Azerbaycan’la sorunlar

Bugün “Hilafet ve yolsuzluk” konulu bir yazı yazmayı düşünüyordum. Hilafet yolsuzluğu önler mi? Doğru soru şudur: Hilafette yolsuzluğu önleyecek denetim kuralları, kurumlar, mekanizmalar var mı?

Önümüzdeki günlerde yazarım. Bugün Türkiye-Azerbaycan münasebetlerini yazacağım.

Krizde Ankara alttan alıyor, Bakü, krizi tırmandırıyor.

Krizi yatıştırmak, iki ülkenin de yararınadır. Ankara-Bakü ilişkileri güçlü olduğu zaman iki taraf da güçlüdür, zayıf olduğu zaman iki taraf da gücünden çok şey kaybeder.

İKİ SORUN

Krizin temelinde iki olay var: Biri Aliyev rejiminin İsrail’le ilişkileridir. Bu konuda Ankara’nın Bakü’ye en ufak bir sitemi bile olmadı. Toplumdan gelen sert eleştirilere rağmen hem de…

Hükümetin bu tavrı doğrudur. İsrail’e duyduğumuz haklı öfke, Azerbaycan’la ilişkilerimizde sorun çıkarmayı gerektirmezdi. Sırf Azerbaycan’a olan sıcak duygularımız sebebiyle değil, Kafkasya jeopolitiği Türkiye için fevkalade önemlidir.

İkincisi türban yasağı… Türkiye türban yasağının acılarını yaşamış ülkedir.

Azerbaycan gibi kalbimizdeki bir ülkede böyle bir yasağın hayata geçirilmesini sivil toplum olarak görmezden gelmek mümkün müdür?

İlk eleştiriyi yazanlardan biri bendim.

Bakü, bu yayınları Türkiye devletinin tavrı gibi görmemelidir. Türkiye’deki rejim, muhalefete ve medyaya baskılar yapıyor ama susturamaz.

Bu coğrafyadaki geleneksel özgürlükler sorununun bir tezahürüdür bunlar…

AİHM Kararlarını sürekli uygulamadığı için Avrupa Konseyi ile sorunlar yaşayan Bakü’nün Konsey’den çıkmayı düşündüğünü Cumhurbaşkanı Alivey 13 Temmuz’da açıklamıştı.

Bu coğrafya diyorum, bizde de AİHM kararlarından bazıları uygulanmıyor.

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI

Azerbaycan’daki başörtüsü yasağının gerekçesi, 21 Eylül tarihli “umumi tehsilde dünyavilik presibine uyğun olmayan geyimleri” yasaklayan kararnamedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Eylül’de BM Genel Kurul’undaki konuşmasının bir paragrafında şunları söyledi:

“Kimi ülkelerin okullarda uygulamaya koyduğu başörtüsü yasaklarını, kadınların en temel haklarına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz.”

Doğru bir düşüncenin yanlış zamanda, yanlış bağlamda seslendirilmesinin bir örneğidir bu. Erdoğan köşe yazarı veya sivil toplum elemanı değildir. Zaten orada Cumhurbaşkanı olarak konuşuyordu.

Azerbaycan’la ilişkilerde bir hassaslaşma hissediliyordu üstelik.

Araplara “’toplunuz bir Türkiye etmezsiniz” diye hitap etmesinin, Sisi’yle yedi yıl kavga etmesinin dış ilişkilerimizde yarattığı tahribat hatırdan çıkmamalıydı.

Erdoğan’ın bu sözlerle Fransa ve Avusturya’yı kastettiği söylense de, bu iki ülkedeki sorun eskiden beri var. Gündemdeki sorun, Azerbaycan’daki yasaktır.

Bakü’nün Türkiye karşıtı yayınlarında ileri sürdüğü başka sebepler de var. Ama bunların çoğu büyütülecek konular değil. Mesela Erdoğan, Temmuz 2024’te Türk Devletleri Topluluğu’nun gayriresmî zirvesine katılmamış, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı göndermiş. Adı üstünde gayri resmi zirve.

Fakat “içişlerine müdahale planları, istihbarat operasyonları, darbe ve kaos planları, ‘etki ajanları yetiştirme’ gibi bizim de iç politikada aşina olduğumuz komplo teorileriyle Hakan Fidan’a ve Türkiye’ye iftira eden yayınlar bile yapılıyor.

DOSTLUĞA DÖNMEK

Azerbaycan Devlet Haber Ajansı APA’nın yayınları resmidir. Önceki günkü bülteninde bazı satırların altını çizdim:

“Türkiye’nin Azerbaycan’ın dış politika ve ekonomik ilişkilerini Türkiye’nin isteğine göre kurmasını beklediği…

Azerbaycan’ın, bağımsız ülkelere nasıl yaşayacaklarının dikte edilmesine ve… Azerbaycan’a yönelik dış müdahalelere karşı duracağı…”

Bu ifadeler tartışılabilir fakat Aliyev iktidarının duygularını yansıtıyor.

Türkiye bunu dikkate almalı. Azerbaycan’la ilişkilerde Ankara’nın polemikten sakınması doğrudur. Zamanla tepkisel duygular yatışır, Türkiye-Azerbaycan kardeşliği doğal tarihi, jeopolitik ve kültürel sarsılmaz temellerine oturur.

Azerbaycan’ın dünyada dostluk-dayanışma modeli olan Türkiye ile ilişkilerini bozması, Putin’in bile Rusya’yı çıkarmadığı Avrupa Konseyi’nden çıkması, tahribatı sonradan fark edilecek yanlış olur.

Azerbaycan da Türkiye de hem birbirleriyle hem dünya ile diplomatik, iktisadi ve kültürel münasebetlerini artırarak daha güçlü olabilirler.

Değerli diplomat Feridun Sinirlioğlu’nun BM Genel Sekreterliğine adaylığını Azerbaycan’ın destekleyeceğini açıklamış olması çok iyi bir işaret.

YORUMLAR (28)
28 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.