Tarım perişan
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çeyrek asra yaklaşan iktidarında en çok kullandığı kelimelerden biri “faiz”, diğeri “enflasyon”dur. Bu ikisinde de başarısız oldu. Neden başarısız olduğunu da hiç söylemedi.
Dünyadaki ortalama yıllık enflasyon, bizde bir ayda gerçekleşiyor!
Erdoğan söylemese de vatandaş, küçülen ekmeğinde iktisadi gerçeğin ne olduğunu bilfiil yaşıyor.
Vatandaş ekonomi yönetimine inanmıyor. İşte, enflasyon beklentisi, daima Şimşek’in hedeflerinin üzerinde seyrediyor.
En acı ve en çarpıcı olan, dünyada eşi menendi görülmemiş gıda enflasyonudur.
Erdoğan’ın muhalefetteyken “bu zalim iktidar!” diye haykırarak anlattığı “simit hesabı”, artık bütün gıda maddelerinde ve çok daha yakıcı olarak yaşanıyor.
ROKET GİBİ
Neden böyle diye sormadan çözümünü de düşünemeyiz. Nedenler, geçmiş yıllardaki büyük yanlışlardır.
İktisatçı İnan Mutlu, rakamlarla gösterdi: Eylül 2021’deki dünya gıda fiyat ortalamasını 100 kabul edersek, Nisan 2026’da 101.2 olmuş. Dünyada gıda fiyatları yüzde 1 artmış!
Türkiye’de ise Eylül 2021’de 100 lira olan ortalama gıda endeksi, Nisan 2026’da 833 liraya fırlamış, roket gibi fırlamış!
Mutlu Hoca’nın X hesabındaki grafik şöyle:

Açıkça belli: Gıda enflasyonu CB sistemine geçişle kıpırdamış, “faiz sebeptir” politikasıyla roket gibi fırlamış.
2016’DAN 2026’YA
İktisatçı İnan Mutlu, politikanın etkisine dikkat çekerek şöyle diyor:
“2021 yılı; Nas politikasının hayata geçirildiği, ikinci defa Gri Liste’ye girdiğimiz ve hukuktan daha hızla uzaklaşmaya başladığımız önemli bir yıl. Sonuç da tesadüf değil. Yani dış güçler değil.”
‘MİLLİ TARIM PROJESİ’
Elbette doğru fakat dahası var… Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kasım 2016’da Beştepe’de düzenlenen “Milli Tarım Projesi” toplantısında şöyle diyordu:
“Anadolu, dünyanın en kadim tarım ve hayvancılık coğrafyası olmasına rağmen maalesef bugün her iki konuda da olmamız gereken yerin epeyce uzağındayız. Topraklarımız var ama doğru planlama yaparak, yeterli teknik destek sağlayarak hakkıyla değerlendiremiyoruz. Meralarımız var ama et fiyatları almış başını gidiyor, ihtiyacımızı karşılayabilmek için ithalat yapmak zorunda kalıyoruz. Bu kabul edilebilir bir manzara değildir.” (14 Kasım 2016)
Demek ki tarımdaki sorunlar daha 2016’da fark edilecek boyutlara ulaşmıştı. İthalatla bir süre devam etti ama bir yere kadar…
2026 bütçesinde tarıma ayrılan doğrudan ve dolaylı destek 888 milyar lira. Bunun içinde “tarımsal destek”, 168 milyar liradır.
Peki bütçede faizin payı ne? Tam 2.742 trilyon lira!.. Bununla sınırlı kalırsa tabii.
Bütün mesele burada: Geçen on yılda “Ekonomide makro dengeler” çok bozuldu.
BU İKTİDAR REFORM YAPAMAZ
Merhum Ali Fuat Başgil’in sözünü hep tekrarlarım, isterim ki kulaklara küpe olsun: “Siyaset insan ihtiraslarının en çok kabardığı sahadır.” (Vatan, 20 Ocak 1949)
Başgil, bu sebeple iktidarların kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı, sağlam hak ve hürriyetler gibi kurallarla ve kurumlarla sınırlandırılması gerektiğini anlatıyordu; demokrasiye geçiş sürecindeki Türkiye’ye.
Başaramadık bir türlü.
AK Parti Kemal Derviş’in reforme ettiği sağlam bir ekonomi devraldı. Avrupa Birliği sürecinde AK Parti iktidarı reformlarla bu dinamiği geliştirdi. “Makro dengeler” iyileşti.
Bozulma Merkez Bankası bağımsızlığının fiilen iptaliyle başladı. Erdoğan siyasette güçlendikçe “faiz sebeptir” diye baskısını artırdı, kimse durduramadı. Tüm yetkileri kendinde topladı. Seçim için tüketim ve borçlanmayı, dolayısıyla faizi körükledi. Makro dengeler bozuldu.
Tarımdaki çöküntüyü 2016’da fark ettiği halde, bozduğu makro dengeler, on yıldır düzeltmesine imkân vermiyor: Bütçede faize gidecek para 2 trilyon 742 milyar lira!
Dış kaynak getiremeyen bu iktidar esaslı reformlar yapamaz.
Netice: “İdare-i şahsiye” değil, kurallar ve kurumlar.
