Back To Top
İstanbul’un yıkıcı siyasi fay hatları

İstanbul’un yıkıcı siyasi fay hatları

 - Son Güncelleme: 28.09.2019 Cumartesi 09:46
- A +

“Türkiye’de 1939-1953 yılları arasında beş büyük depremde 50 bin ölüm, 100 binden fazla bina yıkımı görülmüştür.  Bu millet geçmişte olduğu gibi, gelecekte de şiddetli depremlere tanık olacaktır. Yapılacak ilk iş deprem için özel bir örgütün kurulmasıdır.”

1950’li yıllarda UNESCO’nun bir deprem ülkesi olan Türkiye’ye tavsiyelerde bulunduğu rapordan bir bölümdü bu.

Bundan 60 yıl önce UNESCO’nun raporunda Türkiye’ye deprem için tavsiye edilmiş acil tedbirler, son iki gündür Türkiye’de depreme karşı yapılması gerekenler olarak konuşulmaya devam ediliyor.

Gazete arşivlerinde bir tarama yaptığınızda aslında depremlerden önce bilim insanlarının söylenmesi gereken her şeyi söyleyip, gerekli uyarıları yaptığını görüyorsunuz. 

Örneğin, 1992 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP’nin Türkiye’de düzenlediği afet eğitiminde Türkiye’den ve dünyadan deprem uzmanları,  Marmara Denizi’ndeki fayın 2000 yılından sonra deprem üreteceğini, İstanbul ve çevresinde 25 bin insanın ölebileceğini konuşmuş, bir deprem simülasyonu üzerinde tedbirleri tartışmıştı. O tedbirlerden biri İstanbul’da kaçak yapılaşmaya karşı bir polis gücü kurulmasıydı.

1993 yılında dönemin İstanbul Valisi  Hayri Kozakçıoğlu, Jeoloji Mühendisleri Odası başkanı Dr. Oğuz Gündoğdu’ya 59 sayfalık Deprem ve Doğal Afetler Raporu hazırlatmış, raporda, Bakırköy, Çekmece, Yeşilköy bölgesinin riskli olduğu, buralara depreme dayanaksız konutların yapımının engellenmesi gerektiği, İstanbul’a bir kriz merkezi kurulması gibi uzun bir tavsiye listesine yer verilmişti. 

1996 yılında Prof. Dr. Aykut Barka, ABD’li deprem bilimci Prof. Ross Stein 'la birlikte yazdığı makalede üç yıl sonra olacak ‘Körfez Depremi' ni  tahmin etmiş ve yetkilileri tedbir almaya çağırmıştı. 

Ama bu bilimsel tespitler, nasihatler, uyarılar dikkat alınmadı ve 17 Ağustos 1999 musibeti yaşandı. 

Resmi rakamlara göre 18.374 kişi hayatını kaybettiği depremde İzmit, Sakarya, Yalova dışında, üzerinde az konuşulsa da İstanbul’da da büyük bir yıkım oldu, 981 insan hayatını kaybetti.

Belki bu musibetten ders çıkarılır diye düşündü herkes. Çünkü kapıya daha büyük bir musibet dayanmıştı. 

Çünkü 17 Ağustos depreminin ardından, bu depremin İstanbul’da beklenen büyük depremi öne çektiğini öğrendik.

Bir önceki depremi bilen Prof. Barka, ve Prof. Stein diğer üç bilim insanıyla birlikte 2000 yılında Science dergisine yazdıkları makalede ve ardından İTÜ’de düzenledikleri basın toplantısında İstanbul’da 2030 yılına kadar en az 7 büyüklüğünde bir deprem yaşanma ihtimalinin yüzde 62 olduğunu açıklamışlardı.

2002 yılında hayatını kaybeden Prof. Barka, vefat edene kadar gazete, televizyon, konferans dolaşıp hep bağıra bağıra gelmekte olan İstanbul depremine karşı uyardı, risk altındaki 3.5 milyon İstanbullunun evlerinden taşınması gerektiğini söyledi.

Simülasyonlar yapıldı. Beklenen İstanbul depreminde 70 bin ila 300 bin arasında insanın ölebileceği, Türkiye ekonomisinin kalbini durabileceğini söylendi. 

2000 yılında Meclis’te Deprem Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon raporunda, pek çoğu hala yapılmalı diye konuşulan 39 acil önlem önerildi.

Aynı tarihlerde Mimar Turgut Cansever, kendi inisiyafiyle deprem sempozyumları düzenledi. En riskli bölgelerden biri olan Zeytinburnu ilçesinin İstanbul’un kuzeyindeki tek katlı evlerden oluşacak iki uydu kente taşınması için proje yazdı. Vefatına kadar her yerde bu projenin önemini anlattı.

2000’li yıllarda TÜBİTAK MAM Başkanı olarak gazetelere röportajlar veren, gelmekte olan İstanbul depremine karşı uyaran Prof. Dr. Naci Görür,  2003 yılında Marmara Denizi’nin altında bir deprem gözlem istasyonu kurulması için maddi kaynağa ihtiyaç olduğunu söylemişti. 

16 yıl sonra 2019 yılında İstanbul’daki depremden sonra tweetler atan Prof. Görür, Marmara denizi altında fayı gözlemek için kurulacak su altı istasyonlarının devletten kaynak bulunamadığı için yapılamadığından şikayetçi oldu.

2000’den bu yana onlarca röportaj veren, raporlar yazan Prof. Naci Görür artık emekli, fotoğraflarından geçen yıllar görülüyor. 

Gazete arşivlerinde İstanbul depremi üzerine uyarılar yapmış İTÜ Jeoloji Bölümü’nün genç asistanları, bugün bölümlerinde profesörlük, dekanlık yapıyor. 

1999 depreminden 20 yıl geçti. Türkiye yine İstanbul depremini, yine 20 yıldır aynı alınması gereken tedbirleri konuşuyor. Belki bir kaç gün daha konuşup, sonra tekrar unutulacak. 

Nasıl 20 yıl önce olan biten unutulup Avcılar, yeniden nüfusu artan bir yerleşim yeri olarak devam ediyorsa, Zeytinburnu’nu taşıma projeleri rafa kaldırıldıysa, daha yeni seçim için imar affı çıkarıldıysa, bu bir kaç günlük deprem paniği de geçecek. 

Halbuki elde panik yapmak için her türlü haklı sebep var.

Ama en çok panik yapmamız gereken, zaten olacağı belli olan deprem değil artık. 

Valiliğin resmi sayfasındaki tahminlerde en az 70 bin kişinin ölümünün beklendiği İstanbul depremi bağıra bağıra gelirken hala İstanbul’da depremin sahibi kim belli değil.

İstanbul’un şu anda iki ayrı deprem kriz masası var. 

İstanbul Belediyesi’nin AKOM’u ve hükümetin/valiliğin AFAD’ı.

Ayrıca her deprem ve artçı depremden sonra iki farklı deprem ölçümü açıklayan iki ayrı kurumu var; 

Kandilli Rasathanesi ve AFAD. . 

O yüzden iki gündür İstanbullulara iki kanaldan açıklamalar geliyor.

Sismik endişeler yerini çok çabuk siyasi endişelere terk etti.  Krizi nasıl yöneteceğiz sorusu yerini krizi kim yönetecek sorusuna bıraktı. 

Hemen acilen neler yapılabileceği meselesi de geçmişte neler yanlış yapıldı tartışmasına dönüştü.

Türkiye’nin siyasi fay hatları, jeolojik fay hatlarından hala daha hareketli. 

Ve Allah korusun bir kriz anında bu siyasi fay hatlarından kaynaklanacak depremler, yıkıcı deprem kadar bu toplumu sarsabilir.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 30 Eylül 2019 07:01
Siyasilermi binalari tutacak yikilmasindiye?
KARAR OKURU 30 Eylül 2019 00:01
Egede zulümden kaçanlar bebekler denizde canlarını teslim ettikten hemen sonra deprem olması da entresan. Allah bu kadar zulüm karşısında ahirete kadar beklemeyebikir. Birileri Aylin bebek mi dedin???
KARAR OKURU 29 Eylül 2019 01:32
İhtiraslar canlardan daha degerli geliyor.. ölünceye kadar.. oysa en gec 50 yil sonra hicbirimiz yokuz..
KARAR OKURU 28 Eylül 2019 22:17
Bireysel zekamız herhalde dünya ortalaması cıvarındadır. Ya kurumsal zekamız?
musto 28 Eylül 2019 17:08
İktidar belediyelerinde yıllardır bir moda başlatıldı vatandaş ufak,ufak nasıl tırtıklanır: Önce bir yasa çıkartılır elektrik saatleri falan tarihe kadar değişmesi gerekir. Sonra bir yasa doğalgaz ve su sayaçları değişecek.Sonra dairelerde haksızlık oluyor falan tarihe kadar pay ölçer taktırın.Sonra binalarımızda ısı kaybı oluyor falan tarihe kadar mantolama yaptırın.Oh ne güzel yepyeni pırıl,pırıl,binalarımız oldu.Acerlenmiş tıkır,tıkır sayaçları çalışan binalarımızdan cesetleri toplarsınız.
ali namlı 28 Eylül 2019 17:08
Eline ,diline sağlık Yıldıray kardeş ! Her zaman ki gibi geniş bir araştırma eseri çok güzel bir yazı olmuş ! Geçmişten adam hisse kaparmış ; ne masal şey ! Beş bin yıllık kıssa yarım hisse mi eder ? 'Tarihi' ' Tekerrür ' diye tarif ederler ; Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi ! M.Akif Ersoy . Allaü teala gani gani rahmet eylesin , amin !
Köroğlu 28 Eylül 2019 13:23
Depremde 70.000 kişi falan değil çok daha fazla insan ölecek. Türkiyeliler bu işi ciddiye almıyor. AVM'ler toplanma alanı olursa binalar yıkılmayacak mı? Çürük binaların AKP'nin ya da CHP'nin rant merakının sonucu olmasına göre ölenlerin ölmüşlüğü değişecek mi? Deprem çantası hazırlarsak binanın yıkıntısı altında kalmayacak mıyız? İstanbul'un %70i çürük. Bunu baştan yapmanın maliyetini Türkiye kaldırmaz. Görev devletten önce milletin. TÜSİAD'ın. STK'ların. Üniversitelerin. Bireylerin. İstanbul'dan TAŞININ. Yoksa ÖLECEKSİNİZ.
KARAR OKURU 28 Eylül 2019 10:32
Aziz, eşsiz şehri İstanbul’a ihanet ettiler. Tabiata ihanet ettiler. Daha çok beton daha çok para dediler. İstanbul ve tabiat ana mutlaka intikamını alacaktır.
KARAR OKURU 28 Eylül 2019 14:22
2
Bu nasıl intikam biçimi hacı! Hep yırtılan yaka Deli Bekir'inki! İstanbul'a ihanet edenler yüzünden İstanbul halkı ölecek, ihanet edenler Ankara'da, korunaklı binalarda.
Umut Emiroğlu 28 Eylül 2019 09:40
Bir musibet bin nasihatten evladır derler. 17 Ağustos musibetini görmüş ve o tarihten haziran 2019’a kadar kesintisiz İstanbul’u, 2002’den bugüne kadar da Türkiye’yi yönetenlerin hiç bir bahanesi hatta söz hakkı yok. Bırakın deprem için adım atmayı, tam tersine imar affı gibi bir saçmalığı yapanların deprem için yapabileceği bir şey olamaz. İşin fıtratına aykırı.
KARAR OKURU 28 Eylül 2019 08:51
Neden sorunlar hep millette değil de devlette aranır? Milleti millet yapan kültürü ve değerlendir, devlet de ona göre kaliteli olur ya da olmaz. Hep devlet öyle ya da böyle diye söyleniyorsak devlet de bu millet neden böyle diye söylenmez mi? Sonuç; her millet hakettiği gibi yaşar.
KARAR OKURU 28 Eylül 2019 12:16
1
Çünkü bizim milletimize eli sopalı devlet lazım öyle alışmış kibar naif uyarıdan anlamaz günü kurtarma derdinde
KARAR OKURU 28 Eylül 2019 08:48
“İstanbul’da depremin sahibi kim belli değil.” diyor yazar. Sadece depremin mi Yıldıray Bey? Gırgır (Fırt da olabilir.) dergisine kapak yapılmıştı: “ABD seçimlerinde biz de oy kullanalım. Yöneticimizi seçmek hakkımız.” O zamanlar tek yöneticimiz vardı. Şimdi memleketin sahibi/yöneticisi kim, belli değil. Erdoğan mı, Bahçeli mi, Perinçek mi, Pelikan mı, ABD mi, Rusya mı? Hay Allah! Az kalsın, yargıya talimat verdirtip “Alman ajanı” gazetecisini tahliye ettiren Almanya’yı saymayı unutuyordum.
AVM ci 28 Eylül 2019 08:41
Bize hiç bi şey olmaz... Depremi gördük işte! Hiç kimse ölmedi bile! Birkaç önemsiz hasar, o kadar... Tedbir alacağım, toplanma yeri yapacağım diye benim mabedlerimi mi yıkacaksınız yoksa?! Mabedlerimde yazın sıcağında serinliyorum, kışın soğuğunda ısınıyorum. Oralarda karnımı da hamburgerlerle bir güzel doyuruyorum. AVM ler iyi ki yapılmış. Benim mabedlerimi yıktırmam. Ölürüm, yıktırmam...
KARAR OKURU 28 Eylül 2019 08:23
İnsanlar paraları otomobile yatıracağına dayanıksız evini yenilemeye yatırmalıydı. Sıfır bir araba 100.000 lira. Daire başı yenilemenin maliyeti de yaklaşık 100.000 lira. İnsanımız tercihini otomobilden yana yaptı ya da yaptırıldı.
Partilerin üst yöneticilerinin iştigal mevzusu umumiyetle arsa arazi imar tarikiyle dunyalik yigmak olduğundan bir lokma bir hırka perdesi ardina siper alıp cennet vatan için yağma plan tadilatı uğraşından başka hedefleri olmadığını üzülerek müşahede etmekte olanlar seslerini dipsiz kuyulara midasin kulakları eşşek kulakları nokta
İsmail 28 Eylül 2019 04:50
bu depremde maddi enkaz yok ama manevi enkazlar çok oldu,iktidar muhalefet GSM operatörleri saçma sapan sorumsuzca yazı yazanlar,seneye bir felaket olursa sayılanlardan ders çıkarır mıyız ümidim yoktur,Allah korusun bir felaket olsa GSM telefonlar çalışacak mı?
Çerkez Ethem 28 Eylül 2019 01:35
Bu topraklarda kaç tane büyük deprem olmuş son yüzyılda ve deprem üzerine söylenecek, yazılcak HERŞEY söylenilmiş yazılmış. Peki t.c. devleti ne yapmış bunca uyarıya bu yüzyıl içinde? Sıfır ! Herşeyiyle kolpa bir sistemde haliyle sistemin çözümleride kolpa oluyor!
KARAR OKURU 28 Eylül 2019 08:25
10
Ethem üç sözcüğünden biri kolpa. Sıktı artık. Biraz sözcük sayını arttır istersen.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN