Mine G. Kırıkkanat’ın kara kutusu ‘Barut’

Bu hafta Mine G. Kırıkkanat’ın “Barut, Her Şeyin Bedeli Var” (Kırmızıkedi Yay., 2025) adlı anı kitabını okudum. Okuduktan sonra yaşadığım ilk duygu, şaşkınlık ve yadırgama. Çünkü eser, pek de alışık olmadığımız kimi özel hayatlara, basın yayın çevresindeki ilişkilere dair ifşalar ve imalarla dolu, hatta saldırgan. Anılarda böyle ifşaların; özel hayatların, bilgilerin ulu orta tartışmaya açılması bence doğru değil!

Esere yansıyan hayata ve üslûba bir bütün olarak baktığımda Kırıkkanat’ın daha genç yaşta yaralanmış, kırılmış, mutsuz ve öfkeli biri olduğu izlenimi doğdu bende. Öfkeli, başkalarını sorgulayan, hatta suçlayan ama kendisini sorgulamaktan kaçınan bir yazar görüntüsü veriyor.

Yazdıkları elbette tartışılır konular! Çünkü anı, yazanın öznel yargı ve yorumlarını içeren bir tür.

İlk dikkatimi çeken Mine Kırıkkanat’ın ailesindeki bazı kişiler. Örneğin üvey kız kardeşi Suna’nın eşi ‘antikomünist’ Tanaydın Barkan. “Eniştem, Enver Paşa’nın Turan’a gönderdiği ‘Asya’da Beş Türk’ten biri ve CHP milletvekili Emrullah Bey’in (Barkan AK) oğluydu.” (s. 93) bilgisini veriyor onun için. Belli ki, onunla Mine Kırıkkanat’ın yıldızları pek barışık değil.

İkincisi, ilk eş Kozan Asova’nın dedesi şair Cenap Muhittin Kozanoğlu. Kozan Asova zengin, antikomünist bir baba olan Kemal Asova’nın İTÜ’de okuyan solcu oğlu. 1968’den itibaren İTÜ çevresindeki TİP’li solcu öğrencilerin içinde, ideolojik anlamda bilinçli ama iş hayatında oldukça başarısız ve alkolik. Nitekim bunlardan dolayı çiftin evlilikleri boşanmayla sona eriyor. Mine Kırıkkanat’ın sol kültürle münasebetinde ilk eşi Kozan Asova’nın etkileri seziliyor.

Kırıkkanat, ilk çocuğu Kerem’i, doğduktan kısa bir süre sonra kaybetmiş. Mutsuz evlilik ve ilk yaralar… Küçük bebeğini daha kucağına bile alamadan Zincirlikuyu Mezarlığı’na dedesi Cenap Muhiddin Kozanoğlu’nun yanı başına defnediyorlar. Dedenin şair Kozanoğlu olduğunu öğreniyoruz böylece. Sonra Cenap Muhiddin’in de bir alkol bağımlısı olduğunu, kocasının bu bağımlılığı muhtemelen dedesinden tevarüs ettiğini (s. 153, 155).

1970’te İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne girmiş Mine Hanım. Hocaları Nurettin Şazi Kösemihaloğlu, Cahit Tanyol, Muzaffer Sencer, eşi Oya Sencer (Baydar). Cahit Tanyol’a emeğini sömürdüğü düşüncesiyle zaman zaman öfkeli. Oya Sencer’den de pek hazzetmemiş; “Öylesine iticiydi ki, yıllar sonra Oya Baydar adıyla yazdığı kitapların hiçbirini okumadım” (s. 30) diyor.

İlk işler, tacizler… Kırıkkanat, uğradığı birkaç tacizden de bahsetmiş. Bu arada yaptığı ilk çeviriler dolayısıyla yayın dünyasında emek sömüren yayıncıları da gözler önüne seriyor.

İlk eşi Kozan’dan ayrıldıktan sonra basın çevresinde tanıştığı, bir süre nikahsız olarak birlikte yaşadığı yazar Çetin Altan kuşkusuz eserde en geniş yer tutan şahsiyet. Kırıkkanat, Altan ve ailesiyle ilgili -yadırgadığım- birçok özel bilgi ifşa etmiş. Verdiği bilgilere göre Altan, eşi Kerime’yle yasak bir ilişki sonucu -zoraki- evlenmiş. Önce Kerime Hanım’ın, Altan’ın ailesinin konağında “hizmetli” olduğunu yazıyor (s. 184), sonra ise babası Halit Altan’ın sekreteri olduğunu (s. 185). Çetin Altan’ı bu ilişki ve evlilik dolayısıyla babası Halit Bey, hiç affetmemiş. Ona göre gazeteci Altan, nobran, ezici bir kişiliği var, ayrıca “muhbir”…

Ahmet Altan, Kerime Hanım’ın ilk oğlu. Kırıkkanat’a göre Kürt bir anneden olması, Altan ailesinin -özellikle dede Halit Bey’in- bu anneyi bir türlü kabul etmemesi, Ahmet Altan’ı derinden etkilemiş. Siyasi sempatilerinde annenin rolü olmuş, dedesi Halit Bey’den nefret etmiş (s. 187).

Diğer oğul Mehmet Altan’la ilgili iddialar da yenilir yutulur gibi değil! Kırıkkanat, Mehmet Altan’ın Sorbonne’da yaptığı yüksek lisans ve doktora tezlerinin “berbat” olduğunu ve ismi kendisinde saklı “yetkin bir kişi tarafından” yeniden yazıldığını söylüyor (s. 244). Çetin Altan’ın kızı Zeynep’in evliliğine dair yazdıkları da hoş değil (s. 242).

Kısaca, 1968-1981 yılları arasında yaşadıkları ve özellikle basın yayın çevresinde tanıdığı kişilerle ilgili ilginç ifşalarla dolu bir kitap “Barut”. Eserde Nurullah Berk, eşi Efser Hanım, Çelik Gülersoy, Erol Günaydın, Çetin Emeç, İlhan Selçuk, Melih Cevdet Anday, Yaşar Kemal, Kenize Murad, Oktay Verel, Azize Bergin gibi isimlerle ilgili oldukça ilginç özel bilgiler var.

Öfkenin egemen olduğu, basın yayın dünyasındaki bazı hoş olmayan ilişkilerin ortaya saçıldığı bir anı kitabı “Barut”. Öfkeli bir yazarın ‘çarpık bir dünya’ya dair anıları. Ancak başkalarını sorgularken kendini sorgulamayı ihmal ediyor yazar.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.