İngiltere’nin önde gelen akademisyenlerinden Jason Arday, 41 yaşında hayatını kaybetti. Financial Times’ın haberine göre Londra Ambulans Servisi, cuma günü öğleden sonra kentin güneyindeki Battersea’da bir adrese çağrıldı. Metropolitan Polisi, evde tepkisiz halde bulunan 41 yaşındaki Arday’in olay yerinde yaşamını yitirdiğini açıkladı.
Polis, ölümün şu aşamada “beklenmedik” olarak değerlendirildiğini ancak şüpheli bulunmadığını bildirdi. Dosyanın adli tıp makamına iletileceği belirtildi.
CAMBRIDGE’DEN GEÇEN HAFTA İSTİFA ETMİŞTİ
Arday’in ölümü, Cambridge Üniversitesi’ndeki profesörlük görevinden ayrılmasının yalnızca yaklaşık bir hafta sonrasında geldi.
Akademisyen son haftalarda doktora tezinde ve bazı akademik çalışmalarında intihal yapıldığına yönelik iddiaların yanı sıra özgeçmişinde yer alan bazı başarı ve faaliyetlere ilişkin sorular nedeniyle yoğun kamuoyu baskısı altındaydı. Arday iddiaları reddederken, Cambridge Üniversitesi de ortaya çıkan yeni iddiaların ardından konuyla ilgili resmi inceleme başlatmıştı.
Cambridge başlangıçta Arday’i savunmuş ve kendisini itibarsızlaştırmaya yönelik ağır bir kampanyanın hedefi olduğunu açıklamıştı. Tartışmanın büyümesinin ardından üniversite hem iddiaları hem de Arday’in atanma sürecini incelemeye aldı.
37 YAŞINDA CAMBRIDGE TARİHİNE GEÇMİŞTİ
Jason Arday, 2023 yılında 37 yaşındayken Cambridge Üniversitesi’nde profesörlüğe atanmış, üniversite tarihinin en genç siyah profesörü olmuştu.
Sosyoloji ve eğitim alanında çalışan Arday’in araştırmaları özellikle ırk, yükseköğretimde eşitsizlik, ruh sağlığı, nöroçeşitlilik ve eğitim konularına odaklanıyordu. Cambridge’den önce Glasgow ve Durham üniversitelerinde akademik görevler üstlenmişti.
Arday’in akademik yükselişi kamuoyunda uzun süre sıra dışı yaşam öyküsüyle birlikte anlatılmıştı. Cambridge, Arday’in çocukluğunda otizm spektrum bozukluğu tanısı aldığını, 11 yaşına kadar konuşamadığını ve 18 yaşına kadar okuma-yazma konusunda ciddi güçlükler yaşadığını aktarmıştı.
İNTİHAL İDDİALARI GÜNDEME GELMİŞTİ
Arday son haftalarda ise akademik geçmişine ilişkin iddialarla gündemdeydi.
İngiliz basınında doktora tezinde daha önce hazırlanmış bir başka akademik çalışmayla çok sayıda benzer bölüm bulunduğu öne sürüldü. Bazı makalelerindeki veriler ve kaynak gösterme biçimleri de tartışma konusu oldu. Arday söz konusu suçlamaları reddetti ve akademik kariyerinin ilk dönemlerinde hatalar yapmış olabileceğini kabul etmekle birlikte kasıtlı intihal yaptığı iddiasını kabul etmedi.
Doktorasını aldığı Liverpool John Moores Üniversitesi’nin daha önce yaptığı incelemede intihal iddialarının doğrulanmadığı bildirilmişti. Cambridge ise daha sonra ortaya çıkan yeni iddialar üzerine ayrı bir değerlendirme süreci başlatmıştı.
İSTİFA EDERKEN “BASKI” VURGUSU YAPMIŞTI
Arday, Cambridge’den ayrılırken üzerinde uzun süredir devam eden inceleme ve kamuoyu baskısının kendisi ve ailesi üzerindeki etkisine dikkat çekmişti.
Financial Times’ın aktardığına göre akademisyenin ailesi de ölümünün ardından yaptığı açıklamada Arday’in uzun süredir yoğun hakaret, taciz ve yanlış bilgi kampanyalarına maruz kaldığını savundu. Aile, yaşanan sürecin Arday üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu belirtti.
Polisin ölümün şüpheli olmadığı yönündeki açıklaması dışında ölüm nedenine ilişkin resmi bir bilgi paylaşılmadı.
CAMBRIDGE REKTÖRÜNDEN TAZİYE MESAJI
Cambridge Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Deborah Prentice, Arday’in ölümünün ardından yaptığı açıklamada üniversitenin büyük üzüntü içinde olduğunu söyledi.
Prentice, Arday’in ailesi ve arkadaşlarına başsağlığı dileklerini iletti.
İngiltere Eğitim Bakanı Lucy Powell da Arday’in ölümünün ardından üzüntüsünü dile getirerek ailesine ve yakınlarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
ANI KİTABI DA BU HAFTA YAYIMLANMIŞTI
Arday’in yaşam öyküsünü anlattığı “Great and Unfortunate Things” adlı anı kitabının ABD baskısı ölümünden birkaç gün önce yayımlanmıştı. Kitabın İngiltere’de ise 27 Ağustos’ta yayımlanması planlanıyordu.
Akademik kariyerindeki hızlı yükselişiyle yıllarca İngiliz yükseköğretiminin dikkat çeken isimlerinden biri olan Arday’in ölümü, Cambridge’deki tartışmaların en yoğun olduğu dönemin hemen ardından geldi.
