Ateşin pamuğu yakması, İbrahim’i yakmaması

Nedensellik, kelamcıların tartıştığı merkezi konulardan biri. İki hadise meydana geliyor. Kibriti çakıyorsun, ateş yanıyor. Ya da yağmur yağınca yeryüzü ıslanıyor. Bu iki hadise birbirinin sebebi midir?

Eş’ari kelamına göre bu iki hadise birbirinin sebebi değildir. Kibriti çakınca ateş yanmayabilir, yağmur yağınca yerler ıslanmayabilir.

Gerçi her defasında ateş yanıyor, yerler ıslanıyor.

Olayları nedensellik ilişkisiyle birbirine bağladığınızda Yaratıcı’yı sınırlandırmış oluyorsunuz. Ya da Yaratıcı kendisini sınırlandırmış oluyor. O zaman peygamberlere verilen mucizeler ve keşif ehlinin kerametleri nasıl meydana geliyor?

Bu önemli bir mesele. Eş’ari kelamı bu meseleyi çözmek için birbirinin sebebi gibi görülen olaylar arasındaki ilişkinin sebep-sonuç ilişkisi olmadığını, iki olayın birbirinin ‘muakkibi’ yani takipçisi olduğu düşüncesini benimseme ihtiyacı hissetmiş.

İmam Gazali’nin (1058-1111) verdiği ateş-pamuk ilişkisi örneği meşhurdur. Ateşle pamuk yan yana getirildiğinde ateşin pamuğu daima yakması gerekir. Gazali ateşin pamuğu yakmamasının ya da pamuğun ateş değmeksizin yanmasının mümkün olduğunu söyler. Nitekim Nemrudun yaktığı ateş Hz. İbrahim’i yakmamıştır.

Bu düşünce nedenselliğin inkârı olarak yorumlanmış ve Gazali sonrasında İslam dünyasında bilimin ve felsefenin duraksamasının veya durmasının sebebi olarak gösterilmiştir.

Gazali’nin eserlerinde bizim anladığımız şekliyle nedenselliği izah ettiği pasajlar da vardır. Bir örneğini Prof. Dr. Ahmet Erhan Şekerci’nin İslami Araştırmalar Dergisi’nde yayımladığı bir çalışmasında gördüm. (2015, 26. Cilt 2. Sayı, Gazali’de Nedensellik başlıklı makale.) Şekerci ‘El-İlmu Madnun-u bihi ala Gayri Ehlihi (Ehli olmayandan saklanan ilim) başlıklı bir metinde Gazali’nin nedensellik lehine olan görüşlerini yazdığını kaydediyor.

Mamafih, Müslümanların düşünce dünyasında nedenselliğin reddedildiği görüş galip gelmiştir.

Cabiri Arap Aklının Yapısı kitabında (Mana Yayınları) İbn Hazm’ın (994-1064) Eş’ari itikadının nedensellikle ilgili görüşüne yönelttiği eleştirileri aktarıyor:

“Eş’ariler, bütün olarak tabiatları inkara yöneldiler. Ateşte sıcaklık, karda soğukluk, alemde tabiat yoktur dediler. Ayrıca ateşin sıcaklığının ve karın soğukluğunun onlara temas esnasında meydana gelir görüşünü ortaya attılar. Şarapta da sarhoş edicilik, menide de bir şey meydana getirme gücü yoktur, ancak Allah ondan dilediği şeyi yaratır dediler. Allah’ın insan menisinden bir deve yaratması veya eşeğin menisinden bir insan yaratması mümkündür. Kişniş otundan da hurma yaratması mümkündür.”

“Bütün bu tabiatlar ve adetler Allah’ın yarattığı şeylerdir. Tabiatları asla değişmeyecek şekilde düzenlemiştir. İnsan tabiatı başına bir afet veya kaza gelmediği sürece ilim öğrenme ve sanat yapabilme özelliğine sahiptir. Eşek ve katır tabiatından bu özelliğin değişmesi mümkün değildir. Buğdaydan da arpa veya ceviz yetişmesi mümkün değildir.”

Nedenselliğin tesis edilmesi kıymetli bir aşama.

İbn Hazm’ın aklı vurgulayan eleştirel tutumu iki Endülüslü düşünürde, İbn Bacce ve İbn Rüşd’de devam ediyor.

Gazali Tehafüt el-Felasife’sinde (filozofların tutarsızlığı) filozofları eleştiriyor, birçoklarını tekfir ediyor. İbn Rüşd ise (Ö. 1198) Tehafüt el-Tehafüt’ünde (tutarsızlığın tutarsızlığı) Gazali’nin tutarsızlığını anlatıyor, Gazali’nin filozofları eleştirirken ‘burhani’ bir yol izlemediğini savunuyor.

İbn Hazm’ın Eş’arilere yönelttiği nedensellikle ilgili eleştirinin bir benzerini İbn Rüşd de yapıyor:

“Varlıkların bulundukları hal üzere olmaları kadar bu hallerine zıt başka bir hal üzere olmaları da mümkündür demek bulundukları halde bir hikmetin olmadığını ve insanın varlığı ile eşyanın bu hali arasında bir uyumun bulunmadığını söylemektir. Dolayısıyla da alemdeki varlıkları Yaratıcı’nın varlığına delil olarak kabul etmenin yolu kalmayacaktır. Sanat ürünü şeylerde sonuçların sebeplere göre düzenlendiğini inkâr eden veya bunu anlamayan kimsenin sanat ve sanatçı hakkında bir bilgisi olmayacağı gibi bu alemde de sonuçların sebeplere göre düzenlendiğini inkar eden kimse hakîm yaratıcıyı inkar etmiş olur. Kısaca sebepleri ve sonuçları ortadan kaldırdığımız zaman Allah’ın varlığını inkâr edenlere ve alemde olan her şeyin maddi sebeplerden kaynaklandığını ileri sürenlere karşı verilecek bir cevap kalmaz. Çünkü gerçekleşmesi mümkün olan iki şeyden birisi hakkında doğru olan bu şeyin Fail-i Muhtar’dan ziyade tesadüfen meydana gelmesidir. Yaratılan şeylerde ilkelerle gayeler arasında gayelerin kendilerine dayandığı vasıtalar bulunmazsa ortada ne nizam kalır ne düzen. Ortada düzen ve tertip kalmayınca da bu varlıkların bir faili, müridi (murad edeni) ve yaratıcısı olduğuna dair delil de kalmaz. Çünkü tertip, nizam ve sonuçları sebeplere dayandırmak bunların bir bilgi ve hikmetten çıktıklarının delilidir.”

Şöyle desek abartmış mı oluruz?

Büyüklerimiz ateş Hz. İbrahim’i yakmasın diye nedenselliği feda etmiş.

O kadar basit olmasa da alakası var.

YORUMLAR (9)
9 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.