cikmasina katki yapanlarda. Galiba ikinciler daha etkili ki, Pravdalar pek satmıyor, bedava dagitilanlar bile okunmuyor.
KARAR OKURU 11 Haziran 2019 00:40
Tutarsız olmuş bence. Hakikatin ağ toplumunda nasıl tahrif edildiğini anlatmışsınız. “hakikatin er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu var” sonucuna nasıl vardığınız ise anlaşılmıyor. Ayrıca hakikatin ortaya çıkma zamanı da en az hakikat kadar önemli; atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra... (vardığınız hükmün doğruluğu ispatlanamaz bence; öteki dünya inancı ile bütünleştirmeyi hariç tutuyorum)
karar okuru ben 11 Haziran 2019 09:03
2
Bence haksızlık etmişsiniz yorumunuzla, hakikatten de öte hakikat vardır.. bize hakikat diye sunulan, ya da aradığımızın cevabı budur diye sunulan şeyin de ötesinde bir hakikat vardır ve bu er geç bulunacaktır diyor. Ben de öyle düşünüyorum. Pratik, kısa, bir nebze de olsa doğru bilgiler var ama, asıl aradığımız bu değil, biz bilgiyi gözümüzle gördüğümüz, harflerle ifade ettiğimiz görsellerle örneklendirdiğimiz "şeyler" olarak tanımlamayız ...Akıl ve beş duyu ile birlikte kelimelerle tam olarak ifade edilemeyen ve tarifi kendinde olan kalb ile doğrulamasını yaparız hakikatin.. (Authantication
Takipci 11 Haziran 2019 10:39
0
09:03, Kalb düşünme ve akil etme organi değildir, Beyin'in bilinmediği ilkel dönemlerdeki insanlarin dusunceleridir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN