Hertzl’in Abdülhamid ziyaretinden bu yana...
İsviçre’nin Basel şehrinde, 29-31 Ağustos 1897’de Theodor Herzl liderliğinde 1. Siyonist Kongre toplanır.
Bütün dünyadan 200 civarında delege katılır.
Kongre, Filistin’de bir Yahudi devleti kurma amacını (Siyonizm) ideolojiden eyleme dönüştüren ve Dünya
Siyonist Teşkilatı’nı kuran ilk resmi girişimdir.
Filistin o tarihte Osmanlı toprağıdır.
Theodor Hertzl, 17 mayıs 1901’de 2. Abdülhamid’i ziyaret eder. Sultan’a Düyûn-u Umumiye diye bilinen Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını kapatma ve mali destek sağlama karşılığında, Filistin’de Yahudilerin yerleşimi için toprak verilmesini teklif eder. Ancak Sultan, “toprak satmam, çünkü bu vatan bana değil milletime aittir” diyerek bu teklifi reddeder. Abdülhamid’in Hertzl’e”canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade edemem” dediği de anlatılır.
Yahudilerin paraya hakimiyetini bilen bir insan olarak Hertzl, bunu “Siyonist hedefler”in gerçekleşmesi için devreye sokma arayışındadır.
Osmanlı ise Düyûnu- Umumiye kıskacındadır. Paraya bunalmıştır. Kendi gelirlerini borçlar karşılığı yabancılara rehin bırakacak duruma düşmüştür.
Hertzl bu zaafı kullanmayı dener. Abdülhamid buna boyun eğmez. Peki Osmanlı’nın Düyûn-u Umumiye sancısı biter mi? Bitmez. Son borçlar Cumhuriyet döneminde ödenecektir. Filistin ise bugünkü haldedir.
Siyonizm bir yolunu bulur, İngiltere’yi vs’yi kullanır ve Filistin topraklarına yerleşir. 1948’de devletleşir, genişleye genişleye ya da Filistin topraklarını işgal ede ede bugünkü sınırlarına ulaşır. Bugün artık “Nil’den Fırat’a”yı seslendirmektedir.
Bu olay, muhafazakâr camiada bilinir ve “Sultan Abdülhamid’in yiğitliği” bağlamında yad edilir.
Ben bugün burada neden bundan bahis açma gereği duydum?
Bir ziyaret gerçekleşti sayın Cumhurbaşkanı’na… Dolmabahçe Çalışma Ofisinde… Haber, Cumhurbaşkanlığı sitesine, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu ve BlackRock Başkanı Laurence (Lary) D. Fink’i Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti.” ifadesiyle girdi. Kabulde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de hazır bulunmuş. Bir de fotoğraf yer alıyor sitede. Lary Fink, önemli bir adam.
Wikipedi şu bilgiyi de veriyor onun hakkında:
“Amerikalı milyarder bir iş adamıdır. Amerikan çokuluslu yatırım yönetimi şirketi BlackRock’ın kurucu ortağı, başkanı ve CEO’sudur . BlackRock, 10 trilyon ABD dolarının üzerinde varlık yönetimiyle dünyanın en büyük para yönetimi şirketidir . Forbes’a göre, Nisan 2024’te Fink’in net serveti 1,2 milyar ABD doları olarak tahmin edilmiştir. Dünya Ekonomik Forumu’nun Eş Başkanıdır. 2018’de Forbes’un Dünyanın En Güçlü İnsanları listesinde 28. sırada yer almış, 2025 yılında Time dergisi onu dünyanın en etkili 100 kişisinden biri olarak listelemiştir.”
İyi. Türkiye ekonomisi sıkıntılı. Dış yatırıma ihtiyacı var. Mehmet Şimşek Londra’yı New York’u dolaşıyor, kapıları çalıyor, yeterli finans akışı sağlanamıyor.
Lary Fink de, o dış yatırımcı dünyasının tam göbeğinde bulunan bir insan. Gelmiş, en tepeden temas kuruyor. Belki yatırım akar bu vesileyle…
Burada bir bilgi daha devreye giriyor.
Lary Fink’in “Yahudi asıllı” oluşu. Fink, 2 Kasım 1952’de doğmuş, Yahudi bir ailenin üç çocuğundan biri olarak büyümüş.
Ant-i semit dünyalara savrulursanız, tabii her Yahudi’de bir risk görürsünüz. Baltayı taşa vurmak da söz konusu. Diyelim ant-I siyonist bir Yahudi ile karşılaşmak da, Netanyahu’nun cinayetlerine, diyelim İslâm dünyasındaki duyarsızlıklara inat bedenini ortaya koyarak iyan eden İsrail vatandaşlarını görmek de mümkün.
Ama oraya savrulmadan baktığınızda da, her şeye rağmen içinizde kuşkulu sorular debelenir durur.
İlginç bir şey tabii dünyadaki “Yahudi etkinliği.”
Meselâ bir gün “ABD Başkanı’nın damadı” olarak giriyor gündeme. Onunla Filistin’I konuşmak, Gazze barışını konuşmak nasıl bir şey? İngiltere’nin bir diplomatı, Almanya’nın siyasetçisi, Rusya’nın oligarkı, Azerbaycan’ın danışmanı olarak da görmek şaşırtıcı olmaz.
Bu nüfuz, on yıllar – belki yüz yıllar içindeki çalışmayla elde edilir. Ben derim, “Yahudiler, nüfuslarının azlığı sebebiyle birim insana yapılabilecek en büyük yatırımı yapmış ve her insanın özgül ağırlığını maksimum seviyeye çıkarmıştır.”
Yine ben derim “İslâm dünyası, 2 milyarlık nüfusa bakıp birim insanı önemsememiş, bu yüzden de insan israfı İslâm dünyasının ana yarası haline gelmiştir.”
Basel Kongresinin üzerinden 129, Hertzl’in Abdülhamid’le görüşmesinin üzerinden 125 yıl geçti ve bugün Netanyahu “Nil’den Fırat’a”yı konuşmaya başladı. 100 yıllık yatırım ya da strateji böyle bir şey.
Ne dersiniz, Lary Fink Türkiye’ye fon aktarımı için İsrail lehine bir talepte bulunur mu? Hani “Uzun vadede İsrail’le ilişkileri koparmamaya itina edin, sizin için iyi olur” gibi…
