Back To Top
Türkiye’de kanaat sahibi olmanın dayanılmaz hafifliği

Türkiye’de kanaat sahibi olmanın dayanılmaz hafifliği

 - Son Güncelleme: 26.08.2019 Pazartesi 09:49
- A +

27 saniyelik bir videoyla Türkiye’nin yakın tarihi yeniden yazılmaya çalışıldı geçen hafta.

“İşte tarihi itiraf” diyenler, savcıları göreve çağıranlar, Meclis komisyonu kurulmasını isteyenler, basın açıklamaları yapanlar...

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nın Sakarya’da yaptığı konuşmadan sonra yaşananlardan bahsediyoruz.

Karşımızda insanların nasıl sadece kendi önyargılarını, inandıkları doğruları teyit eden bilgi ve haberlerle beslenmeye meyilli olduklarını anlatan bir ‘teyit yanlılığı’ (confirmation bias) örnek vakası var.

Hiç bilmeyenler için kısa bir özet. 

Ahmet Davutoğlu, 23 Ağustos Cuma akşamı Sakarya’da bir konuşma yaptı. 

1 saatlik konuşmadan, ertesi gün sosyal medyaya 27 saniyelik bir video düştü. Dolaşıma sokulan videoda Davutoğlu şöyle diyordu:

“Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa, birçok insan, insan yüzüne çıkamaz, bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar açık söylüyorum. (Alkışlar) Neden mi? Gelin hafızanızı bir yoklayın, ileride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır.”

Daha sonra sosyal medya paylaşımlarında ve haberlerde videonun bu kısa versiyonu biraz daha özetlendi ve şu hale getirildi:

“Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır."

Şimdi partisine muhalif olan, eski bir Başbakan’ın “defterler açılırsa” diye başlayan cümlelerinin ilgi çekmesi şaşırtıcı değil. 

Ama nedense konuşmanın bu 27 saniyesinden bu kadar büyük anlamlar çıkaranlar, konuşdavutoglu diye tagler açanlar konuşmanın tamamını izlemeye gerek görmediler. 

Nasıl olsa kafalarındaki teorileri doğrulayan kısmını duymuşlardı. 

Halbuki bir saatlik konuşmayı izleyince, bu 27 saniyelik cümlelerin, 25 dakikalık bambaşka bir bağlamı olduğu açıkça görülüyor.

Davutoğlu, konuşmasının bu 25 dakikalık bölümünde gün içinde Sakarya’da dolaşırken de bazı protestolarla karşılanması neden olan, Diyarbakır, Mardin ve Van belediyelerine kayyım atanmasını eleştiren tweetleri için kendisini “teröre destek vermekle” suçlayanlara cevap veriyor.

(Muhtemelen çok az insan zahmet edip orijinal konuşmayı oturup izleyecek. Ve bu 27 saniyelik kesilmiş kayıt, yıllarca karşımıza komplo teorilerinde delil olarak çıkmaya devam edecek. O yüzden en azından gerçeği merak edenler için de bir kaynak olsun diye konuşmadan uzun alıntılar yapacağız.) 

Konuya şöyle giriş yapıyor:

Üçüncü bir tepki verdiler özellikle son bir hafta içinde, manipülatif kampanyalarla söylemediklerimizi çarpıtarak, niyetlerimizin ötesinde niyet okuyuculuğu yaparak bir algı oluşturmaya çalıştılar; ne kastettiğimi anladınız.

Bu haftanın başında 3 büyük şehrin belediye başkanı görevden alındı ve kayyum atandı. Şimdi gelin hep beraber bunu ele alalım, konuşalım. Yanlış düşünüyorsak biz de eleştirilebiliriz, ama kimse bize teröre destek suçlamasında bulunamaz.”

Sonra Sakarya gibi milliyetçi, muhafazakar bir şehirde kayyım kararına neden karşı çıktığını anlatıyor ve şöyle bitiriyor.

Şimdi burada demokrasiyi savunmak, o kullanan vatandaşın hakkını savunmak yanlış mıdır?”

Hemen ardından da dolaşıma giren o 27 saniyelik kısım geliyor. Öncesi ve sonrasını kesmeden o bölüm de şöyle: 

“Şimdi sorma vakti bizde, Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa, birçok insan, insan yüzüne çıkamaz, bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar açık söylüyorum. (Alkışlar) Neden mi? Gelin hafızanızı bir yoklayın, ileride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır. Başbakanlık görevini aldığımda… Bunu izah etmek durumundayım, çünkü bugün Sakarya sokağında bile bu soruya muhatap olduğumuz için kampanya dolayısıyla, mademki böyle bir kampanya yürütülüyor, bunu da ortaya koymak lazım.”

Devamında önce 7 Haziran’dan sonra terörle mücadele talimatını kendisinin verdiğini anlatıyor:

“20 Temmuz Suruç saldırısı DEAŞ’ın, arkasından 21 Temmuz Adıyaman’da askerimizin şahadeti, 22 Temmuz Ceylanpınar’da uyurken 2 polisimizin haince katledilmesi sonrasında, 23 Temmuz’da Büyük Millet Meclisinde çoğunluğu olmayan geçici bir Başbakan olarak bütün güvenlik birimlerini topladık ve dedik ki, bu gece bunların haddi bildirilecek ve bu ülkede tek bir sokakta dahi hendek, barikat, çukur kalmayacak, tek bir yerde dahi sahte mahkeme vari kamu düzenini bozan unsur kalmayacak dedik. (Alkışlar)”

“Ama onlar 7 Haziran-1 Kasım arasını tarihten silmek istiyorlar, biraz sonra duracağım. Bütün o terörle mücadelenin başlangıç talimatının bizim tarafımızdan verildiğini unutturmak istiyorlar. (Alkışlar)”

Sonra da terörle mücadele konusunda bahsettiği defterleri açıyor. Eleştirilerinin hedefinde MHP ve o sırada AK Parti’de kendisini devirmek için hazırlık yapanlar var:

“Peki, neyle karşılaştık? Son günlerde MHP’den bu konuda yoğun saldırılar geliyor. Biz 23 Temmuz’da terörle mücadele talimatı verdikten sonra, bu terörle mücadelenin seyrettiği bütün ilçeleri dolaşıp halkımızla ve askerlerimizle, polisimizle birlikte mücadele ederken, 17 Ağustos’ta Sayın Bahçeli götürdüğümüz 4 hükümet teklifine de, yani uzun dönemli koalisyon, kısa dönemli koalisyon, erken seçim koalisyonu ya da azınlık hükümeti olarak bize destek verin, bu terörle mücadele günlerinde bu ülkeyi hükümetsiz bırakmayalım dediğimizde, bütün bu tekliflere hayır dedi ve bizi terörle mücadelede tek başımıza bıraktılar. Şimdi bizim terörle mücadele konusunda eleştirenler o günlerde sergiledikleri tavrı bir kez daha hatırlamak zorundalar.”

“Bugün AK Partiden dahi birileri bizi teröre destek konusu gibi birtakım ithamlarda bulundukları için şunu da söylemeden geçemeyeceğim:...12 Eylül’de AK Parti Olağanüstü Kongresi vardı, işte burada o kongrede bulunmuş arkadaşlarım var. Ben o vatandaşlarımızın yaralarını sarmak için bütün arkadaşlarım, hep beraber bizler vatandaşlarımızla buluşup teröre karşı omuz omuza vermek için çaba sarf ederken, birileri Ankara’da olağan kurultaya giden AK Parti içinde bana karşı delegeleri harekete geçirmek üzere kongrede ayak oyunları yapıyorlardı. Her şeyi unuttum, her şey bir şekilde arkada bırakılabilir, ama şehit yakınlarının gözyaşlarını dindirirken arkamızda kongre hesapları yapılmasını hiçbir zaman vicdanım kabul etmedi, bugün de etmiyor.”

Yani ortada 7 Haziran- 1 Kasım arasıyla ilgili bir şantaj, ifşaat, komplo teorilerine malzeme olacak bir içerik yok.

Peki, yanlış anlamalara, komplo teorilerine müsait bu 27 saniyelik bölümü o konuşmadan ilk olarak kim kesip, sosyal medyada dolaşıma soktu? 

Sosyal medya hesaplarında küçük bir araştırma sizi Bold Medya hesabı ve sitesine götürüyor. İlk onlar konuşmanın bu kısmını kesip yayınlamışlar.

Bingo. 

Tabii ki bu işlerde mahir olan yurtdışındaki FETÖ’cülerin bir sitesi bu. 

İlk olarak da bu site üzerinden onların popüler trolleri dolaşıma sokmuş. 

Sonra PKK’nın meşhur gazetecileri topu almış ve bu videoyu özellikle sol kesimlerin timelinelarına düşürmüş.

Türkiye’deki zayıf gazetecilik ve yanlı teyit anlayışıyla gerisi de zaten çabuk gelmiş.

Hendek terörü ve 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye’yi ağır yaralamış, toplumun güvenlik endişelerini artırmış, bu güvenlik endişeleri üzerinden iktidarın sertleşmesine zemin hazırlamış, sonra da arkalarında büyük bir enkaz bırakarak ülkeyi terk etmiş iki terör örgütünün kendi suçlarını ve sorumluluklarını örtbas etmek için her fırsatta komplo teorilerinin arkasında sığınması, kamusal tartışmayı yalan haberlerle zehirlemeye çalışması herhalde sürpriz değil.

Bugünlerde her fırsatı değerlendirerek yeni parti hazırlıkları yapan eski AK Partili siyasetçileri hedef alıp, bonusları toplamaya çalışan fırsatçılar da bir tarafa.

Ama aralarında makul siyasetçilerin, gazetecilerin de olduğu onlarca insanın sosyal medyada gördükleri kesilmiş bir konuşmadan anında bu kadar büyük yargılara varmaları ve 7 Haziran ve 1 Kasım arasında yaşananlarla ilgili inanmaya meyilli oldukları komplo teorileri sahiden korkutucu.

Özetle şuna inanıyorlar; 

‘7 Haziran’da AK Parti sandıkta tek başına iktidar olamayınca, toplumu korkutmak için çözüm sürecini bitirip, savaş çıkardı. Suruç ve Ankara’daki IŞİD katliamlarının arkasında da iktidar var.’

İktidara vehmettikleri büyük güç ve meziyetler bir tarafa, dünyanın en güçlü istihbarat örgütlerine sahip devletlerinin bile tarihinde eşi benzeri olmayan, Homeland dizisinde bile akıllara gelmeyecek bir siyasi komplodan bahsediyorlar.

Peki ortada bu iddialarını dayandırdıkları bir delil, bilgi, belge var mı? 

Belki biz kaçırıyoruz büyük resmi. 

O halde gelin 7 Haziran seçimleri sonrası olanlara bir kere daha bakalım. 

Aslında 7 Haziran seçimlerinden önce Suriye meselesi yüzünden çözüm süreci bitmişti. 

28 Şubat’taki Dolmabahçe Mutabakatı’ndan sonra Kandil’den mutabakatın altını boşaltan açıklamalar gelmiş ve bunun üzerine Erdoğan da Dolmabahçe mutabakatından haberi olmadığını ve onaylamadığını söylemişti. Ama buna rağmen ateşkes devam ediyordu. 

(Daha önce yayınlanmış bir çözüm süreci kronolojisi için. https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/587467.aspx)

 7 Haziran’da AK Parti yüzde 41 oy alarak tek başına iktidar olamadı. HDP de tarihi bir başarı gösterip yüzde 13 oyla 80 milletvekili çıkardı. Normalde bu şartlarda PKK’nın en son aklına gelecek şey silahlı mücadele olmalıydı. Ama PKK’nın aklı böyle çalışmıyor. 

12 Haziran’da Demirtaş'ın Öcalan'ın çağrısıyla PKK'nın silah bırakabileceği açıklamasına KCK yani Kandil şöyle cevap vermişti: "Şunu açıkça vurgulamalıyız ki, PKK'nın Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi bırakma konusu ve bunun iradesi tamamen bize aittir. Şunu herkes bilmelidir ki HDP, PKK'nin yasal partisi değildir. Dolayısıyla böyle bir çağrıyı HDP yapamayacağı gibi, mevcut İmralı koşullarında bulunan Abdullah Öcalan'ın böyle bir çağrıyı yapması mümkün değildir.”

26 Haziran’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, PYD'nin Suriye'nin güneyinde devlet kurma girişimleri, Türkiye'nin askeri müdahalesi tartışmaları üzerine konuştu: “Tüm dünyaya sesleniyorum. Bedeli ne olursa olsun, Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin güneyinde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz"

29 Haziran’da Karayılan buna cevap verdi: “Açıkça söyleyeyim, eğer onlar Rojava'ya müdahale ederlerse biz de onlara müdahale ederiz; o zaman Türkiye'nin tümü bir savaş sahasına dönüşür. Türkiye yetkilileri halkımızın 6-7-8 Ekim'deki kalkışını unutmamalıdır.”  

11 Temmuz’da KCK barajları gerekçe göstererek ateşkesi bitirdiğini açıkladı: "Özgürlük hareketimizin titiz tavrı istismar edildi. Barajlar ve baraj yapımında kullanılan araçlar gerilla güçlerimizin hedefinde olacaktır. Her tutuklama artık gerilla için bir misilleme nedeni olacaktır. Özgürlük Hareketimiz artık ateşkes tutumunun istismar edilmesini kabul etmeyecek, oyalama yaparak Kürt sorununu çözümsüz bırakan politikalara karşı da tutumunu koyacaktır."

14 Temmuz 2015 günü KCK Eşbaşkanı Bese Hozat, Özgür Gündem gazetesine "Yeni Süreç: Devrimci Halk Savaşıdır" başlıklı bir yazı yazdı, "devrimci halk savaşı ve serhıldan" çağrısı yaptı.

20 Temmuz’da Suruç'ta Kobani'ye gitmek için toplanan SDGH'li gençlerin açıklama yaptığı sırada bir IŞİD'li canlı bomba kendini patlattı, 32 kişi hayatını kaybetti.

20 Temmuz 2015 günü Adıyaman'da PKK'lılar ile askerler arasındaki çatışmada Uzman Onbaşı Müsellim Ünal hayatını kaybetti.

20 Temmuz 2015: KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık halkı silahlanmaya ve tünel ve siper hazırlamaya çağırdı: "Halkımız meşru savunma örgütlenmesini ve bilincini de geliştirmeli. Bu sadece askeri güçlerin büyütülmesi temelinde değil, halk olarak meşru savunmasını geliştirmeli. Tüm halkımız silah almalı, bu temelde kendini eğitmeli ve örgütlemeli. DAIŞ ve sömürgeci tüm güçlerin her türlü saldırısına karşı köylerde, kentlerde, mahallelerde yer altı sistemi, tüneller, mevzi sistemi geliştirmeli"

Ve 24 Temmuz’da TSK'ya bağlı jetler Kuzey Suriye'de IŞİD, Kuzey Irak'a PKK hedeflerine hava operasyonu düzenledi. Bu 3 yıl sonra PKK'ya yapılan ilk askeri operasyondu.

Gerisi bildiğimiz savaş, hendekler ve ölümler. 

Bunların hepsi gözlerimizin önünde oldu.

Yani ortada tuhaf bir durum yok.

Şayet, 7 Haziran seçimlerinden sonra, HDP’nin 80 milletvekiline rağmen, Kandil’in yaptığı barajlar yüzünden ateşkesi bitirme açıklamasının ve Bese Hozat’ın Devrimci Halk Savaşı çağrısı yazısının arkasında hükümet yoksa... 

Çözüm sürecini bitirdiği için şüpheli bulunan Ceylanpınar’da iki polisin evlerinde uyurken öldürüldüğü saldırıyı da bir gün sonra PKK üstlenmişti. Daha sonra üzerine türlü spekülasyonlar yapılan bu üstlenme hala HPG’nin ve PKK’nın haber ajansı Fırat’ın sitesinde duruyor. 

https://firatnews.com/kurdistan/hpg-2-polisi-apocu-fedai-timi-cezalandirdi-51114

http://hezenparastin.info/tr/index.php/b-alamalarinmenu-299/3826-adyamanda-catma-tuerk-ordusundan-youn-hareketlilikler

Bu saldırının faili diye yakalananlar daha sonra mahkemede beraat ettiler. Ama bu da saldırıyı PKK’nın yapmadığını kanıtlamıyor. Türkiye’de polis ilk defa yanlış insanları yakalamıyor. Ayrıca bu bir devlet kumpası olsaydı öyle meziyetleri olan bir devlet, fail diye yakaladıklarını herhalde beraat ettirip şüpheleri üzerine çekmezdi. 

Seçim öncesi HDP’nin Diyarbakır Mitingi, Suruç ve Ankara Gar katliamlarını da kimlerin yaptığı, canlı bombaların adları, emir aldıkları kişi ve bağlantıları biliniyor. Bu saldırılarla ilgili yakalanan IŞİD’lilerin ifadeleri açık, mahkemelerde yargılandılar, ceza aldılar. 

Bu katliamlarda emniyetin, istihbaratın ihmallerinden bahsedilebilir, hükümetin bu katliamlar sonrası yeterince duyarlılık göstermemesi, doğru düzgün bir anma bile yapılmaması eleştirilebilir ama bunlar katliamları IŞİD’ın yaptığı gerçeğini değiştirmiyor. 

Bizde çözüm süreci ve seçimler olurken, IŞİD Suriye’de devlet kurmuştu, en güçlü zamanlarını yaşıyordu. Bu kötü bir tesadüf. 

IŞİD sadece Türkiye’de değil, 2015 yılında aralarında ABD, Fransa, Tunus, Danimarka, Lübnan’ın da olduğu 20 ülkede benzer katliamlar yaptı. 2016’da tekrar Paris’te, Brüksel’de büyük katliamlara imza attılar. 

Hiçbirinde aranmayan komploları, sırf Türkiye’de saldırıların bir kısmı iki seçim arasına denk geldiği için Suriye’nin komşusu Türkiye’deki saldırılarda aramanın siyasi öfkeden başka bir açıklaması yok. 

IŞİD’in Türkiye’de kendisine seçtiği hedeflerin de AK Parti hükümetiyle bir ilgisi yok. Saldırmak için Suriye’de savaştıkları YPG’ye yakın HDP’nin bir mitingini, savaştıkları Kobani’ye yardım götüren, oradaki düşmanları YPG içinde savaşan MLKP’nin gençlik örgütlenmesinin toplantısını, yine Suriye’deki düşmanları YPG yüzünden hasım olarak gördükleri örgütlerin düzenlediği Ankara’daki barış mitingini seçtiler. 

Aynı IŞİD sadece 7 Haziran-1 Kasım arasında değil, 1 Kasım seçimlerinin ardından da İstanbul’da havaalanında, Beyoğlu’nda, Sultanahmet’te de katliamlar düzenledi, Antep’te bir düğünde canlı bomba patlattı. 

Evet, 7 Haziran 1 Kasım arasında AK Parti lehine oy değişiminin en önemli sebebi güvenlik ve istikrar endişeleriydi. 

Ama bu korku sahte olarak üretilmiş bir korku değildi. Suriye’deki IŞİD-PKK savaşının Türkiye’ye taşınması, Suriye’deki kazanımlarıyla heyecanlanıp, aynısını Türkiye’de yapabileceğini düşünen, seçimlerde HDP’nin başarısını kendi özerklik tezine onay olarak yorumlayan PKK’nın devrimci halk savaşı başlatması ve en çok da  muhalefet partilerinin bu konjonktürde bile bir araya gelip bir iktidar alternatifi yaratamaması bu korkuları ve istikrar talebini tetikledi. 

1 Kasım 2015’den sonra da PKK, İstanbul Beşiktaş’ta, Vezneciler’de, iki kere Ankara Kızılay’da canlı bombalı araçlarla yaptığı sivil katliamlarla ve arkasında binlerce ölüm ve yıkılmış şehirler bırakan hendek terörüyle ardından gelen bütün seçimlerin sonucuna etki eden bir korku iklimi yarattı, HDP’yi de siyasi alanda yaklaşılması tehlikeli bir partiye çevirerek, kriminalize etti.

Bugün HDP’lilerin ve yakın entelektüellerin CHP’yi kayyım atamaları için daha fazla ses çıkarmaya çağırması o yüzden bir karşılık görmüyor. Bu acı hafıza bu kadar canlıyken, HDP de PKK’yla arasına mesafe koyamamışken CHP’nin kendi kitlesine rağmen hukuksuz kayyım kararlarını net biçimde eleştirmesi ve HDP’yle ilişkisini sürdürmesi bile siyaseten cesur sayılabilir.

O yüzden bugün muhalefetin 7 Haziran-1 Kasım arasında olan bitenle ilgili komplo teorilerine, kendi hatalarına kılıf bulmaya değil, bu acı tecrübelerden ders çıkarmaya ihtiyacı var.

Zaten bir sahte haber cehennemine dönmüş, gerçeğin sürekli eğilip büküldüğü, komplo teorilerinin analizin yerine geçtiği, hiç emek vermeden kanaat sahibi olmanın dayanılmaz hafifliğine kapılmış Türkiye’nin ihtiyacı olan son şey 27 saniyelik bir videodan üretilmiş yeni komplo teorilerinin arkasına saklanarak özeleştiriden kaçan bir muhalefet.

Türkiye’nin gerçekle bağları zaten çok zayıf, lütfen daha fazla çekmeyin! 

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Adalet Yakın 04 Eylül 2019 12:46
Bahsettiğiniz tarihler için haklısınız ama temelde PKK terörünün hamur, güvenlikçi Türk milliyetçiliğinin maya oluğunu, ikisinin de iktidarını sürdürmek için birbirine muhtaç olduğunu, 7Haz-1Kas arası olanları komplo teorileriyle açıklamamız doğru olmasa da büyük resimde iki tarafın da kârlı çıktığını gözden kaçırmak doğru olmaz.
Karar Okuru.. 26 Ağustos 2019 23:29
Halkın sorduğu soru esasında bu kadar kronolojik sıra ile anlattığınız terör eylemlerinin hazırlık safhasından eylemlerin gerçekleştirilme safhasına kadarki süre içinde, T.C. Devleti İstihbarat ve Emniyet güçlerinin Elma yada Armut topladığı mıdır? Emniyet ve İstihbarat burunlarının dibinde film gibi yaşanan bu eylemleri engellemek ve önlemek için ne yapmıştır? Eğer Emniyet ve İstihbarat gerekli tedbirleri alsaydı acaba bu kadar masum insan ölürmüydü? Halkın sorduğu o zamanlar DEVLET nerede idi sorusu idi zaten, hani bu DEVLET'e vergi veren ve saldırıya uğrayan masum insanları içeren bu HALK!
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 23:01
Arşivler varmış! Sanki kiramen katibin'in arşivlerini ele geçirmiş abimiz, iddianin büyüklüğüne bak!
Rubil GÖKDEMİR 26 Ağustos 2019 19:53
Yıldıray bey, akıl, bilim ve muhakeme faaliyetinden oluşan yazılarınız sebebiyle tebrik ediyorum...Bir Rus edebiyatçının bu coğrafya için bir benzetmesi vardır, "korku bu topraklarının ruhudur." Korku ikliminde akıl, bilim, analiz değil mitolojiler, komplolar en geçerli ve kabul gören izâh biçimidir. Selamlar...
Okur 28 Ağustos 2019 05:08
0
Korku kader değil. Kaynağı önemli ölçüde bilgisizlik ve soru sorma, bilgi edinme, görüşleri bilgiye dayanarak tartışma alışkanlıklarının da, imkanlarının da zayıf olmasıyla ilgili. Genellikle olaylara daha fazla ışık tutmak için tartışılmıyor, futbol maçı gibi illa her konuda haklı çıkma kaygısıyla tartışılıyor. Farklı görüşler pek sık adeta tehdit gibi algılanıyor; millet dinleyip anlamadan birbirinin ağzına lafı tıkama, susturma, hatta konuları kişileştirip karalama çabasına giriyor. Sonunda kimse pek bir şey öğrenmiyor.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 19:30
Ahmet davutoglu donanımlı birikimli bir devlet adamıdır yalnız doğrular zamanında ve yerinde yapılınca bir kıymeti harbiyesi olur yurtdisindayken yetkileri mkyk tarafından kendinden habersiz alınınca çekip gidecekti Başbakanlıkta liderlikte sizin olsun diyecekti ozaman söylediklerinin bir anlamı olurdu şimdi elestirmenin pek bir faydası olmuyor ayrıca kendisi hala meydan okuduğu partinin üyesi bu işte bir tezatlik var
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 17:54
Davutoğlu'nun ne dediğinden çok milletin ne anladığı önemli. Bahsedilen tarih aralığına mercek tutulmasına vesile olduğu için Davutoğlu'na teşekkür etmek gerek.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 17:50
Hayır benim anlamadığım şu: bu konuyu işleyen reisçi yorumcular hemen tamamı 7haziran 1 Kasım tarih aralığına vurgu yaparak AKP genel başkanı ve başbakan olan Davutoğlu'nu sorumlu tutuyorlar üstüne bir de Erdoğan'ın tehtitvari beyanı var. Şimdi sen bizi devletin terörü kullanmadığına ikna etmeye çalışıyorsun.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 17:36
Şu gazeteciler yok mu.... Mahzen-i Ekber faresi zannediyorlar kendilerini. Be mübarek adam şu kısacık yazıda sayamadığım kadar olay anlatmışsın. Herbir olayın canlı şahidiymiş gibi nasıl emin olabiliyorsun?
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 19:05
0
çünkü arşiv denen bir şey var, balık hafızalı milletimiz ilgilenmese de
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 22:51
1
İstihbarat gruplarının arşivleri, polis arşivleri, jandarma arşivleri, başbakanlık arşivleri, adli arşivler hepsini taradin üstüne de olaylara karışan isimlerle konuşup arşivleri teyit ettin bütün bunları iki günde yaptın ve asla itiraz edilemeyecek kanaate vardın. Süpermen! Arşivlere giren bilgilerin doğruların ta kendisi olduğundan nasıl eminsin. Çok aptalca mı düşünüyorum yoksa Arşivlere giren ama gerçekle hiç ilgisi olmayan durumları siz benden çok daha iyi bilirsiniz.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 17:00
kaleminize saglik Yildiray bey.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 13:08
Uzun yazı; zor okudum. Bizden beklemeyin; daha kısa yazarak çok şey anlatın. Önyargısız, analiz eden, ayrıntıları kaçırmayan bir akıl yürütme örneğini vermişsiniz; teşekkürler.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 12:53
PKK, HDP bizim siyasi temsilcimiz değil, diyormuş. Peki AKP medyası niye sürekli siyasi uzantı, Kandil'in temsilcileri diyip, adamları görevden aldırıyor? Siyasi rakibine belaltı mı vuruyor acaba? Baksana çözüm sürecinde HDP'yi umursamamışlar, 80 millet mekiline rağmen kan dökmüşler, HDP ye tuzak kurarak, siyaseten bitirmişler. Kahrolsun PKK. Ey Kürtler, kurtulun şu kan dökücülerden. Siyaseten her hakkınıza kavuşun barışla.
Okur 28 Ağustos 2019 05:39
0
Üstelik HDP´nin dilinde tüy bitti şiddetin her türlüsüne karşı olduklarını, yalnız ve yalnızca demokratik zeminde siyaset ilkesini benimsediklerini söyleye söyleye . 7 Haziran-1 Kasım döneminde de, sonra da tüm katliamları şiddetle kınadılar. O zamanlar da belediyelerin PKK´ya kaynak aktardığı iddia edildiğinde, müfettişlerin sürekli denetim yaptıklarını, her kuruşun hesabının verilmiş, verilebilir olduğunu vurguladılar. Ama yıllarca yüksek perdeden “HDP PKK´ya mesafe alsın”, “PKK= HDP” diye defalarca tekrarlanınca, onların sesleri duyulmaz oldu
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 12:51
Sizce çıkan olaylarda Demirtaş'ın Erdoğan'a seni başkan seçtirmeyeceğiz demesinin hiç rolü yok mu?
Bedr 26 Ağustos 2019 17:58
2
Haksızmıymış?! Seni Başkan seçtirmeyeceğiz deyince Vekillerin ve Başkanların hapse mi atılmaları gerekiyor? Yıllardır bu Zihniyet Türkiyeyi bitiriyor!
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 12:40
Velhasıl Davutoğlu demokratik bir alternatif falan değil. Ben onlardan daha radikalim, daha çok asıp-kestim diyor. Eee bunu zaten Bahçeli hergün promterden okuyup söylüyor..
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 12:35
Demek ki Kürtler, bu PKK'dan kurtulmalı. Ama nasıl? Baksana bunlara HDP'nin hatta Öcalan'ın bile sözü geçmiyor. Kürtlerin işi gerçekten zor, özellikle HDP'nin.
METİN P. 26 Ağustos 2019 11:57
Sayın yazar sizde mi yoksa;Dolmabahçe mutabakatı diyorsunuz karşı cenah gibi.BÖYLE BİR MUTABAKAT YOK.İÇERİDE YALÇIN AKDOĞAN VE HDP HEYETİ( ARALARINDA SIRRI DA VARDI )DIŞ SALONDA OTURUKEN BİRDEN SIRRI VE DİĞERLERİ MURAT KARAYILANIN 6 VEYA 8 MADDELİK BİR TALEBİNİ OKUDU.ORTADA SANKİ İÇERİDE BUNLAR KONUŞULMUŞ DA KARARA BAĞLANMIŞ İZLENİMİ VERİLDİ.ÖYLE BİR ŞEY YOK.DAHA SONRA CUMHURBAŞKANIMIZ BİZZAT İSİM VEREREK YALÇIN AKDOĞANI SUÇLADI BU YÜZDEN BÖYLE BİR İZLENİM VERDİĞİ İÇİN.
KARAR Okuru 26 Ağustos 2019 11:55
Sayın Oğur, kendinden pek eminsin. Öteden beri yazdığın yazılarda, ülkenin gidişatına dair pek değerli fikirler paylaştığını söyleyebilirim. Ancak bu yazıda, bazı yaşananları 'komplo teorisi' diye geçiştirerek yaptığın yoruma malesef katılmıyorum. Bu ülke siyasetinde hedefe ulaşmak için her şeyi mubah gören makyavelist politikacılar egemen olduğu sürece, sen de bu kadar kendinden emin olma.. Çok yakın zamanda 'makyavelist' tutumla ilgili yazdığın yazıyı sana hatırlatmak isterim. Yaşanan hadiselere dair gerçekleri yakalamak için daha büyük fotoğrafa bakmalısın..
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 12:44
9
Büyük fotoğrafı gören bir başka dahi daha!!! Psikolojik destek almanızı şiddetle tavsiye ederim sayın yorumcu.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 11:41
Yazınız gazetede kısaltılmış, ancak internette okuyunca daha iyi anlaşılıyor. Çünkü konuşmanın tam metnini gerçekten kimse okumamıştır. Ancak, yine de Davutoğlu'nun dilinin altında birşeyler söylemek istiyor gibi geliyor. Tek Hedefi koalisyona Hayır diyen Bahçeli mi sadece, chp ye zaten teklif edilmemişti?
METİN P. 26 Ağustos 2019 11:38
sAYIN YAZAR;Tespitleriniz gayet yerinde ve tatmin edicidir.Türkiyeye sadece o gün saldırı yapılmadı.AK parti iktidara geldiği günden beri yapılan saldırların haddi hesabı yoktur.2001 ikiz kuleler (dikkat edin ak parti 2 ay önce kuruldu ve el kaide saldırısı eylülde yapıldı.)2003 abdnin ırak harekatı.subayların başına çuval geçirildi.2007 e muhtıra.5 seneden aradan sonra pkk yine 2003 yılında tekrar saldırıya geçti.kck eylemleri şehirlerde boy gösterdi.15 temmuz darbesi.çukurlar.işid ve pkknın eylemlerini buraya kaydırması vb.
Ahmet yener 26 Ağustos 2019 10:49
İyi de MHP’nin 7 Haziran-1 Kasım arasında “Hükümet formülleri içinde ben yokum” dediğini bilmeyen mi var? Her şey milletin gözü önünde cereyan etmedi mi? İşin bu kısmında gizli saklı bir husus mu var? “Defterleri açtırmayın bana” diyen birinin ima edeceği konu bu olabilir mi?
Ali baba 26 Ağustos 2019 10:37
Yani cimhurbaškaninin, ,reis,in Haberi yokmuš Dolmabahce mutabakatindan, ?? Allah Allah
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 10:25
Ah ne güzel olurdu Davutoğlu, "oylar düştüğü için terörü biz çıkardık, o kadar insanın ölümünden Tayyip sorumludur" deseydi.. Ama gerçekler böyle değil. Aşağıdaki yorumlarda da görüldüğü üzere, yalan haberlerle örülmüş hayal dünyasıyla gerçekler arasındaki fark, muhalifler açısından iyice şizofreniye dönüşmeye başladı. Yazık. Değerli muhalif güruh: gerçeklere dönün, yanlış bildiklerinizi size anlatanlara küfretmeyin, internette gördüğünüz haberleri double check edin, iyi insanlar olun.
karaayna 26 Ağustos 2019 09:53
Evet onemli nokta defterler acilirsa insan icine cikamazlar demis ama defterdekiler sonrasinda anlattiklari ise orada defterleri acmis demektir ama insan icine cikamayacak bir durum yok ortada Bahceli ve Pelikan icin. Altinda baska manalar aranmasi normal. Ben Davutoglunun gercekten AKP'yi insan icine cikarmayacak bilgilere de sahip oldugunu dusunuyorum ama malesef bunu aciklayacak cesareti yok. Olsa idi bu manifestoyu yayinlamak icin bu kadar beklemezdi. Duyarli ex-akpartililer geziden beri bir normallesme bekliyor ama malesef bizi hayal kirikligina ugratti Gul&D.oglu Yetmez ama evet!
Faik Güleçyüz 26 Ağustos 2019 07:37
" o yüzden bugün muhalefetin 7 haziran- 1 kasım arasında olup bitenle ilgili komplo teorilerine,kendi hatalarına kılıf bulmaya değil,bu acı tecrübelerden ders çıkarmaya ihtiyacı var." Çok doğru.12Mart döneminde Mahir Çayan'ın, Deniz Gezmiş'in başlattığı,devamında PKK'nın otuzbeş yıldır sürdürdüğü silâhlı mücadelenin;arkamıza dönüp baktığımızda;acı,kan,gözyaşı ve ölümden başka,kazandığımız hiç birşey yoktur. Siyâsi mücadelemizde;terörü,şiddeti,silâhı zihinlerimizden kazıyıp,atmalıyız. Demokratik yolda yürümekten başka çaremiz yoktur. Selâm ve sevgilerimle
Okur 28 Ağustos 2019 05:55
0
Bugün muhalefette silahlı mücadele isteyen, ya da bunu meşru gören yok; buna girişen de yok. “Evde zor duruyorum”, “silahlanalım, sivillere de silah dağıtılsın” vs gibi lafları edenler de muhalefete yakın şahıslar değil. (Terör örgütleri, çete vs, gibi kuruluşlar muhalefetten sayılamaz.) bombalı eylemlerde ölenlerin önemli çoğunluğu muhalefettendi. Dolayısıyla, muhalefetin bu bağlamda öğrenmesi gereken bir şey göremiyorum.
İbrahim sayın 26 Ağustos 2019 06:39
Yıldıray Bey; birkaç konuyu atlamışsınız. Birincisi; Kandil'in tutumunun "çözüm süreci" sırası ve sonrasında hiç değişmediği ve bunun AKP tarafından aslında bilindiği halde; "oy" kaygısı ile görmezden gelindiği. İkincisi; 7 Haziran Seçimlerinde AKP'nin yaşadığı oy kaybı olmasa; sonrasında yaşanan Sur ve benzeri hadiseler yaşanır mı idi? Yani; PKK yolları keserken, şehirleri cephaneliğe çevirirken; müdahale için seçim sonuçları niçin beklendi? Üçüncüsü; Dolmabahçe Mutabakatı "birileri" nin haberi olmadan mı yapıldı yani? Buna inanıyor musunuz? Söylenecek söz çok ama yer dar...
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 02:28
İyi de Yıdıray bey, mademki o tarihler arasında sizin izah ettiğiniz gibi ise Ahmet Davutoğlu niye " Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa, birçok insan, insan yüzüne çıkamaz, bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar açık söylüyorum. " desin ki. Bu anlattıklarınızdan hükümet cenahından yüzü kızartacak, insan yüzüne çıkmaz şeyler yapılmamış ki? Neden söylesin ki neden?
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 18:07
1
Çok haklısınız. Bir de stratejik derinlik sahibi bir siyasetçi sözlerinin tartışıldığı gibi anlaşılacağını düşünememiş olsun. İhtimal vermiyorum.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 01:05
bir de, niyeyse, dolmabahçe mutabakatı tarihi ve erdoğanın mutabakatı bozduğu tarihi google şubat 2015 olarak gösteriyor. urfada 2 polisin öldürülme tarihini ise temmuz olarak gösteriyor. muhtemelen google da bu yazıyı okumamıştır. onun içindir. yoksa google, polislerin öldürülme tarihini dolmabahçe mutabakatının açıklandığı ve bozulduğu tarihten önceye alırdı. belki de ben yanılıyorumdur: temmuz şubattan önceki ay mı acaba?
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 00:52
basin ve medyanin tek tiplestirildigi ulkede fisiltilar olur.
Dostum çok iyi yazıyorsun. 10 yıldır kaliten hep yükseliyor. Allah seni bütün kötülüklerden korusun. Amin.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 00:49
niyeyse ben, demirtaşın "seni başkan yaptırmayacağız" sözünden sonra mutabakatın erdoğan tarafından bozulduğunu zannediyorum. ve niyeyse, erdoğan, "2 polisi öldürdüler onun için bu iş olmaz" demedi de, benim böyle birşeyden haberim yok" mealinde şeyler söyledi. muhtemelen sizin bu yazınızdan haberi yoktur. onun içindir. kobaniye gitmek üzere toplanan gençlere ışıd saldırısı da "tesadüf işte" olsa gerek.
musto 26 Ağustos 2019 00:40
Gördüğüm kadarıyla Davutoğlu dürüst politikacı RTE % 40 altına düşmüş oyunu % 49.5 çıkardı atamalarda söz sahibi olmak siyasilerden ve yakınlarından mal beyanı zorunluğu yolsuzluk vd göz yummamak gibi bir çok uygulama getirmek istemesi Akp için tehlike çanları çalmaya başladı PM destek bulamadı CHP ile koalisyona izin verilmedi.İzin verilmiş olsaydı bugün çoğu sorunlarımız çözülmüş olurdu.Tabi böyle bir senaryo birilerinin sonu olurdu.
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 00:14
Devleti homojen ve tüm güvenlik politikalarında görüş birliği içinde hareket eden bir aygıt olarak görürsek yazarın, sunduğu argümanlara dayalı yaptığı tespitler yerindedir. Ancak namı derin, yüzü serin başka bir devlet; ki bu melunun esas işlevi seçilmişlerin karar alma süreçlerini manipüle etmektir: bu heyulanın pek sofistike yöntem ve kabiliyetleri olduğu vakıadır. Nitekim Türkiye tarihi ibretlik acı olaylarla doludur. Serin Devlet kendi istekleri doğrultusunda, siyasetçiler- onların iradelerine rağmen-karar almaya icbar edecek ortamı hazırlarlar. Yani siyasetçi de halk gibi bir kurbandır
Hermes 26 Ağustos 2019 09:31
1
Aynen katılıyorum. 28 Şubat döneminde, 2000 lerde "irticiai ve bölücü faaliyetlere karışan memurların işten atılması kararnamesini" hazırlatan ve bu 2 defa sn. Ahmet Necdet Sezer tarafından reddilen Serin devlet pes etmedi, 2013 te sn Erdoğana "dersaneleri kapatacağız" açıklamasını kim yaptırdı sanıyorsunuz, hedef tabiki öncelikle o zamanın muktedir cemaatiydi, bu işaret fişegiydi, turnusoldu...Sonrası malum...Serin devlet süreklilik arzediyor ve bu gün de dipdiri ayakta, ne derse yaptırıyor...
KARAR OKURU 26 Ağustos 2019 00:10
Yazı çok uzun olmuş, bir ara dergide makale okuyorum hissine kapıldım. Keşke 27 kelimeyle anlatarak ironi yapsaydınız.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN