Trump pes ediyor mu?

İran’a yönelik saldırıları başlatmadan önce “rejimin dört günde değişeceği bilgisini” müttefik başkentlerle ve “Air Force One”da görüştüğü gazetecilerle paylaşan Trump, daha savaşın ilk günlerinde evdeki hesabın çarşıya uymadığını görmüştü. Öngördüğü süreyi beş-altı hafta olarak açıkladı. “Zaman projeksiyonlarımızın çok önündeyiz” demeyi de ihmal etmedi. Bu arada, askeri harekatın “son derece iyi” gittiğini söyledi sürekli.

Saldırıların sekizinci gününde “Bir hafta içinde herkesin mümkün olduğunu düşündüğünden daha fazlasını başardığımızı düşünüyorum” dedi. Savunma Bakanı Pete Hegseth ise ertesi gün çıktığı bir TV yayınında “İzleyicilerinizin anlamasını istediğim şey, bunun henüz başlangıç olduğu” şeklinde bir açıklama yaptı.

Bir sonraki gün Trump askeri harekatın “son derece iyi” gittiğini tekrarladı. Cumhuriyetçi milletvekillerine “Zaten birçok bakımdan kazandık ama yeterince kazanamadık” şeklinde bilgi verdi. Aynı gün Savunma Bakanlığına ait Twitter (X) hesabından bir füze fotoğrafı, üstünde “merhamet yok” yazan bir metin kaplamasıyla paylaşıldı. Yazının başlığında “Savaşmaya daha yeni başladık” ibaresi vardı.

10 Mart’ta bir basın toplantısına katılan Hegseth, “Biz hiçbir zaman savaşın ne kadar süreceğine dair bir görüş belirtmedik” diye konuştu.

11 Mart’ta Trump “Bu savaşın ABD için düşündüğümüzden daha kolay olduğu ortaya çıktı… İlk bir saat içinde kazandık, bitti” dedi. Artık vurulması gereken bir hedefin de kalmadığını, ne zaman canı isterse savaşı o zaman bitireceğini söyledi.

15 Mart’ta İran’ın bir anlaşma yapmak istediğini açıkladı. İran’a karşı resmi olarak zafer ilan etmeye hazır olup olmadığı sorulduğunda ise “Ortadan kaldırdık... Ama hâlâ bunu ilan etmiyorum” dedi.

19 Mart’ta İran’ın “yıkılmaya yakın olduğunu” duyurdu. Hegseth ise savaşın sonu için “kesin bir zaman dilimi tayin etmek istemediğini” söyledi.

20 Mart’ta Trump, “Ah, sanırım kazandık. Deniz Kuvvetlerini, Hava Kuvvetleri’ni devirdik. Uçaksavarlarını nakavt ettik. Her şeyi nakavt ettik. Elimizi kolumuzu sallayıp dolaşıyoruz. Askeri açıdan tek yaptıkları Boğazı tıkamak. Ama askeri açıdan onlar bitti” diye konuştu.

21 Mart’ta İran’ın iki gün içinde Hürmüz Boğazını açmaması durumunda enerji santrallerini yok edeceği tehdidinde bulunan Trump, 23 Mart’ta saldırı emrini 5 günlüğüne ertelediğini, çünkü İran’la “çok ama çok güçlü görüşmeler yaptığını” ve ülkelerin anlaşma yapmak istediğini söyledi.

27 Mart’ta ise bir Kabine toplantısında İran’ın “anlaşma yapmak için yalvardığını” ileri sürerek, “Bunu yapabilir miyiz bilmiyorum. Bunu yapmaya istekli miyiz bilmiyorum” dedi.

29 Mart’ta “Air Force One”da gazetecilere konuşan Trump, İran’ın ABD’ye “saygı işareti olarak” 10 tekne petrol gönderdiğini iddia etti. “Onlarla bir anlaşma yapacağımızı düşünüyorum, oldukça eminim” dedi.

Aynı gün akşam saatlerinde ise “Anlaşmaya ihtiyacımız yok, biz kazanıyoruz” diye konuştu.

30 Mart’ta Tahran’daki “çok daha makul yeni yönetim” ile ciddi müzakereler yürütüldüğünü ama Hürmüz Boğazı konusunda acilen bir anlaşmaya varılamazsa İran’ın elektrik santrallerini, petrol kuyularını ve Kharg Adası’nı havaya uçuracağını ve yok edeceğini söyledi.

(Trump ile Hegseth’in açıklamalarının buraya kadarki kronolojik sıralaması için The Poynter Institute’un “PolitiFact” sitesindeki derlemeden yararlandım. https://www.politifact.com/article/2026/mar/30/Trump-Hegseth-Iran-war-timeline/)

31 Mart’ta Oval Ofis’te gazetecilere konuşan Trump, “İran’dan çok yakında ayrılacağız” dedi ve çıkışın “iki hafta, belki iki hafta, belki de üç gün içinde gerçekleşebileceğini” söyledi. ABD Başkanı, Tahran’ın çatışmayı sona erdirmek için Washington ile bir anlaşma yapmak zorunda olmadığını da sözlerine ekledi. Bu arada, savaşta kendisine destek vermeyen Avrupalı müttefiklerine de seslenerek “Hürmüz Boğazına kendiniz gidin, almak istediğiniz petrolü kendiniz alın” dedi.

1 Nisan’da ise sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı: “Seleflerine göre çok daha az radikal ve çok daha zeki olan İran Yeni Rejimi Başkanı, Amerika Birleşik Devletleri’nden ateşkes istedi! Hürmüz Boğazı açık olduğunda bunu değerlendireceğiz. O zamana kadar İran’ı yok etmek ya da deyim yerindeyse Taş Devrine geri göndermek için savaşa devam edeceğiz!!!”

Görüldüğü gibi, ABD Başkanı’nın geçtiğimiz bir ay boyunca İran’la ilgili yaptığı açıklamalardan amacı ve hedefi hakkında anlamlı bir değerlendirme çıkarabilmek çok zor. Ancak çoğu zaman birbiriyle de çelişen ve daima tefsire muhtaç olan bu sözlerden kolayca anlaşılabilen husus, İran’a karşı başlatılan savaşın “son derece iyi” gitmediği olabilir.

Çılgın” başkanın hem kendisini hem de ülkesini içine düşürdüğü beladan kurtulmanın yollarını daha ilk aşamalarda aramaya başladığını ancak ya her şeye rağmen ümidini devam ettiren gerekçelerden dolayı ya da siyasi ve şahsi itibarına zarar vermeden bu işten çıkış yolu bulamadığı için bugüne kadar patinajı sürdürdüğü söylenebilir.

Diğer yandan, İran’la müzakerelerin de “son derece iyi” gitmediği, bu saatten sonra kaybedecek fazla bir şeyi kalmamış olan Tahran yönetimine karşı masada da avantajlı konumda olmadığı yine bu konuda yaptığı açıklamalardaki düzensiz dalgalanmalardan anlaşılabiliyor. Son birkaç gündür yaptığı konuşmalarda ise yelkenlerin bariz biçimde aşağı indiği görülebiliyor. Ancak önce Amerika, sonra dünya kamuoyuna başarı olarak satabileceği bir çıkış yolu açamazsa kendine, savaştan vaz geçmesi kolay olamayabilir.

YORUMLAR (10)
10 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.