‘FON’culuk oyunu

Küçükken sokak aralarında top oynarken en büyük korkumuz topun kontrolden çıkarak komşunun camını kırmasıydı. Şimdi bu oyun farklı boyutta oynandı. İktidar yakınlarının çocukları, fonculuk oynarken Türkiye’nin finansal sisteminin camlarını kırdılar.

Hikayeye başlıyoruz:

***

Borsamızda bazı şirketlerimizin ulaştığı en yüksek değerlere bir bakalım:

Destek Finans 1 trilyon 320 milyar liraydı

Kiler Holding 1 trilyon 50 milyar liraydı

Hedef Holding 980 milyar liraydı

Katılımevim 475 milyar liraydı

Odine Teknoloji 365 milyar liraydı

Özata Denizcilik 350 milyar liraydı

Tera Yatırım 277 milyar liraydı

Selçuk Ecza Deposu 245 milyar liraydı

Margün Enerji 200 milyar liraydı

Pasifik Lojistik 178 milyar liraydı

Tera Finansal Yatırım Holding 135 milyar liraydı

Işıklar Holding 125 milyar liraydı

Lider Turizm 124 milyar liraydı

Birleşim Grup Enerji 108 milyar liraydı

Gündoğdu Gıda 105 milyar liraydı

Tera Yatırım Holding 100 milyar liraydı

Ufuk Yatırım 99 milyar liraydı

Peker GYO 87 milyar liraydı

Kontrolmatik 71 milyar liraydı

Anel Elektrik 58 milyar liraydı

Altınkılıç Gıda 58 milyar liraydı.

Şimdi erken çökenlerden sadece birine bakalım. Hedef Holding, 980 milyar lira piyasa değerini görmüş ama şimdi 58 milyar liradan alıcısı yok. Çünkü Hedef Holding’in 2 yıl önceki fiyatı sadece 6 milyar lira seviyelerindeymiş.

Size 21 şirket verdim. Bunların toplam piyasa değerinin zirvesi 6,5 trilyon liraya gelmiş.

Düşünün, 6,5 trilyon liralık kağıt üstünde varlık ile borçlanıyorsunuz veya para topluyorsunuz.

Çok detaya girmeyip genel duruma bakalım.

Herkes hisse senedi fonlarındaki varlık riski olan yaklaşık 20 milyar doları konuşuyor. Oysa bu minimum hisse riskidir.

Şöyle düşünün: Elinizde 700 milyar liralık hisse fonu var ama siz bu fon için para fonlarından da para almışsınız. Sadece geçen hafta Merkez Bankası’nın ek limitli fonlamasında 150 milyar yetmedi ve bir 150 milyar lira daha verildi.

Geçen hafta Merkez Bankası tarafından yapılan ek fonlama 300 milyar lira oldu (Yani 6 milyar dolar).

Olayın çıktığı gün en basit maliyetin 20-30 milyar dolar arası olacağını tahmin etmiştim. Tabii ki bu ilk zarar tablosu.

Faiz piyasasının ne olacağına henüz kimse bakmadı bile. Dövize de en sonunda bakarız.

SAADET ZİNCİRLERİ

Eskiden borsa konusunda umudum vardı ve yazılar yazar, uyarırdım. Yaklaşık 10 yıldır umudumu kaybederek borsa yazılarımı çok çok azalttım.

Lakin 10 Ekim 2025 günü dayanamayıp yine uyarımı yapayım diye burada “Borsada vurgun nasıl yapılır?” başlığında bir uyarı yazısı daha yazmıştım. Hatta yazımda ara başlık olarak “Moda fonlarda” diyerek dikkat çekmiştim.

Korktuğum maalesef başımıza geldi. Zaten geleceği de belliydi.

Türkiye, saadet zinciri TİTAN yöntemlerini iyi bilen bir ülke. Her sefer bir yerden bir Titan zinciri fışkırıyor. Ve hepsi de sonunda patlıyor.

“Fon Saadet zincirleri”nin de patlayacağı kesindi. Süre uzadıkça risk ve kayıp oranı arttı ve artıyordu.

Kim ki bu saadet zinciri sistemini şimdiden kesti ise ilerideki daha büyük zararı da önlemiş oldu.

SPK KADAR BİST YÖNETİMİ DE

Herkes süreç konusunda SPK’yı ele alıyor. Oysa sorun sadece SPK üzerinden çözülemez. Bu konuda Borsa İstanbul Yönetimi’ni de sorgulamak gerekir.

Mesela Haziran 2026 Endeks değişimlerine bakın.

Yukarıda listedeki Pasifik Lojistik BİST-30 Endeksi’ne 1. yedek olarak alınıyor. Katılımevim ise BİST-50 Endeksi’ne alınıyor. ODİNE Teknoloji de BİST-100 Endeksi’ne alınıyor.

Hep söylerim. Borsa işlemleri virgülüne kadar kayıtlıdır. Her olayda sorumlu kamu kurumlarını da sorgulamak gerekir. Bunu hiç unutmayın.

Mesela; bir foncu bir şirketin halka açık kısmını düşük fiyattan toplayıp sonra manipülasyon yapacak. Tam bu düşük fiyatlarda birkaç göstermelik hareket karşısında BIST Yönetimi, kredili işlem yasağı, açığa satış yasağı gibi önlemler alıyorsa bu önlemler tam da ucuz fiyattan hisse toplamaya yardımcı oluyor demektir. Burada kilit soru şudur: BİST Yönetimi o hisse uçtuğunda da bu önlemleri giderek sertleştirip yatırımcıyı koruyor mu? Yoksa fiyatı uçmuş hisseleri yeni endekslere alıp ödüllendiriyor mu?

Alın size bir sorgu alanı daha.

SPK zaten ilk elden sorumlu.

ERKEN KAZANAN VE ERKEN KAÇANLAR

İki hareket iyi takip edilmeli. 1- Bu saadet zinciri fonları daha halka açılmadan önce asıl büyük rallileri yapılırken kimler kazandı? Bu dönem olarak 2025 yılını örnek verebiliriz.

2- Dönem ise son birkaç haftanın takibini gerektiriyor. Kimler erken satıp çekip gitti?

Hatta bu işlemlerin yurt dışı ayakları (bıyıklı yabancılar) daha önem arz ediyor.

Ben peşinen belirteyim: Bu şeffaflığın geleceğinden hiç umudum yok. AHBAP Derneği’ndeki özenin ve sorgulamanın yüzde 1’i burada yapılsa bile yeter.

FONCULARIN HİSSESİNİ ALANLAR…

Dedim ya, zarar olarak sadece fonlara bakılıyor. Mesela foncuların şişirdiği hisselerden yüksek fiyattan alanların durumu da bu zarar kapsamına alınmak zorunda.

Her gün alıcısız tabanları gördükçe zararın ve şokun boyutunun daha büyük olduğunu görüyoruz.

PATRONLAR NEREDE?

Manipülasyon dediğinizde bakmanız gereken bir diğer ayak ana hissedar olan patronlardır.

Mesela şirketinizin değeri trilyonu bile aşıyor ama siz ek hisse satmayı bile düşünmüyorsunuz.

Halka açılmalardan tutun, bedelli sermaye artırımlarına kadar sistemin oyuncu ayağı var ise karşılığında patron ayaklarının da irdelenmesi gerekir.

Yatırımcıya açıklanan bilgilere kadar sorgulama derinleşmek zorundadır.

Daha nice nice sorular tabii.

EKONOMİYE BÜYÜK YÜK

Şimdi fatura ortaya çıkıyor. Bunu kim ödeyecek?

İlk açıklamalara göre, büyük yük yatırımcıda olacak gibi görülüyor. Fonların temerrüt dahil giderleri düşülecek ve elde edilecek gelir pay oranında bölüşülecek.

Size hisse fonundan örnek vereyim. Diyelim ki 1000 liralık şişmiş bir fon var. Tasfiye durumunda 950 liradan bir adet satabildiniz. 800 liradan da 1 tane sattınız ama asıl satışı 200-300 liradan yapabildiniz. Toplam satış ortalamasından pay oranında fon paydaşlarına kalan kaynak dağıtılacak.

Bakalım kağıt üstünde görülen trilyon değerler kaç liraya realize edilecek?

Yüz binlerce fon yatırımcısı şimdi bu sonucu bekliyor. Ama foncuların uzak geçmiş ve yakın geçmişteki transferleri ve kalan varlıkları da eklenirse durum biraz daha hafifleyebilir.

Her ne olursa olsun bu işin ekonomiye toplam yükü epey ağır olacak. Sosyal yük açısından bakarsanız durum daha da ciddileşir. Bakalım kamu bu işi ne derece üstlenecek?

2001 BENZERİ

Türkiye’de ara ara bankacılık sektöründe krizler yaşanıyordu. Alınmayan önlemler yüzünden 2001 krizinde tüm sektörle yüzleşmek zorunda kaldık.

Şimdi finansal sistemimiz hakkında benzeri sorunlar yaşıyoruz. Özellikle sermaye piyasaları, özelde de borsa.

Bankacılık sistemimiz hâlâ 2001 sonrası alınan önlemler sayesinde dimdik ayakta. Bizi de o sağlamlık kurtaracak zaten. Ama kırık camlar ile kışa giriyoruz. Yakında atlatılması gereken bir seçim var!

Bakalım 1 milyon civarı FONZEDE ne olacak?

YORUMLAR (10)
10 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.