Küresel piyasaların odağındaki jeopolitik gerilim, Türkiye’nin ekonomi yönetimini "savunma" ve "toparlanma" süreçlerini kapsayan iki farklı aşamaya itti. Ekonomim’in haberine göre, 28 Şubat’ta başlayan askeri hareketlilikten 7 Nisan’daki ateşkese kadar geçen sürede TL’nin değerini korumak için yoğun bir likidite yönetimi uygulandı.
SAVAŞIN BİLANÇOSU: 50 MİLYAR DOLARLIK MÜDAHALE
Saldırıların başladığı andan itibaren yabancı yatırımcıların TL varlıklardan çıkış talebini karşılamak ve döviz kurundaki volatiliteyi dizginlemek amacıyla Merkez Bankası, rezervlerinden toplamda 50 milyar dolar seviyesinde satış gerçekleştirdi. Beş haftalık periyotta uygulanan bu yoğun döviz arzı, savaşın makroekonomik dengeler üzerindeki negatif etkisini sönümlemede kritik rol oynadı.
REZERVLERDE HIZLI TOPARLANMA
7 Nisan’da ilan edilen ateşkes ve ardından ivme kazanan müzakere süreci, piyasadaki risk algısını düşürerek TCMB’nin yeniden alım tarafına geçmesine olanak tanıdı. QNB ekonomistlerinin güncel hesaplamaları, rezervlerdeki dönüşün hızını rakamlarla ortaya koydu:
Haftalık Artış: 17 Nisan ile biten haftada toplam rezervler 3,5 milyar dolarlık yükselişle 174,4 milyar dolara ulaştı.
Bankaların Katkısı: Bankaların TCMB nezdindeki zorunlu karşılık ve teminat depo döviz miktarındaki 0,9 milyar dolarlık artış, toplam rezerv kalemini pozitif etkiledi.
SAVAŞ ÖNCESİ SEVİYE HENÜZ UZAK
Rezervlerdeki ivmeli toparlanmaya rağmen, savaşın yarattığı kayıplar henüz tamamen telafi edilebilmiş değil. 27 Şubat haftasında 210,3 milyar dolar olan toplam rezerv seviyesi, mevcut durumdaki 174,4 milyar dolarlık bakiyeyle kıyaslandığında, kriz öncesi rakamların hala gerisinde kalındığını gösteriyor.
