Back To Top
Ağızlarda kalan o ekşimiş tat...

Ağızlarda kalan o ekşimiş tat...

 - Son Güncelleme: 10.08.2019 Cumartesi 08:57
- A +

2001 yılında, henüz AK Parti kurulmamışken, o günkü adıyla Yenilikçi Hareket’in iki önemli ismi Abdullah Gül ve Bülent Arınç, bir konferans için ODTÜ’ye geldiler.

ODTÜ’nün en “solcu” bölümlerinden Siyaset Bilimi Bölümü’nün öğrenci topluluğunun düzenlediği konferans için Çobanoğlu salonu tıklım tıklım dolmuştu. 

Herkes bu yenilikçilerin gerçekten yeni olup olmadıklarını merak ediyordu. 

Bugün pek mümkün görünmeyen bu davet ve davete icabet o günün şartlarında da epey cesurcaydı. 

Sadece bu cesaret bile yeni bir siyaset niyetine işaret ediyordu.

Ama her şey tam da beklendiği gibi oldu. 

Altı yıl sonra ülkenin bir numaralı ve iki numaralı koltuklarında oturacak iki isim, küçük bir üniversite konferans salonunu doldurmuş öğrencilere kendilerini anlatmaya, ortak bir dil bulmaya çalıştılar. 

Konuşmalarını yaparken önce arka sıralardan sataşmalar başladı. 

Soru cevap bölümüne geçildiğinde ise artık işler çığırından çıkmıştı. Sanki bizzat karşılarında failleri varmış gibi öfkeyle onları Kanlı Pazar’dan, Çorum, Maraş ve Sivas Katliamlarından sorumlu tutanlar, takiyye yapmakla suçlayanlar, hatta bir ara kendini kaybedip küçük salonda laiklik, cumhuriyet, Atatürk sloganları atanlar...

Ama her iki isim de toplantı sonuna kadar, bu siyasi kabalıklar karşısında sükunetlerini ve olgunluklarını korumayı başardılar. 

ODTÜ’den de salondaki sessiz ve makul kalabalıktan alkış alarak ayrıldılar.

Aslında farklı kesimlerle diyalog çabası muhafazakar kesimde yeni değildi.

80’lerden itibaren Türkiye’deki muhafazakarlar, toplumun farklı kesimleriyle diyalog kurma tecrübeleri edindiler.

Bu tecrübeler sonunda, 90’larda muhafazakarların çıkardığı gazeteler ve kurduğu televizyonlar kapılarını laik kesimden liberal ve sol isimlere açtı. Hatta muhafazakar medya laik medyada yer verilmeyen ya da çeşitli sebeplerle oralardan kovulan isimlerin sığınacağı bir liman haline geldi. 

Muhafazakar iş örgütleri, dernekler liberal, sol demokrat isimleri Anadolu’da konferanslarda ağırladılar, dindar akademisyenler liberal demokrat fikirlerle kendilerini ifade ettiler, demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi fikir  ve kavramlar muhafazakarların siyaset diline yerleşti.

2001’de AK Parti, 90’lı yıllar boyunca muhafazakar ve laik demokrat mahalleler arasında kurulan bu etkileşimlerin de bir eseriydi. Aynı zamanda muhafazakarların kendi cemaatlerinden çıkıp toplumun merkezine açılma hamlesiydi.

Bu hamlenin ve ittifakının siyasetteki zirvesi ise bugün bir kesim tarafından ısrarla bütün kötülüklerin başı kabul edilen 12 Eylül 2010 referandumu oldu.

O referandumun sonucu olan yüzde 58 “Evet” oyu, hala AK Parti’nin 2002’den beri girdiği 14 seçim içinde ulaştığı en yüksek oy oranı.

 (2007’deki düşük katılımlı ve az tartışmalı referandumu saymazsak) 

Üstelik AK Parti’nin son üç seçime ittifak içinde girdiği MHP de o referandumda “Hayır” cephesindeydi. O günkü adıyla DTP boykot çağrısı yapmış ama bölge illerinde yüzde 40’larda kalan katılıma rağmen sandıklardan yüzde 90’ın üzerinde “Evet” çıkmıştı. Yani eğer DTP de boykot çağrısı yapmasaydı, muhtemelen sandıktan yüzde 58’in çok üstünde bir “Evet” çıkabilirdi.

AK Parti, 2010 referandumundan sonra bir daha yüzde 58 oy oranını göremedi. Daha sonra MHP’yle ittifaka rağmen alabildiği en yüksek oy oranı da yüzde 53 oldu.

Yani 2010 referandumunda “Evet” oyu veren yüzde 58’in bugün en az yüzde 10’u muhalefet cephesinde yer alıyor.

Herhalde durumu en net o referandumda İstanbul’da çıkan yüzde 55 “Evet” ve yüzde 45 “Hayır” oyları açıklıyor. Son İstanbul seçimlerinde bu tablo tam tersine döndü.

O yüzden bugün başlarına gelen bütün felaketleri 2010 Referandumu’nda ve o referandumunda “Yetmez ama Evet” oyu verenlerde bulanlar, bugün o referandumda “Evet” oyu veren büyük bir kalabalıkla aynı tarafta durduklarının herhalde farkındalar.

O referandumda yüzde 58 Evet’in arkasında da, seçim hileleri, “Yetmez ama Evet”çilerin halkı kandırması ya da Fetullah Gülen’in mezarlarından ölüleri kaldırtması yoktu.

Eski ceberrut sisteme olan tepki vardı.

Evet oyları, AB reformlarından, Kıbrıs’ta çözüme, Kürt meselesinden başörtüsü meselesine kadar her türlü değişim, demokratikleşme, özgürleşme adımının karşısına dikilen, direnen, elleri, kollarıyla siyasetin içine girmiş askerin siyaset üzerindeki gölgesini kaldırmak için verilmişti. 

Amaç, üç yıl önce e-muhtırayla, 367 kararıyla iktidar partisine cumhurbaşkanı seçtirtmeyen, iki yıl önce iktidar partisini üniversitelerde başörtüsü özgürlüğü getirmek istediği için kapatmaya çalışan gayrimeşru gücü devreden çıkarmaktı.

En azından paketi hazırlayanların vaadi ve oy verenlerin niyeti buydu. 

Eğer tarih 2013 yılında, yine ancak bu askeri vesayetin aradan çekilmesiyle yapılabilen çözüm sürecinde başka bir raya girseydi belki bütün kötülüklerin anası olarak o referandum gösterilmeyecekti.

O referandumdan sonra yapılan HSYK seçiminde FETÖ’nün Bizans oyunlarıyla yargıyı ele geçirmesi, ardından iktidarın askerin çekilmesiyle elde ettiği gücü demokratik siyaseti güçlendirmek yerine , otoriter bir siyasete geçiş için kullanmasının sorumluluğu da herhalde o yüzde 58’e yüklenemez.

Eski sistemi özleyenlerin sandığının aksine referandum öncesi, iktidarları sınırlayan da bir hukuk devleti ya da kuvvetler ayrılığı sistemi değildi, ağırlığın bir tarafında askerlerin durduğu çarpık bir güç mücadelesinin yarattığı bir dengeydi. 

Her neyse. İşin bu kısmı üzerinde zaten çok konuşuldu ve konuşulacak. 

Ama herhalde Türkiye’deki muhalefetin gözünü alamadığı o referandumdan ve Yetmez ama Evet’ten çıkarması gereken başka dersler var.

O referandumda AK Parti, 2007 seçimlerinde aldığı oyun çok üstündeki bir kitleyle sistemi değiştirmek için ittifak kurmayı başarmıştı.

Ama bunu üç aylık bir referandum kampanyasıyla yapamamıştı. 

90’lardan itibaren muhafazakarların toplumun farklı kesimleriyle kurduğu ilişkilerin ve iletişimin bir sonucuydu bu. 

Sadece ortak düşmana karşı birleşmekten ibaret olmayan, yeni bir anayasa yapmak gibi pozitif hedefleri de olan bir ittifaktı bu.

Soru şu; CHP toplumun yüzde 58’ine “Evet” ya da  “Yetmez ama evet” dedirtecek bir vizyon, hedef ortaya koyabilir mi? 

Kılıçdaroğlu uzun bir süredir bunun farkında ve siyasetinin merkezine bu ittifakları kurmayı koydu. İmamoğlu da bu yeni siyasetin en önemli başarı hikayesi ama CHP’nin önünde büyük bir engel var; Kendi doğrularının cennetinde yaşamaya devam eden entelektüelleri ve şehirli tabanı.

CHP’ye yakın entelektüeller ve partinin şehirli, eğitimli çekirdek tabanı, geniş ve kalıcı ittifaklar kurmak için gerekli esnekliğe imkan vermeyen bir katılık içinde.

Çünkü özellikle seküler orta sınıf daha geniş kitlelerle ittifak kurmaya ihtiyaç duyacak kadar gündelik hayatında bir sorun yaşamıyor. 

Ülkedeki hak ihlalleri, eksik demokrasi sorunları hala uzaklarda, tweet atılarak tepki gösterilebilecek mesafede olup bitiyor.

Özellikle 15 temmuz ve ardından iktidarın içine girdiği durum, başörtüsü yasaklarını savunmaktan, ordunun, 28 Şubat’ın, 367 gibi kararların arkasına durmaya kadar uzanan utanılacak pozisyonlar için muhasebe yapılmasını gerektiğini değil, tam tersine ne kadar haklı çıktıklarını onlara söylüyor.

Bu aşırı özgüven de zaten içinde yaşadıkları kapalı cemaatleri bir yankı odasına çeviriyor ve mutlak haklılık iddialarını besliyor.

Öyle olunca Cumhuriyet gazetesi muhalif sol-demokrat isimlerle bile yol yürüyemiyor, onları liberal diye tasfiye ediyor, çok takdir edilen Komünist Belediye başkanı şehrine Dersim adını geri vermek isteyince bir anda gözden düşebiliyor. 

Seküler kesim kendi mutlak hakikatinden taviz vermeye, yumuşamaya yanaşmıyor. 

O yüzden 90’ların Yeni Şafak’ında, Kanal7’sindeki çeşitlilik, bugün Sözcü’de, Cumhuriyet’te, Fox Tv’de yok.

Herhangi bir CHP belediyesi etkinliğinde, bir seküler dernek  toplantısında farklı fikirlerden birine rastlamak mümkün değil. 

Sekülerler iktidar alternatifi olmak için esnemeye, farklı kesimlerle ittifaklar kurmaya şimdilik yanaşmıyor.

Bütün iktidar olma hayallerini ise onlar için esneyen, ittifaklar kuran Ekrem İmamoğlu’nun insani ve sosyal becerilerine bağlamış durumdalar.

Geçenlerde, ülkedeki kapalı cemaatler arasında iletişim hatları kurulmasına katkı sağlamak gibi naif duygularla katıldığım Ekşi Sözlük’teki canlı sohbette,  soruların akması gereken bilgisayar ekranından küfürler, hakaretler, amatör savcıların elinden çıkmış iddianameler gibi suçlamalar akarken 2001’de ODTÜ’deki konferansta yenileşme vaadine militanca direnen öğrenciler aklıma geldi.

Yeniden iktidara gelip, rövanş almak dışında bir gelecek hayali olmayan, bir adım geri çekilip ittifaklar kurmak yerine, herkesin gelip onlardan özür dileyeceği günü bekleyen, hiç bir muhasebe yapmaya yanaşmayan siyasi bir narsisizm bu. 

Tek başına Ekrem İmamoğlu’nun sadece tatlı diliyle, bu ekşimiş siyasetin ağızlarda bıraktığı tadı değiştirmesi şimdilik zor gözüküyor.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
“sandıklardan yüzde 90’ın üzerinde “Evet” çıkmıştı. Yani eğer DTP de boykot çağrısı yapmasaydı, muhtemelen sandıktan yüzde 58’in çok üstünde bir “Evet” çıkabilirdi. “ —> dtp ne olduğu belli olmayan çözüm süreci hatırına boykot edeceğine hayır dese ne olurdu peki ?
“Eğer tarih 2013 yılında, yine ancak bu askeri vesayetin aradan çekilmesiyle yapılabilen çözüm sürecinde başka bir raya girseydi belki bütün kötülüklerin anası olarak o referandum gösterilmeyecekti.” —-> niye girmedi? Sekülerler istemiyor mu baris olsun? Sekil şartına uymadan asıl nasıl çözülsün? Kurtuluş savaşında bile mecliste karar alınırken çözüm süreci denen olayda kim kiminle ne karşılığı anlaşmıştı bilmiyoruz. Neden meclise gelmedi?
“Sadece ortak düşmana karşı birleşmekten ibaret olmayan, yeni bir anayasa yapmak gibi pozitif hedefleri de olan bir ittifaktı bu. “—> hangi anayasal değişikliği önerdiler/ getirdiler ileri götüren?
“Sekülerler iktidar alternatifi olmak için esnemeye, farklı kesimlerle ittifaklar kurmaya şimdilik yanaşmıyor. “—-> saadet le ittifak yapılmadı mi? Anti-emperyalist muslumanlara sempati yok mu? LGBT konusunda dusmanca bir tavır mi var? Farklı kesim illa ki bolucu veya siyasal islamci mi olmak zorunda?
“Aslında farklı kesimlerle diyalog çabası muhafazakar kesimde yeni değildi.80’lerden itibaren Türkiye’deki muhafazakarlar, toplumun farklı kesimleriyle diyalog kurma tecrübeleri edindiler. “ —-> toplumsal tabanlarının büyüklüğünün bilincinde olarak takiye yaptılar. 35 oyla meclisin 75ini aldılar. Güç elde ettikçe tek tek her grup tekmeyi yedi
“Herkes bu yenilikçilerin gerçekten yeni olup olmadıklarını merak ediyordu.”—> yeni miymiş? Klasik yağmacı ekonomi politikasının gelişmişinin dinle soslanmışı
“Muhafazakar iş örgütleri, dernekler liberal, sol demokrat isimleri Anadolu’da konferanslarda ağırladılar, dindar akademisyenler liberal demokrat fikirlerle kendilerini ifade ettiler, demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi fikir ve kavramlar muhafazakarların siyaset diline yerleşti.” demiş —>. Sacmalik. Cemaat yemeklerinde kime kaç para ödendiği bilindiği gibi bu grupların nasıl sürü hareketi yaptığı daha sonraları da (Ergenekon davasına destek bildirisi, savaşa hayır bildirisi gibi konularla) defalarca görüldü.
Burak Ersoy 12 Ağustos 2019 11:23
İçinde bulunduğum sosyoekonomik grup ancak bu kadar doğru analiz edilir. Böylesine hoyrat, ben merkezci, kendi dışında her fikri yanlış bulan, aslında yobazlığın rol modeli olan ama beğenmediği her görüşü yobazlık ile itham eden, kendi dışında her şeyin değişmesini isteyen bir koca grup. Genetik şanstan dolayı ülkenin fırsatlarından kullanmış, zenginleşmiş ama topluma kim olduğuna bakmadan geri veremeyen bir topluluk. Maalesef uzlaşma, ortak akıl arama en iyi hasletimiz değil.
KARAR OKURU 11 Ağustos 2019 03:59
Derinlemesine analiz edilmiş yadsınmaz gerçekler ve ümitvar önerilerle dolu çok önemli bir çalışma. Keşke ona göre siyasal çağrışımlar için uyumlu bir başlık atılsaydı
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 21:43
Muhafazakar sekuleri yanlis biliyor. Dinsizlik zannediyor ama degil. Eger derneklerde islami konusacaksan, hristiyanligi da, budizmi de, tasa inanani da konusmamiz lazim. Bizim muhafazakar bunu kabul etmiyor. Daha kotusu, dine inaniyoruz diyen (terorist, feto vb) once guler yuzlu ve destek alip, sonra da goruyorsunuz maskeler dusuyor ve amaclari farkli. Boyle oldugu icin COK BUYUK GUVEN sorunu var ulkede. Herkes kendi istedigi dunyayi digerlerine zorluyor (sagcisi/solcusu/bilmemnecisi). Butun bunlarin (islamin da) ustunde bir kisinin ulkeyi baristirmasi gerekiyor. belki bu Imamoglu belki baska
Muhtefi. . 10 Ağustos 2019 22:34
1
ISLAMIN'da Üstünde. !..Aradık, taradik, eskilerde dahil Henüz bulamadık bişey. ;)...bulsaydik coooktan oradaydık. Benim gibi Agzi ile (yazı ) İslamdaniz demek coook kolay. ;))..Şuurlu irade lazim..İslam Ahlakından ,Adaletinden daha Yüksek AHLAK ..Yoktur.olamazda.!..Cahilliğimiz, Acizliğimiz.o da bizim bölük,porcuk olmamizdan lamı, cimi yoktur...İSLAM Guzel AHLAKTIR..şüphesiz bu böyledir. Kiyamete Kadar. !.(iman sahiblerı için diyoruz ) .gayrısı bizi bağlamaz.
KARAR OKURU 11 Ağustos 2019 04:10
1
Var da bizler duymak istemiyoruz :( Ve sadece biz muslumanlar degil, hristiyani da budisti de ateisti de duymak ve dusunmek istemiyor. Cevabi anlamak icin bir soru soralim kendimize: Mesela Turkiye'de yasayan Hristiyan Turk vatandaslari hangi ahlaki kabul edecek? Papazin verdigi hutbeyi musluman birisi mi yazacak? Bizim imamlarin resmi olarak evlendirme hakki var. Papaz ve budistin de ayni hakka sahip olsun mu? Ya budist rahip 5 yasindaki cocugu evlendirmeye calisirsa, o cocuk evlendirilsin mi evlendirilmesin mi? Oldukten sonra ne olacak? Ayrica dinimizi uygulama problemi konusunda
Muhtefi. . 11 Ağustos 2019 12:11
3
04.10 Evvela Herkese ,Hepimize Sağlık, Huzur ve Bereketler içinde Nice Bayramlar dilerim. Herkes yaşar kendi mesrebince,yaşıyor bizler Yeterki İSLAM AHLAKİ ŞUURU içinde olalım herkese yer var. :)) Kimseyi dışlamayız. Yaradilanı severiz,Yardandan ötürü. Bu formül Kıyamete kadar yol gostericidir. Anlamak isteyene..!..acizane
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 19:01
"İstanbul’a Kürt desteğiyle belediye başkanı seçilmiş olan İmamoğlu, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun YPG/PYD Kurt realitesi nankörlüğü karşısında artık susmamalıdır ... İmamoğlu umut omaya devam edecekse, Kılıçdaroğlu’nun tutumuna mutlaka karşı çıkmalıdır" Yildiray Ogur'un CHP elestirisinde en buyuk eksiklige dikkat cekmek icin tirnak icine aldigim sitem dolu paragrafi ArtiGercek'ten Doğan Özgüden'in "CHP’nin Kürt inkârcılığında zirve" baslikli son makalesinden alintiladim
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 18:21
sayin Ogur tesbit ve tavsiyleriniz cok dogru ... Fakat CHP'nin iktidarina alanen en buyuk engel Kurd sorunu oldugu halde bunu es gecmenizi cok yazik. Kisacasi, CHP Cozum Sureci'ne AKP'nin biraktigi yerden devam ederse ancak iktidar olabilir
Karar okuru 10 Ağustos 2019 23:39
2
@KARAR OKURURU 21:43 Evet, Yıldıray Oğur gibi vizyonu geniş, samimi ve dürüst bir yazarın odanın ortasında duran fil misali gibi Türkiyenin kanayan kardeş yarası olmaya devam eden devasa Kürt sorununa değinip sözde solcu, ama gerçekte sağcı sosyal faşist anti-Anadolu kemalist/Atatürkçü Ege ve Trakya —yani sömürgeci, ayrıcalıklı mutlu Balkan muhacir ırkçı azınlık kitle— CHP örgütünü eleştirmemesi gerçekten çok yazık.
Karar Okuru 10 Ağustos 2019 15:07
Yanlışlar yaptığı da sonra kendi yazılarınadaki şikayetler ile anlaşılmış olanlar başkasına verir talkımı kendi yutar salkımı. Ülke sosyal yapı ve düzey bakımından makulün ötesinde farklar içeriyor. 5-15-25 yaşında fiziksel, psikolojik yapılarıda, ihtiyaçlarıda vesaire çok farklıdır. Bunları aynı odaya tıkıp, aynı dersleri, okutup aynı tutarsanız sıkıntıdır. Fırsatı bulan kendi çapını dayatır. Ülke gelişmişliği uyuşmayan kesimler içeriyor. Biri babası yerine koyduğu lidere tapar, öbürü seviyesi gereği arayışta olur. Bu çatışmalı bir durum yeni de değil. Ergen psikolojisi yerine bilim, akıl
karar okuru 10 Ağustos 2019 14:30
Yorum yapan kim olursa olsun sadece kendi pencelereinden bakarak en doğruyu kendisinin bildiğini zannediyorlar. Ya öyle değilse. Kendi kuruntularımızı gerçek diye yazıyor olamaz mıyız? "Zaman en iyi müfessirdir. Kaydını koyduğu zaman itiraz olunmaz." İnsanlar yanılma ihtimalini nazar-ı itibara alarak kalem oynatmalıdırlar. Aksi takdirde çok kimseler yarın yazdıklarından utanacaklardır. Önyargılarımızdan dolayı bizde enettelektüel bulmak çok zor.
KARAR 'da KARARLI ADAM 10 Ağustos 2019 13:36
....Nerde İslam ahlâkı,nerde peygamberimizin örnek hayatı.O Rahmet peygamberi,kendisini Mekke'den çıkaranlara(hicrete zorlayanlara),yıllar sonra Mekke'yi fethettiğinde ne demişti:"Bu gün sizi kınama yoktur.Allah sizi affetsin,O merhametlilerin en merhametlisidir".(Yunus Suresi).Biz de;bize yapılanları affedebiliyor muyuz,hoşgörebiliyor muyuz?Yoksa rövanş almak için fırsat mı kolluyoruz,pusuya mı yatıyoruz?Eğer böyle yapıyorsak,diğerlerinden ne farkımız kalır ki.
musto 10 Ağustos 2019 13:35
İktidarın gücü ile kendisinden olmayan belediyelerin başarısız olması için her tür oyunları mübah gören bir zihniyet ile halka hizmet edilemez. ya boyun eğecek eski defterler karıştırılmayacak topal ördek olarak gördüğü ve 1000 kadar işten atıldığı söylenen hak iş mensubu işciler için açlık grevleri vb gibi oyunlar tezgahlanacak bu ülke bunlara babalarından dedelerinden miras kaldı 17 senedir başkalarının hakkını yemediler adil oldular adalet dağıttılar.
KARAR 'da KARARLI ADAM 10 Ağustos 2019 13:19
Ne sözüm ona dindarı,ne dinlisi,ne dinsizi,ne siyasal islâmcısı,ne laik'i,ne kemalist'i ne bilmem nesi, hiç birinin insanlıktan ve insaniyetten haberi yok.Koca Yunus'un sözünü dilimize pelesenk yapmışız fakat söylemden öteye geçirmemişiz.Ne diyor Hakk aşığı :"Yaratılanı hoş gör,yaratandan ötürü".Nerde hoş görmek,nerde affetmek,nerde merhamet etmek.Şu anda yaptığımız hor görmek, cezalandırmak,zulmetmek.Gücü ele geçiren,kendisine yapılanları misliyle ve hatta fazlasıyla yapıyor.Halbuki;mukabele-i bilmisil,zalimane bir kaidedir.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 12:34
Olan durumu doğru okuyamadığınızı düşünüyorum. Sekülerler bedel ödemiyor o yüzden hiçbir gruba açılmıyor değil. Kürtlere yaptıkları açılımlarla çok büyük bedeller ödedi seküler entelektüeller. 2 dinamik var: a. Cumhur seçmeni çok milliyetçi, Kürtlere açılınca onlar korkuyor. b. Ak Parti ılımlı muhalif medyayı yok etti, Sözcü gibi radikalleri açık bıraktı. Sizin de tespit etmeniz gerektiği gibi, Cumhuriyet gazetesindeki sosyal demokratlar HAPSE atıldı. Ruşen Çakır, Kadri Gürsel TV programlarından atıldı. Radikal sesler kaldı. Bunların büyük kısmı da siz Akpartiyi desteklerken oldu bu arada
Karar Okuru 10 Ağustos 2019 15:24
5
Bizim orta doğulu liberal takımı hep böyledir. Takılır bir şeyin peşine gider sonra döner başka tarafa, sonra yine başka tarafa. Oysa ülkenin özgün koşulları vardır, dengeli olmak lazımdır onlara fark etmez. Batılıya öykünür ama rasyonellik, bilim ve akıldan hep uzaktır. Neyi konuşursak önce zemine bakmak lazım. Yoksa bataklıkta yüzmeye çalışıp, çakılmak ya da suda top oynamaya çalışıp batmak gibi akılsızlıklar olur. Yeni öğrendiği kelimeyi anlam ve içeriğini bilmeden gelişi güzel kullanan, genelde anlamsız cümleler kuran çocuklar gibi, demokrasi, hukuk, vesayet diye ülkeyi bu hale getirenlere
KARAR'lı okur 10 Ağustos 2019 12:00
Temel sorun, bu ülkede yaşayan ve mensup olduğu siyasi düşünceyi veya siyasi hareketi layüsel gören, mutlak doğru olarak algılayan, diğerlerini ise ötekileştiren, yok edilmesi gereken habis urlar diye tanımlayan hastalıklı bir ruh halinin egemen olmasıdır.. Bu durum, adına ister muhfazakar siyaset, ister seküler anlayış, ister milliyetçi söylem diyelim, malesef hepsi şu yada bu sebeple bu ileti, bu zilleti taşıyor.. İşte geçmişte CHP'nin taşıdığı misyon ve yaşattıkarı, MHP'nin politikaları, AKP'nin önce ümit verip ardından hüsran yaşatması, hep bu iletin bir sonucudur.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 11:48
Her zaman söylüyorum Sayın OĞUR, adamın kralısın. Kitabın ortasından konuşmuşsun. Partizanlara laf anlatmak zor. Hele okumayan ya da sadece kendi kitabini okuyanlara anlatmak daha da zor. Allah'tan %10'luk feraset sahibi bir kesim var da bazen yanlışların önüne geçebiliyorlar "bazen"...
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 11:42
Kendi doğrularının cennetinde yaşamaya devam edecekler. Azınlıkta olmazlarsa narsizmin büyüsü bozulur.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 11:41
O eksi sozlukte size tepki verenler Sayin Erdogan’i iktidar yapip iktitarda kalmasini saglayan, partisini konsolide etmesini saglayan, valigindan memnuniyet duydugu kesim. Bu kesim oyle aymaz ki neye hizmet ettiginin farkinda degil.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 13:34
1
ya da farkında ve durumdan mutlu. çünkü böyle bir kutuplaşmadan onlar da paylarına düşeni alıyor.
Ehl-i İrfan 10 Ağustos 2019 11:18
Türkiye'deki malum, muarrız muhalefeti n dayandığı sosyolojiyi büyük bir isabetle 'siyasi narsisizm' olarak tanımlamışsınız.Kısa bir zaman içinde yaşadıklarınıza bağlı olarak... Sayın Oğur;"Ey Özgürlük!" isimli kitabınızda"Denklemi bozan ve askeri vesayet düzenine son veren İslami bir hayat tarzına sahip olan Ak Parti bozdu.Ak parti,laik modernleşmeci elitin durdurduğu Türkiye'nin modernleşme motorunu yeniden çalıştırdı.Bunu da bugüne kadar Kemalist modernleşme projesine direnmiş halk kitlelerinin desteği ile yaptı."diye tesbityapıyorsunuz.Bugünkü yazınızın son bölümündeki rövanş,onun rövanşı.
M.Ç 10 Ağustos 2019 11:11
Yazınızı okurken çöl kaplanı Fahrettin Paşa ve Lavrens geldi aklıma. İngilizler ve isyancı Araplar Hicaz Demir Yolunu tahrip ederler. Osmanlıdan Medineye yardım gelmez. Biri tahrip eder, diğeri tamir eder. Tahrip etmek daha kolaydır. Şu an siyasette de bizi birbirimize ulaştıracak iletişim kanalları tahrip ediliyor. İki kutunun da dinozorları bu tahribattan besleniyor. Ben herşeye rağmen 30 yaş altı nesilden ümitliyim.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 20:58
2
Fahrettin paşa ne zaman çöl kaplanı oldu? :))
Ben 10 Ağustos 2019 11:13
Ekşi sözlükteki yobaz laikçi embesilleri ortaya çıkaran bir sohbet olmuş. Adamlar herhangi bir kişinin kendi fikri olabileceğini kabul edemeyip sen o adamı zamanında destekledin, şimdi desteklemiyorsun o zaman döneksin havalarında kahvehane ağzıyla muhabbet çeviriyorlar. Bir insanın başkalarının doğru işlerini destekleyip yanlış işlerini eleştirmesi gerektiğini anlayamayıp kabile mantığı ile ya ondansın ya benden at gözlüğünden çıkamıyorlar. Bu mantıkla dinci yobazlarla pek de farkları yok. Olgunlaşmak için daha çok fırın ekmek yemeleri gerekecek.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 10:46
Rahat olun, sakin olun. Bu dediklerinizin hiç biri olmayacak. Marjinal bir kaç ses çıkacaktır ama o da bastırılacaktır. Köprünün altından çok sular aktı. Anlaşma ve karşılıklı bir birini anlama galip gelecektir. Chp yönetimi doğru yolda. Seküler kesimdeki bu tepki, ülkeyi batırmasına rağmen, hâla inatla vazgeçmeyen köktenci Akp tabanına duyulan tepkiden kaynaklanıyor. Bu da asılır.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 10:40
Çok iyi anlıyorum sizi. Eğitimli seküleri bol bir bilişim firmasında çalışıyorum. Ülkenin en yobaz ve uzlaşılmaz kesimi maalesef çoğunluğu master da yapmış bu tipler. Ekibimdekilerden biri Hollanda’ya yaptığı iş başvurusunda beni referans yazmış. Aradıklarında olmadığı kadar mükemmel biri olarak anlattım. Yeterki yurtdışına gitsinler. Yetmez ama evetçi nefreti, Erdoğan nefreti iliklerine kadar işlemiş. Unrecoverable state’teler… Medeniliğin temeli farklılıklara tolerans ama bu güruh pek nasiplenmemiş bu kavramlardan.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 10:07
Dogrulari söylemekten cekinmeyisinize hayranim. Cok tesekkurler iyiki varsiniz.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 09:50
Ülkenin siyasi atmosferi bu kadar mı güzel tahlil edilir? Helal olsun. Harika bir yazı olmuş.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 10:17
12
İmamoglunu tanımam ama CHP zihniyetini cook iyi tanıyorum.Yazarin dediği gibi cici çocukları öne sürüp arkadaki canavarı saklıyorlar. Amaclari demokratikleşme ,hak,hukuk değil 17 yılın acısını çıkarmak ve intikam almak. Yani yine olan gariban öğretmene,sendikalı ya,dindara, eşi başörtülü olacak.askerî vesayete jakoben laikliğe geçiş için cici çocuk ekremi kalkan yapacaklar iktidar ellerine geçince yeniden sezerler, alemdarogullari, çölasanlar, asagilamalar.Belki de müslümanların kendilerine gelmeleri için böyle bir süreç lazım.
Mutlu Yücel 10 Ağustos 2019 09:04
2)Tabanı tarafından desteklenmeyen orduya güveni tam olmadığındandır ki FETÖ nün boşluğunu benzeri tarikatlarla doldurma yoluna gitmiştir. Yanlış yapmıştır ve yapmaktadır ve bu yoldan bir daha çıkması da pek olası değildir. Bari son bir iyilik yapsa da oy alma konusunda pekâlâ da anlaşabildiği APO ile bir de terörü bitirme konusunda anlaşsa ve bitirse, anaların gözyaşlarını dindirse, bebeleri babasız bırakmasa Kürt Türk kardeşleri kucaklatsa.
Mutlu Yücel 10 Ağustos 2019 09:03
1)“Yetmez ama evetle” destekleyen demokrat kesimden bir daha oy alması mümkün olmayan cumhurbaşkanımız artık yalnız bir adamdır. Bu yalnızlığı iliklerine kadar hissettiğindendir ki en güçsüz zamandan kendisi aleyhinde tavır almış MHP ve bürokraside sürekli çelme takan Kemalist takım ve içindeki derin devlette birlik olmuş, o güçsüz devirde büyük bir rızk alarak kendisini destekleyen Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan vs. gibilerini hapse tıkmıştır.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 10:08
2
Yalnız birakmayin sizde
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 13:35
0
kendi tercihi oldu.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 08:55
Guzel bir analiz, dogru bir tespit. Kemal Kilicdaroglu’nun da bu esneklik ve ittifak geregine inandigini ve bu yolda yurudugunu dusunuyorum. Mevcut baskanlik sistemi de bunu zorunlu kiliyor. Diger yandan iktidarin bireysel hak ve ozgurlukler, adalet ve ekonomi alanindaki uygulamalari bu ulkede yasayan ve ulkesi icin duyarli herkesi esnek olmaya itmeli.
Takipci 10 Ağustos 2019 08:46
1) Bu yazi iktidara yazilmis bir dilekce gibi... 2) Sehirli Laiklerden yapmasini istediklerinizi bizzat siz yapsaniz, laiklere bir adim yaklassaniz, sözlerine bir kulak verseniz... 3) Sehirli Laikler, diger butun kesimlerden daha fazla, milli gelir'e katki sagliyorlar...
Köroğlu 10 Ağustos 2019 10:13
2
Ben şehirli laikim zaten. Senden farklı düşünüyorum ama. Muhalefetin ortak noktası ancak hukuk ve demokrasi olur bundan sonra. Laiklik ya da 'Türklük' ya da 'milli menfaatler' olamaz. Eskiye dönüş mümkün değil, asker zihniyetini bırakmanız lazım.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 08:25
Çok doğru tespitler yapmışsınız . Zaten Ak partinin bir çok yanlış yapıp bu kadar oy almasında CHP seçmeninin tavrı neden olmuştur. Kemal Kılıçdaroğlu bile söylemlerinde çok inandırıcı bulunmamasında da bu seçmenin rolü çoktur
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 09:15
2
Kılıçdaroğlu gayet inandırıcı bulunuyor. Ak partinin yarısı kadar oyla yerelde iktidar olmayı başardı. Bence inandırıcı olamayan yüzde 76-70 muhafazakar oy tabanına rağmen büyükşehirleri kaybedenler. Artık ezber tesbitlerinizi gözden geçirin.
Sabahattin 10 Ağustos 2019 10:15
1
%55 oyu CHP almadı. Erdoğan kaybetti. İmamoğlu CHP'ye olan itirazı nötralize etti sadece. Olan biteni iyi okuyun.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 10:16
3
Haa. Demek seçim dediğin şöyle birşey: Erdoğan ya kazanır ya da kazandırır! Mükemmel. Keşke benim de senin gibi her yanlışıma kılıf bulan birkaç adamım olsaydı.
Sabahattin 10 Ağustos 2019 12:16
0
Standart CHP demagojisi. Her zamanki gibi içerik yok, ergen tarzı laf sokuşturma var. Dünyadaki demokrasilerde 11 yıldır kişi başı geliri yükselmeyen bir ülkede iktidara gelmeyi başaramayacak tek muhalefet partisi yoktur. Demokrasileri bırak otoriter/totaliter rejimler bile böyle bir başarısızlıkta yıkılır. Bunu beceremeyen tek muhalefet partisinin CHP olmasına şaşırmıyoruz ama. Sebebi de buradaki yorumlarda net görülüyor.
Habele-Hubele 10 Ağustos 2019 08:20
Peki 2010 referandumunda Evet oyu verenler acaba 2010 sonrası yaşananları görüp elim kırılsaydı da vermeseydim diyor mudur? O günkü reyini aynen tutarak Başkanlık referandumuna Hayır mı demişler? Bence HDP ve Kürtler konusunda da abartılı bir demokrat ilke takip ettikleri yorumu var. Türkiyenin bazı ayrıştığı konularda çok pragmatik davranan HDP ve bir kısım Kürt var. Demokratik ilkeler Kürtçülük için uygun zemin anlamına geliyorsa topa giriyorlar.
İlginç 10 Ağustos 2019 07:48
Müthiş bir yazı
Odtulu 10 Ağustos 2019 06:37
Hocam ekşi sözlük için dediğiniz doğru ama 2010 referandumunu anlatırken kullandığınız "...O referandumdan sonra yapılan HSYK seçiminde FETÖ’nün Bizans oyunlarıyla yargıyı ele geçirmesi ..... için kullanmasının sorumluluğu da herhalde o yüzde 58’e yüklenemez" . O referandumun yapılmasının tek sebebi eski HSYK'nın Ergenekon savcılarını ve hakimlerini değiştirmek istemesiydi. Bizzat referandum feto projesiydi. Bu gerçeği görmeden yapılacak analiz yerinde olmaz.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 20:40
0
hükümet de hsyk yı kesinlikle değiştirmeyi istiyor idi. eski hsyk döneminde de yapılanma vardı. yeni hsyk seçimlerinde -yanlış hatırlamıyorsam- anayasa mahkemesinin bir kararı sonuca çok etkili oldu. birçok faktör vardı, aradaki renklerden biri...
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 05:46
***** Thanks bro! Many thanks!
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 05:13
Sn yazar, ekşi sözlükte ne işiniz var sizin? Nasıl facebook artık okumuş genç nesil tarafından terkedilip ergen ve orta-ileri yaşın lay lay lomuna kalmışsa ekşi'nin de durumu bundan farklı değil. Ayrıca bu liberal sol-sağ, demokrasi, insan hakları vb klişe lafları ABD'nin afganistan, irak, suriye,libya işgalleri ile bugün iran ve Venezuala'ya dayattığı korkunç yaptırımları için ileri sürdüğü bahaneleri akla getiriyor. Fetöcülerin temcit pilavı gibi kullandığı bu kelimeler artık insanda ters tepki yaratıyor, bu lafların ardında başka amaçların yattığı izlenimi veriyor, samimi bulunmuyor.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 10:19
1
öznesiz cümle kurmayalım.
N.Y. 10 Ağustos 2019 03:59
Ne yazık ki hep aynı filmi seyrediyoruz.Bir gün birileri " senin fikirlerine katılmıyorum ama fikirlerini söylemen için gerekirse ölürüm " sözünü slogan olmaktan öteye taşır uygulama ve yaşantısında bunu gösterir , toplumun bütün katmanların hassasiyetine aynı üslup ve naiflikle yaklaşırsa yol almaya başlar. Bahsettiğiniz yüzde onluk dilim parti rozetlerinin siginagindan çıkıp özgürlüğe sahip çıkan kimseyi otekilestirmeyen sese kulak verenler. Bu sayı giderek artıyor. Kaleminize, yüreğinize sağlık değerli kardeşim sağlıcakla
Karar Okuru 10 Ağustos 2019 03:57
“Eski ceberrut rejim”. Eh yeni rejimi sevsinler! Kötüyü daha kötü yapanlara destek vermiş olanların bu günki serzenişi hakikaten ibret verici. “Yetmez ama evet“ çağdışı bir zihniyetten medet ummuş olmanın akıl tutulmasına güzel bir örnek. Orta doğunun bu, muhtemelen genetik nedenler ile de, geri kalmış zihniyetinden bu coğrafyada kimse muhaf değil. Ağızdan çıkanları o ağzın sahibinin arkasındaki zihniyetleri görmeden dinlersek ortaya “yetmez ama evet” çıkar. Bu zihniyet sahipleri ile liberal tayfanın “aldatıldık” diye ortada dolaşmaları etrafları ile ilişkideki akıl seviyesini gösteriyor.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 12:09
0
Yorma kendini be hocam!.. Yazar seni anlatıyor zaten.
Sabahattin 10 Ağustos 2019 12:45
1
Hiç anlamamışsın. Kimse kimseden medet ummadı. Hedef demokrasi ve hukuktur. Bu da kişilerin bahşettiği bir şey değildir. Olaylar ve dengelerin değişimi sonucu kendiliğinden belirir. Alaturka faşizme geri adım attıracak adım ne ise onu atarsın. O gün oydu. Bugün başka. Yarın başka. Bu bir süreç. Demokrasiye ve hukuka doğru götüren bir süreç. Ayrıca liberal tayfada "aldatıldık" diye dolaşan birine rastlamadım ben. Bir örnek verebilir misin? Kendi söylediğiniz yalanlara kendiniz inanmayın.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 03:17
Çok haklısınız.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 02:32
CHP’ye yakın entelektüeller gündelik hayatında bir sorun yaşamıyor mu? Patir patir universitelerden tasfiye edildiler, cumhuriyet yazarlari hapse atildi, akademisyenler hapse atildi, bazi yazarlar olum tehditlerinden dolayi ulkeden kacti. Ne demek gundelik hayatlarinda sorun yasamiyor yav?
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 01:50
Yetmez ama evetin sorumluluğu ağır. Sen ne dersen de kardeşim. Gerekirse papaz elbisesi bile giyerim demiş olan, gerçek niyetini aslında hiç bir zaman saklamamış olan iddia sahipleri kirli ajandaları için halkı kandırdı ve sizler de buna çanak tuttunuz. Bu memlekete ağır bedel ödettiniz, daha da ne olacağımız belli değil. Asıl ekşi tat varsa o sizlerin tadınız olsa gerek.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 12:19
1
"ne olacağımız belli değil" demişsin; "Sen ne dersen de kardeşim" diyen adamlar ile bir şey olmaz ki...
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 15:59
3
Kandırıldık allah affetsincilerden bıktık. Biz iyiyiz ama çevremiz kötü. Asker vesayetini kaldırıyoruz derken ülkeyi birbterör örgütüne teslim ettik ama biz masumuz.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 01:29
Ekşi'deki sohbeti uzaktan takip ettim ve maalesef sizinle aynı izlenime kapıldım. Biz hiç toplum olmayı başaramayacağız. Kemal Bey'in gayretlerinin farkındayım, çok değerli buluyorum, başörtülü bir İHL'li olarak destekledim de, ama partisinin şehirli-eğitimli kesiminin katı tavrı onun makul duruşuna zarar veriyor. Madem kirli çamaşırları hatırlatıp duracağız ben de size başörtüsü, katsayı zulmü karşısındaki desteğinizi/suskunluğunuzu hatırlatayım sevgili ekşiciler. Artık hiç bir mahalleye ait hissetmiyorum kendimi.
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 01:27
Ruhunda fasizanlik olan insanlar ortunse de ..tünü acsa da ozunde ayni oluyorlar.. biz caresizce ihtiyac duyup uretmeden insanca yasama standartlarini ithal ettik, "reaya"dan "toplum"a gecis neredeyse bir trenin bir raydan yandaki raya ziplamasi kadar anormal oldu, devrim yapip hizli bir toplum mmuhendisligiyle bu kadar oldu, elimizde imkan var ama daha iyisine talep yok..
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 12:24
1
ne devrimi? tarih bilmeden, tarihi merak etmeden, ufacık akıl yürütmelerde bile bulunmadan ortaokulda düşünmeden ezberlediğiniz masallarla iddialı tezlerde bulunmayın.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN