Back To Top
Casus filmine pek benzemiyor

Casus filmine pek benzemiyor

- A +

ABD ile Türkiye arasındaki Brunson krizini çözmek için diplomatik görüşmelere devam eden ve serinkanlı açıklamalarla tansiyonu düşürmeye çalışan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu iki gün önce Alanya’da bir parti toplantısında yaptığı konuşmada şöyle dedi:

“Biz o Brunson' un kim olduğunu bile bilmiyorduk. ABD Büyükelçiliğinden konsolosluk erişimi için yardım istedikleri güne kadar böyle bir kişinin tutuklandığını bile bilmiyorduk. Kendi tercümanı ve bazı kişiler suç duyurusunda bulunduğu için başlayan bir süreç. Bizim bu kişiden ne çıkarımız olacak?”

Yürüttüğü müzakereler nedeniyle olayla ilgili resmi bilgilere hakim olan Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarına karşı, on gündür televizyonlarına çıkan yorumcular, köşe yazarları, 23 yıldır Türkiye’de yaşayan Rahip Brunson’un FETÖ’cülerle darbe organizasyonuna, PKK’yla Türkiye’yi bölme faaliyetlerine katılmış bir CIA ajanı olduğuna emin görünüyor.

Bazıları iddianameden alıntılar yaparak bu iddialarını dillendiriyor, bir kısmı ise sadece analiz yaparak bu sonuca varıyorlar.

Bilgi yerine akıl yürütmesiyle analiz yapanlar, ABD’nin bir misyoner rahip için bu kadar ayağa kalkmayacağını söyleyip, buradan Brunson’un mutlaka çok kritik bir ajan olduğu sonucuna varıyorlar.

Hemen sonraki cümlelerde “Evanjeliklerin Trump yönetimi üzerindeki etkisi”, “ABD’de yaklaşan ara seçimlerle bu yaptırım tehdidi arasındaki ilişki” üzerine söylediklerinin bu “rahip ajan” hikayesine pek uymamasını ise pek problem etmiyorlar.

Halbuki sadece akıl yürütmeyle başka sorular da sorulabilir.

Örneğin bu kadar karanlık işlere girişmiş kritik bir ajan yakalandıysa, neden mahkeme, soruşturmayı derinleştirip, bu “rahip kılıklı ajan”ının işbirliği içinde olduğu diğer isimleri tespit etmeye çalışmıyor ve neden böylesine tehlikeli bir ismi ev hapsine çıkarıyor?

Yine eğer söylendiği gibi darbe, PKK ve FETÖ’yle ilişkili bir CIA ajanını yakalandıysa neden darbeyle ABD arasındaki bağa ilişkin bulunmuş bu müthiş bağlantı, bütün delilleriyle bütün dünyaya anlatılmıyor, ABD dünya önünde özür dilemek zorunda bırakılmıyor, haklı bir tepki olarak ABD’yle ilişkiler askıya alınmıyor da bu “karanlık ajanın” ABD’nin gitmesiyle sonuçlanabilecek diplomatik görüşmeler yürütülüyor?

Bu soruların cevabı Çavuşoğlu’nun açıklamasında gizli. Çünkü hükümetin Rahip Brunson hikayesi ile savcılığın ve medyanın “CIA ajanı Casus Rahip” hikayesi arasında fark var.

Aslında sadece iddianameyi okumak bile Brunson’un tutuklanma sürecinin bir “CIA ajanı yakalama” operasyonu olmadığını anlamak için yeterli.
Her şey, 1993’den beri oturma izinlerini uzatarak Türkiye’de yaşayan Brunsonların Ağustos 2016’da, yani darbeden sonra tekrar oturma izni almak İzmir İl Göç İdaresi’ne başvurmasıyla başlıyor. 

Prosedür gereği, İzmir İl Göç İdaresi, Ankara’daki İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Yabancılar Daire Başkanlığı ve İnsan Ticareti Mağdurlarını Koruma Daire Başkanlığı’na yazı yazıyor.

İddianameye göre bu yazışmalar sırasında “şüphelinin isterse ikamet izni alabilme imkanı var iken pek çok kez geçici oturma talebi alarak, ısrarla bir ikametinin bulunmamasına dikkat ettiğinin tespit edildiği, bu tespitin şüphelinin niyetinin sorgulanmasına neden olduğu” değerlendiriliyor.

Yani soruşturmayı başlatan, 23 yıldır neden geçici oturma izni ile İzmir’de yaşadığıyla ilgili “şüphelinin niyetinin sorgulanması.”

Bu niyet sorgusu üzerine bir bilgi notu İzmir Göç İdaresi’ne gönderiliyor.

İddianamedeki bütün suçlamalar da bu istihbari bilgi notu etrafında dönüyor:

“Adı geçenlerin İzmir İli Alsancak semtinde bulunan Diriliş Kilisesinde faaliyetlerde bulundukları, burada ders ve vaazlar verdikleri, geçimlerini Orta-Atlantik Papaz Yönetimi Evi’nin her ay düzenli olarak gönderdiği maaş, konut ve yol yardımı aracılığıyla sağladıkları, Andrew Craig BRUNSON isimli yabancının, özellikle 2010-2013 tarihleri itibariyle Kürt orjinli vatandaşlara yönelik ayinler düzenlediği, İzmir’deki Protestan Kilisesi önderlerinin katılımıyla 09.10.2013 tarihinde gerçekleştirilen Önderler Toplantısında FETÖ/PDY ile diyalog kurulmasının faydalı olacağını belirttiği, 2015 tarihi itibariyle Suriye’ den ülkemize gelen sığınmacılara insani yardım sağlama görüntüsü altında misyonerlik faaliyeti yürüttüğü” belirtilmiştir.”

Ama bu bilgi notunda da casusluktan bahsedilmiyor.

Zaten, Brunsonlar, 7 Ekim 2016 günü evlerine gelen bir çağrıyla kendi istekleriyle İzmir Göç İdaresi’ne gidiyorlar.

Burada çifte Ankara’dan gelen G-82 (Milli Güvenliğimiz Aleyhine Faaliyet tahdit) kodu ile oturma belgesi verilmeme kararı bildiriliyor.

Sınır dışı edilmek üzere Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne gönderiliyorlar. 12 gün boyunca burada tutulduktan sonra, 19 Ekim günü bütün faaliyetleri birlikte yaptığı eşi, Türkiye’den ayrılmamak  şartıyla serbest bırakılıyor.

Papaz Brunson ise 8 Kasım 2016 gününe kadar yani toplam bir ay daha burada tutulduktan sonra bir gece yarısı Terörle Mücadele’ye getiriliyor ve 9 Kasım 2016 günü hakim karşısına çıkarılarak FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklanıyor.

Brunson’un iddianamede ve medyada aleyhine delil olarak kullanılan telefon mesajları, flash diskinden çıkan belgeler de Göç İdaresi’ne giderken yanında götürdüğü çantasında ve üst arama sırasında bulunuyor.

23 yıldır yakalanmayan bir CIA ajanı için büyük bir tedbirsizlik bu.

Bu tutuklama hikayesinin bir “ajan yakalama” hikayesi olmadığının en önemli delili ise resmi olarak Türkiye aleyhine çalışan casusları bulup, yakalamaktan sorumlu MİT Kont-Espiyonaj Dairesi’nin olayın hiçbir yerinde olmaması. Sadece tespit ve yakalama kısmında değil, iddianame ve kayıtlara bakılırsa Rahip Brunson’un MİT tarafından sorgulandığına ilişkin bir bilgi bile yok.

Ayrıca, istihbarat örgütleri arasında, özellikle de müttefik ülkelerin istihbarat örgütleri arasında yaşanan ajan yakalama operasyonlarının gizlilik içinde yürütüldüğü, olayların çok azının yargıya ve kamuoyuna taşındığı da başka bir not olarak düşülebilir.

Zaten Brunson da FETÖ üyeliğinden tutuklanmasından ancak 10 ay sonra Ağustos 2017’de darbecilik ve askeri casusluktan bir kere daha tutuklandı.

Bir buçuk yıl sonra çıkan iddianamesinde aleyhine yöneltilen suçlama da “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme.”

Ama iddianamede casusluk iddiası üçü savcının bu suçlama cümlesinde olmak üzere sadece sekiz kez geçiyor. Diğer beş cümlede ise Brunson’un hangi belgeleri temin edip, askeri casusluk yaptığı belirsiz.

İddianamede bunun tek delili, yine gizli tanığın Türkiye’deki Amerikan üslerinde çalışan Mormon askerlerin faaliyetleriyle ilgili savcılığa verdiği ifade ve teslim ettiği belgeler. Bu ifade ve belgeler 2012 yılından öncesine ait. İddianameye göre bu belgeler içinde Türkiye’deki demiryolları ve benzin istasyonlarıyla ilgili gizli bilgilerin yer aldığı iki rapor da var.

Fakat sorun şu ki; Türkiye’deki ABD üslerinde görevli olan Mormon askerlerin ve Mormon cemaatinin 2012’den önceki faaliyetleriyle ilgili bu gizli tanığın verdiği ifade ve belgelerle, Mormonları Hristiyan bile görmeyen Evanjelik kilisesinden Brunson arasında nasıl bir ilişki olduğu iddianamede boşlukta kalmış.

Bu boşluğu savcı HTS kayıtlarıyla doldurmuş. İddianameye göre telefonlarının aynı yerdeki baz istasyonunda sinyal vermesi iki kişi arasında bir ilişki anlamına geliyor.

Mesela şöyle deniyor:

“Şüpheli Andrew Craig BRUNSON’un kullandığı, inceleme işlemi bitirilen 0532 292 01 56 nolu GSM hattının HTS dökümlerinin kontrolünde, hakkında soruşturma yürütülen Kenneth C. ABNEY ile soruşturma kapsamında anlam yüklenecek şekilde, düzenli periyotlarla 3 kez aynı yerde bulunduğunun anlaşıldığı,”

Kenneth Abney, iddianameye göre Türkiye’de görev yapmış bir Mormon ABD’li asker. Esas olarak bu gizli raporların da ona ait olduğunu iddia ediyor gizli tanık. Neden esas olarak onunla ilgili bir soruşturma yapılmadığı akla gelen başka bir soru.

Ama bu sorular lüks.

İddianameden anlaşılan hazırda elde bulunan bu gizli tanık ifadesi, zaten elde olan Brunson’a yapıştırılmaya çalışılmış.

Brunson’un ve Abney’in üç kez aynı yerde bulunmasından ne kastedildiğini yine iddianameden okuyalım:

“29/08/2010 (Pazar) tarihinde İzmir ili Alsancak semtinden 12:00 ve 18:45 saatleri arasında sinyal verdiği, aynı GSM hatlarıyla 29/08/2010 tarihinden bir sene sonrasına denk gelen 28/08/2011 (Pazar) günü İzmir ili Alsancak semtinden 09:50 ve 22:27 saatleri arasında sinyal verdiği, aynı GSM hatlarıyla 28/08/2011 tarihinden bir sene sonrasına denk gelen 02/09/2012 (Pazar) İzmir ili Alsancak semtinden 12:01 ve 20:31 saatleri arasında sinyal verdiği”

Yani aralarındaki irtibat bir kez 2010 ve iki kez de 2011’de üç kez Pazar günü saat 12.00’den sonra İzmir Alsancak’ta bulunmuş olmak.

İddianamede aynı tür HTS irtibatıyla Brunson bu kez de FETÖ’nün firari İzmir imamı Bekir Baz’a bağlanmış.

Haftalardır gazetelerde ve televizyonlarda dillendirilen “Brunson, FETÖ imamıyla 293 kez görüştü” bilgisinin kaynağı da yine benzer bir HTS raporu.

Savcının iddianamesine bile almaya gerek görmediği ama gazeteciler ve analistlerin “İşte FETÖ ile papazın ilişkisinin delili” diye kullandıkları bu 293 sayısı nereden peki?

“Brunson'un kullandığı 5 GSM hattı ile Baz'ın kullandığı 2 GSM hattının sinyal kayıtlarını karşılaştıran emniyet, 4 Nisan 2011 ila 19 Ağustos 2015 tarihleri arasında bu hatların Konak, Çankaya ve Alsancak'ta birbirlerine yakın bazlarda 293 kez sinyal verdiğini saptamış.”

Yani bu şu demek; ikisi de bu bölgelerde yaşayan iki kişinin telefonları, İzmir’in en kalabalık bölgesinde dört yıl boyunca 293 kez yakın bazlarda sinyal vermiş.

Muhtemelen bu hesapla bu bölgede yaşayan herkesi Bekir Baz ve Brunson’la irtibatlı göstermek mümkün.

Bunun dışında Brunson’u Bekir Baz’la ilişkili gösteren tek delil ise gizli tanığın Brunson’un bir toplantıda kilise açma izni konusunda daha sonra fotoğraflardan teşhis ettiği Bekir Baz’dan yardım istediği iddiası. Bu yardımın tarihi de belirsiz.

(İddianamenin daha ayrıntılı bir değerlendirmesi için http://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/rahibi-katille-yargilamak-6586)

Televizyonlarda ve gazetelerde Brunson’u PKK’ya bağlayan iddiaların delileri de yine Kobani’den Türkiye’ye başlayan göçten sonra Suruç’ta olduğunu gösteren HTS kayıtları, Suruç’ta kırmızı sarı yeşil fularlı Agit adlı biriyle çektirdiği fotoğraf ve yine telefonundan çıkan Whatsapp görüşmeleri.

Bu iddiaları iddianameden okuyalım:

“23.07.2015 günü Andrew BRUNSON’un Suruç’ta bulunmakla birlikte, Kobani’deki şiddet olaylarının ve Diyarbakır ili Sur ilçesindeki hendek operasyonlarının olduğu zaman diliminde de, kendisinin İzmir ilinde görevli bulunmasına rağmen, bu bölgeden çok uzaklarda yer alan, kendi görevi ile hiçbir bağlantısı olmayan Sur ilçesinde bulunduğu, yine bölgede PKK terör örgütünün oluşturmaya çalıştığı kaotik ve şiddet ortamına rağmen bu bölgede bulunmakta ısrar etmesi karşısında iddianamenin genelinde irdelenen, şüphelinin bağlı olduğu illegal yapılanmanın hedef ve stratejisi kapsamında görev yaptığı anlaşılmıştır.”

“Andrew Brunson tarafından gönderilen fotoğrafta Andrew Craig BRUNSON ve eşinin bulunduğu, yanlarında Agid olarak bilinen şahsın boynunda sarı kırmızı yeşil renkte fuların olduğu ve çok sayıda çocuğun bulunduğu, arkadaki çadır kent olarak değerlendirilen mekanda görüntü tespit edilmiştir. Bu görüntünün misyonerlik görüntüsü altında illegal faaliyetler içerisinde olabileceği değerlendirilmiştir.”

“İşte Suruç’u ve Sur’u karıştıran rahip” cümleleri “olabileceği değerlendirilmiştir” diye biten bu cümlelerden çıkarılıyor.

HTS kayıtlarına göre Brunson 2014-2017 yılları arasında 1306 kez Urfa ilinin Suruç ilçesinde, 192 kez Urfa ilinin başka ilçelerinde, 2 kez Diyarbakır ilinde bulunmuş.

Peki ne yapmış burada? Bunun delilleri de Brunson’un üzerinde taşıdığı telefonundaki whatsapp mesajlarından ve sırt çantasındaki flash diskteki notlardan iddianame yer almış.

Bazılarını okuyalım:

“Agid birçok kişi ile iletişime geçtiği için küçük ölçekte dağıtım yaptık ve İncil’i paylaştık. Tüm amacımız Suriye’ye gitmekti. Kürtler arasında kilise yok. Suriye ulaşılabilir değil. Korkunç savaş onlara İncil ile ulaşmamızı sağlıyor.

Kobani’deki takım için dua edin. Muhtemel yetimler için çocuk bakım merkezi. Kilisenin bu kilisesiz yerde yeşermesi dileği ile. Türkiye için dua edin. İncil’in yayıldığı en büyük ülke olması için. Çin’deki rüzgarın Türkiye’ye de esmesi dileği ile”

Zor durumdaki mültecilere yardım götürerek, onları Hristiyanlaştırmaya çalışan fırsatçı bir misyonerden fazlası görünmüyor bu notlarda.

Ama son 10 yılda, Askeri Casusluk davaları, gazeteci davaları, Büyükada ve benzeri davalarda, Soğuk Savaş’ta yakalanmış casus sayısından daha çok casus yakalamış bir yargının bir kere daha ajan yakalamış olmasından pek kimse şüphe etmiyor.

Halbuki, hükümet “FETÖ ve PKK irtibatlı bir CIA ajanı”yla karşı karşıya olmadığının farkında olarak müzakere yürütüyor. ABD’nin yargıya müdahale edip, tutuklu bir kişiyi serbest bırakma talebine karşı, ABD’de haksız yere tutuklanmış Hakan Atilla’yı masaya getirmenin de bir mantığı var.

Ama bu kadar ağır iddiaları, “yargının tasarrufu” diyerek kenara çekilmekle bile yetinmeyip, sorgusuz sualsiz savunanların, iddianamelerdeki bilgileri dahi çarpıtanların bir mantığı olmadığı açık. İdeolojik bagajlar, “söz konusu vatansa” havası bütün bu iddiaların sorgulanmasını engelliyor. Bu müzakerelerden bir sonuç alınınca ne diyeceğini dahi düşünmeyen bir militanlık bu.

Halbuki ülkenizi sevmenin ve savunmanın en iyi yolu sadece doğruyu söylemek olabilir...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Tarık Selim 08 Ağustos 2018 12:30
Teşekkür ederiz Yıldıray Bey. Bu işte bir bit yeniği var deyip de açıklayamadığımız şeyleri aydınlattığınız için. Araştırmacı gazetecilik böyle bir şey olsa gerek.
Eski Bir Dost 06 Ağustos 2018 22:20
Türkiyeyi yönetenler ortalığı boş bulmuş, rakip yok kafalarına göre yönetiyorlar. Ne ince, ne Meral, Ne Kılıçdaroğlu bu pazara hitap edebilir güçlü rakip çıkıncaya kadar maalesef bu gemi açık denizde vahşi dalgalara iş bilmez ve yorgun bir kaptanla sürüklenmeye devam edecek.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 19:53
"Ver papazi, al papazi. biz yargi seyini yapariz"...deyip sonra da biz hukuk devletiyiz derseniz kim inanir?
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 19:27
Biz gerçekleri hak etmiyoruz. Siz gerçekleri yazdıkça bir yerleri tutuşuyor birilerinin. Yorumlari okuyorumda size Brunson'ın avukatlığı düşmüş, hainin kıyısından dönmüşsünüz, haklısında ama ben daha çok haklıyım diyeni var, devletim her türlü haklıdır diyeni de. Karar okurlarının bir nebze olsun farklı olduğunu düşünüyorum. Ama bu farklılık Türkiye gerçeğini yansıtmıyor. Düşünen, anlayan, yorumlayan ve tatbik eden %1-2 en fazla.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 22:44
1
%1-2 orani bence de dogru. Acik fikirli, ozelestiri yapan, demokrasiye insan haklarina inanan, hukuk devleti isteyen insan sayisi o kadar az ki bu ulkede daha en azindan 2 nesil bu zihniyet degismez. Okullardaki egitimden tut, medyadaki algi operasyonlarina kadar yogun bir beyin yikama olayi var. Gazetelerin ana sayfalarindaki haber basliklarina bakin mesela. Bilmem hangi ulkeden SKANDAL karar, bilmem hangi yabanci devlet adamindan KUSTAH demec, disisleri bakanindan TOKAT gibi cevap, vs. Hep biz cok hakliyiz, hep onlar haksiz kere haksiz. Hep kustahlik, alcaklik ediyorlar, tokadi yiyorlar. Ar
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 13:37
Yıldıray Bey, bir haftadır ana akım medyanın tartışma programlarında palavralar dinliyoruz, o her gece cnn turk, haberturk, ntv'nin tartışma programlarına çıkanlar var ya işte onlar, çık gerçekleri anlat millet öğrensin, bu millet cahilleri dinledikçe daha da cahil oluyor, millet komplo teorilerinden paranoyak oldu, akıl sağlığını yitirmek üzere
Avami 06 Ağustos 2018 11:31
Çavuşoğlu'nda Jeton düşmemiş,nerden çıktı papaz işi anlamadım.diyir.28.7.18 günlü malkalede Oğur' yazmış.Dublör 3 adet gizli tanık manipülatif ifade ile Papazı savcıların önüne atıyor.Aslan savcılar,yanlışla oyalanırken birden ABD devreye girer.Adamı haksız yargılıyorsunuz salın.der.Bizimkiler casus! bu,eyi lan Fetö, Zerrap veya H.Atilla ile takası yaparız havalarındalar.Ama onlar hem devam eden Darbe davalarını sulandırmakve dünya kamuoyunda ülkeyi hukuken zora sokmak hesabındalar.Papaz umurlarında değil.Araç o.Biz dahi.JETON HADİ DÜŞÜVE!
engineer 06 Ağustos 2018 10:49
işin aslı şudur : abd iki bakanımızın mal varlığını dondurunca, biz de mütekabiliyet esasına göre abd li iki bakanın mal varlığını dondurduk, şimdi, bu abd li bakanların ne suçu var neden mal varlığını donduruldu denebilirmi? işte babd nahak yere siyasi saiklerle bizim insanlarıızı tutarsa mütekabilen bizim de onların insanlarını tutmamız doğaldır, pazarlıksa pazarlık, ver papazı al papazı gibi yani.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 08:02
Doğruyu söyleyen son insan Yıldıray
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 03:35
Mahkeme devam ederken; rahip casustur demekle, değildir demek arasında ne fark var?
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 10:55
3
Cok fark var, mahkeme karar verinceye kadar herkes sucsuz
karar okuru 2 06 Ağustos 2018 13:33
2
öncelikle iddianamenin çok uzun süre sonra açıklanması, iddianame bile hazırlanmadan bir insanın uzun süre tutuklu olması hukuksuzdur, haksızdır, ikincisi, iddianamede ileri sürülen delillerin yetersizliği, papazın suçsuzluğunun bir başka ispatıdır. Herkesin suçu mahkemece sabit görülene kadar suçsuz kabul edilmesi ise, olayın bir başka boyutudur. Brunson gerçekte casus da olabilir, ancak bu mahkemeye göre, mahkeme devam ederken bile brunson, yukardaki nedenler nedeniyle suçsuzdur.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 01:50
''Halbuki ülkenizi sevmenin ve savunmanın en iyi yolu sadece doğruyu söylemek olabilir'' diyorsun! sen ulkeni savunma! ama en azindan elleri hakli cikarmak icin kendi ulkeni kotuleme!
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 19:21
3
Kimsenin kimseyi kötülediği yok. Ne yani yanlışa yanlış demesin mi? Dibine kadar çamur ve zift bu iş. Doğruyu söyleyenler hain oluyor, yerli işbirlikçi oluyor. ALLAH elinize düşürmesin. Elinize düşenlerin hali ortada.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 00:55
Bütün bu saçmalıklar silsilesinden sonra hala yargı kararı olmadan (ki yargı kararı olsa ne yazar, böylesine iddianameler hazırlayan dahi yargı mensuplarımız var) insanları yaftalayanları Allah yüce yargı sistemimizin eline düşürsün. nokta
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 00:45
Nedir bu insanların tercümanlardan çektikleri, Büyükada davasında da tercüman şikayet etmişti. O insanlar onca eziyetten sonra beraat ettiler, o tercümanın eline ne geçti acaba? Birilerinin çağrısıyla vatan hizmeti yaptığını sananlar büyük haklara giriyorlar. Çürümüşlük diz boyu.
külyutmaz 06 Ağustos 2018 00:44
Ülkeyi savunmak!!! iktidara yalaklanarak elde ettiği pozisyonu ve parayı bu kadar düşük zekayla başka hiç bir şekilde elde edemeyeceklerin kendilerini savunması olmasın o...36 cümlelik biyografisinin (muhtemelen otobiyografi) 12 cümlesi anlaşılamayan rektör var.Rektör Rektöööörrrrrrr.
Karar okuru 06 Ağustos 2018 10:58
5
1 dogru 4 yanlişi kariştirip, gercekmiş gibi ortaya atanlar iblistir.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 00:40
'merdi kipti secaat arz ederken sirkatin söylermiş.' Bu adam ajandıysa, öyle bir şüphe varsa bunca yıl nasıl haberiniz olmamış. Avrupa'nın göbeğinde kendi vatandaşlarınızı fişlemeyi beceriyorsunuz da burnunuzun dibindeki adamdan mı haberiniz yok. Son yılların tipik yaklaşımı; delil bulamadım, o halde kriptodur.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 08:06
8
Yapma yav
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 08:07
7
Sayın yazar hükmünü vermiş yine bize boynumuzu bukmek düşer
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 08:08
12
Breh breh breh. Yazarımız olayı şipşak çözdü yine. Her şey çok basitmiş aslında
Ali Hakan 06 Ağustos 2018 00:23
Adeta, rahibin cmuk gereği, Newyork barosu! tarafından görevlendirilmiş avukat savunması gibi... Sayın Oğur bütün bunlar;gerçeği, yalnız gerçeği aramak için mi,yoksa,içeride siyasi iktidarın,ABD ile olan diplomatik, ekonomik, siyasi mücadelesinde elinin güçlenmesinin sizin ve belli bir kesimin elinin zayıflaması kaygısı mı?
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 00:59
7
Yazar belgelerle konuşmuş, siz bu yazıdan bunu mu anladınız. Madem elimiz güçlendi, döviz rakamları neden tersini söylüyor? Millet elimizin güçlü olduğunu neden hissetmeyip habire döviz alıyor?
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 02:07
7
Sayın Ali Hakan gercekler rahatsız ediyorsa, havuz medyasını okuyabilirsiniz. Orada sizin istediğiniz kadar sözde vatanperverlik, dibine kadar yağcılık, iftiranın hassı, yalanın nirvanası bulunuyor. Dünyada zulüm gören bir çok müslümanı savunan hiristiyan düşünür, yazar ve gazeteci varken, bizde de rahip/insan olanı savunacak birkaç tane olması sizi bu kadar üzmesin. Siz takımınızı tutmaya devam edin, tribünü boş bırakmayın. Ahirette açıklarsınız.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 03:07
6
bence, yıldıray oğurun gizli ajandası, senin ne kadar mantıksız, beynini kullanmaktan uzak birisi olduğunu ispat etmeye çalışmak olsa gerek. Şahsen, yıldıray oğur, bu çabasıyla beni ikna edemezdi ama senin yorumun beni inandırdı. yıldıray oğur, senin yorumun sayesinde gizli ajandasını gerçekleştirmiş oldu.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 03:31
1
Koroya uymazsan boyle yakalanirsin iste, yakalamis koro elemani Ali bey.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 03:35
1
Evet, aynı şeyleri söyleyecektim.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2018 16:35
3
Birilerinin canını gercekler acıtmış gibi. İnsan böyledir. Haksızlık yapar, yalan söyler. Bir yüzüne vuruncaya kadar herşey iyidir. Biri gerçeği söyledimi de suçlu o olur. Vurun Yıldiray Oğur'a zira sizin vicdanınızı rahatsız ediyor. Ne büyük ayıp, ne büyük günah oysa ki!
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN