Esra kızım yanındayım
Esra Işık, Muğla’nın Milas ilçesi Akbelen ormanı çevresindeki üreticilerin, özellikle zeytin üreticilerinin hak mücadelesinde sembol bir isim. Direnişte ön plana çıkan İkizköy’ün Muhtarı Nejla Işık’ın kızı. Çevreci aktivist.
Aşağıda anlatacağım, Akbelen çevresinde “acil kamulaştırma” konusunda üç “Cumhurbaşkanı kararı” var.
Linyit araması için alınan “acele kamulaştırma” kararına karşı mahalli üreticiler zeytinliklerini, bağ bahçelerini savunuyorlar.
Direniş eylemi sebebiyle Esra, 30 Mart akşamı gözaltına alındı, ertesi gün “resmi görevi yaptırmama” suçlamasıyla tutuklandı.
Oysa, aralarında hâkim bulunmadığı için gelenlerin şirketin adamları olduğunu düşünmüşlerdi; zaten tapu sahiplerine de haber verilmemişti.
1 Haziran’da duruşması var, tahliye edileceğini düşünüyorum, yürekten temenni ediyorum. Kızım Esra’ya sevgilerimi yolluyorum.
LİNYİT Mİ ZEYTİN Mİ?
Cumhurbaşkanı’nın Kararnameleri AYM’nin, kararları ise Danıştay’ın denetimine tâbidir.
Yargının bağımsız olduğu oranda işleyen bir denetimdir bu.
Danıştay, geçen perşembe günü yürütmeyi durdurma kararı verdi. Danıştay’a göre “enerji üretimi ve ekonomik gerekçeler tek başına ‘acelelik’ şartını karşılamaz.”
Danıştay’ın bu kararı “hukuk devleti” kavramının mükemmel bir örneğidir.
Evet, kuvvetler ayrılığı gereğince yargı böyle bir “ayak bağı”dır! Önünü sonunu iyi araştırmadan “acele” verilen kararları durdurur. Durup düşünmemizi, araştırmamızı sağlar.
İşte, TÜİK’e göre, Türkiye’nin toplam tarım alanı 2004’te 26,5 milyon hektardı, yirmi yılda 24 milyon hektara geriledi. Yirmi yılda 2,5 milyon hektar tarım alanı yok oldu. Bunda şehirleşme ve ulaştırmanın kaçınılmaz payı var ama “linyit mi, zeytin mi?” deyince bir düşünmek gerekmez mi? Zeytin simgesinde tarım.
İşte sebze, meyve et fiyatları ortada.
CB KARARLARI
Söz konusu arazilerde linyit çıkarmak amacıyla “acele kamulaştırma” yapılması için üç “Cumhurbaşkanı Kararı var” demiştik:
* CB Kararı: 11 Mart 2024, No: 8247:
Cumhurbaşkanı Kararı ile, Akbelen ormanı çevresinde, İkizköy dahil, toplam 190 parsel arazinin “acele kamulaştırılmasına” karar verildi. Ruhsatı verilmiş arazilerde linyit araması yapılacaktı.
* CB Kararı: 13 Mart 2024, No: 8359
İki gün önceki acele kamulaştırma kararı yine CB Kararı ile kaldırıldı! Hane “acele” idi, ne olmuştu! Ak Parti’nin Muğla Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, Cumhurbaşkanı’na telefon etmiş, ‘bize oy kaybettirir’ demiş, Cumhurbaşkanı da partisinin oy kaybetmemesi için, “acale kamulaştırma” kararını alelacele kaldırmıştı.
Görüyor musunuz, “büyüklerimiz”in kararları doğru olabilir, yanlış olabilir, böyle sırf siyasi ve zümrevî de olabilir. Öyleyse eleştirilebilmeli, şiddete başvurmadan protesto edilebilmeli, dengelenmeli, denetlenmeli.
* CB Kararı: 9 Ocak 2026, No: 10848
Cumhurbaşkanı İkizköy, Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, Karacaağaç ve Karacahisar adlı köy/mahalle mevkilerinde 797 parsel arazi hakkında “acele kamulaştırma” kararı verdi
Danıştay’ın acelesi yok diyerek verdiği durdurma kararının ne kadar haklı olduğu da belli; Cumhurbaşkanı’nın kendisi “acele” dediği kararı iki gün sonra kaldırmıştı.
MODERN TOPLUM
Çağımızda, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin ne kadar zaruri olduğu bu olayda görüldüğü gibi “özgür toplum” reflekslerinin gelişmekte olduğu da görülüyor.
Artık, “büyüklerimiz bilir” diyerek boyun büken “inkıyad” ve “intisab” şartlanmaları kırılıyor.
Maden işçilerinin 180 km yol yürüyerek ve “direne direne” haklarını almayı başarmaları diğer bir örnekti.
Şiddete asla başvurmamak şartıyla, hakkını arama bilincinin ve davranışının gelişmekte olduğunu görüyoruz.
Piyasa ekonomisi, eğitim, şehirleşme ve dünyaya açılmanın önlenemez sonucudur bu gelişme.
İktidar, hak ve hürriyet refleksleri gelişen toplumu bastırmak için Dezenformasyon Yasası gibi kanunlar çıkararak, yaygın tutuklamalar yaptırarak üstesinden geleceğini sanıyor. Aksine, mukabil bilenmeye sebep oluyor.
100.000 nüfus başına tutuklu ve hükümlü sayısı, 2024 verilerine göre, Türkiye’de 356’dır, Avrupa ortalaması ise 122.
“İç cephe” deniliyor ya, çağımızda bunun formülü artık yumruk sıkmak değildir, hukukun üstünlüğüdür.
