Erdoğan-Erbakan ittifakında ne var ne yok?

Taha Akyol

AK Parti lideri Tayyip Erdoğan ile Yeniden Refah Partisi Lideri Fatih Erbakan’ın anlaşması, tabii ki bir siyasi çıkar uzlaşmasıdır. Ancak bunu aşan, ilkelerle ilgili kaygı verici hususlar var.

Fatih Erbakan sık sık “önce ahlak ve maneviyat” diyor değil mi? Fakat iki partinin birlikte imzaladığı Deklarasyon’da “yolsuzlukla mücadele” yok!

Akıllarına gelmeyecek kadar önemsiz bir konu mu?! Türkiye Yolsuzluk Algı İndeksi’nde 101 sıraya düştü! (31 Ocak 2023)

Her gün bir iddia ortaya çıkıyor. İhale Kanunu iki yüze yakın değişiklikle fiilen yok hale getirildi, yeni zenginlerin, taze müteahhitlerin marifetleri gözler önünde…

Yoksa, bu iki partinin “yolsuzluk” tanımı başka mı? “Bizden” olursa yolsuzluk sayılmıyor mu? “İhsan” veya bir tür siyasi “ikta” mı sayılıyor? Hayrettin Karaman hocamızdan aydınlatıcı bir makale beklerim.

Şunu belirtmeliyim, Millet İttifakı’nın 31 Ocak’ta 6 liderin imzasıyla açıklanan “Mutabakat Metni”nde yolsuzlukla mücadeleye tam 61 paragraf ayrılmıştır; MASAK, Sayıştay Kanunu, İhale Kanunu dahil.

PARA BASMAK!

AK Parti ile Yeniden Refah’ın imzaladığı protokolde c) maddesi şöyle:

TCMB'nin Hazineyi fonlandırmasının önündeki engellerin kaldırılması sağlanacaktır.”

Bu, ekonomiye bombadır! Korkunç bir enflasyon bombasıdır!

2001 Reformuyla, Merkez Bankası’nın Hazine’yi fonlaması yasaklanmıştı. (Merkez Bankası Kanunu madde 56)

Çünkü enflasyonun temel sebeplerinden biri Merkez Bankası’nın para basıp Hazine’ye vermesiydi. Hükümetler sıkışınca veya seçimler yaklaşınca bu yola gidiyor, sonunda krizler patlıyordu. Benim “Laf Dinlemedi” adlı kitabımda bu konuda geniş bilgi vardır.

Ali Babacan ve Mehmet Şimşek görevden uzaklaştırdıktan sonra Merkez Bankası savunmasız kaldı, “128 Milyar dolar” vakası Berat Albayrak döneminde yaşandı…

CB sisteminde Merkez Bankası’nın bağımsız iradesi kalmadı. İktidar dolaylı yollardan Merkez Bankası kaynaklarını sarf etmeye başladı. Piyasaya para pompalamak kısa sürede oy getirdi, seçim kazandırdı ama enflasyon şahlandı, Türkiye kişi başı gelirde on yıl geriye gitti, yoksullaştık.

Konunun önemini görüyorsunuz, değil mi?

‘ARKADAN DOLANMAK’

Şimdi, Erdoğan-Erbakan uzlaşmasında “TCMB'nin Hazineyi fonlandırmasının önündeki engellerin” kaldırılması ne demek? Bunu önde gelen iktisatçılarımızdan Merkez Bankası eski başkan yardımcısı İbrahim Turhan’a sordum. Cevabı:

Bir süredir 56. Maddedeki yasağın arkasından dolanılıyor ama yine de en azından şekil şartı olarak doğrudan fonlama yapılmıyor. YRP bu hükmü 1994 öncesine götürmek istiyor. Yani Merkez Bankası para basıp Hazineye versin ve kamu harcamaları bu yolla finanse edilsin! Hiperenflasyona gitmek için ideal çözüm!

Turan, geçmişteki krizlerle Merkez Bankası’nın para basması arasındaki ilişkileri anlattı. 2001 reformuyla Merkez Bankası’nın bağımsız hale getirildiğini anlattı...

Prof. Turan’ın şu sözünün altını çizmek isterim: “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve bunun bir unsuru olan Hazine fonlama yasağı…”

İşte son kalan bu kural da kaldırılacak! Kuralları sevmiyorlar!

KRAL MI KURAL MI?

Düşünebiliyor musunuz, Cumhurbaşkanı aynı hafta içinde Mehmet Şimşek’le görüşüyor, görev teklif ediyor. Ajanslara haber sızdırılıyor, seçim bildirisinde ortodoks ekonomiye dönüş işaretleri verilecek diye… Dört gün sonra Fatih Erbakan’la “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve bunun bir unsuru olan Hazine fonlama yasağını” kaldırmak için ‘Deklarasyon’ imzalattırıyor.

Niye yatırım gelmiyor? Politikalara güvensizlikten.

Bu konuda Millet İttifakı’nın yukarıda zikrettiğim “Mutabakat Metni”nde uzun bir paragraf var. Ben bir cümlesini alıyorum:

Merkez Bankası yasasında açıkça düzenleyerek Hazine’ye doğrudan kaynak aktarımı suretiyle parasal genişlemeye yol açılmasını önleyeceğiz.” (Sf. 78)

Modern iktisat ilminin, asırlar boyu denenmiş ilkesi budur.

Biliyorum, modern iktisadı reddediyorlar, “epistemolojik kopuş” gerçektir. Bu konuda son on yılın AK Partisi ile YRP arasında fark yok. Fakat ülkeye yazık oluyor. 2013 yılında dünya ekonomisindeki payımız ‘ortodoks’ politikalar sayesinde yüzde 1.24’e ulaşmıştı. ‘Faiz sebeptir’ diye özetlenen politikalarla ve CB sisteminin ağırlığı altında payımız 2022’de yüzde 0.62’ye indi. Çünkü biz küçülmüştük, dünya ekonomisi büyümüştü.

Seçimlerin de anlamı budur; kral mı seçeceğiz, kural mı?

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (229)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.