Türkiye’de Ekim 2026’da açıklanan verilere göre mahpus sayısı 434 bin 337 kişiyken, Şubat 2026’da açıklanan sayıya göre sadece 182 bin 693 kişi uyuşturucu suçlarından cezaevinde. Yani cezaevindeki her 10 kişiden yaklaşık 4,2’si uyuşturucu suçlarından hükümlü veya tutuklu. Araştırmacı Osman Atalay, İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) bünyesinde yayımladığı rapora göre 2018’den 2025’e kadar madde başlama yaşı 15’ten 13’e düştü. 2024’te doğrudan madde bağımlılığından ölenlerin sayısı 427 olarak belirtilirken, Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın verilerinde ise ölümlerin sayısı 2025’te yüzde 30,4 artarak 557’ye ulaştı. Madde bağlantılı ölümlerde hayatını kaybedenlerin en yaşlısının 76 yaşında, ölümlerin yaş ortalamasının ise 35,9 olduğu görüldü. Ölenlerin yüzde 95,2’si erkek, yüzde 4,8’i kadın olarak yer aldı.
MİLYARLARCA LİRAYA EL KONULDU:
2019-2025 döneminde Türkiye’de uyuşturucu bağlantılı olay ve şüpheli sayılarında belirgin bir artış eğilimi görülürken 2025’te toplam olay sayısı 311 bin 793’e yükseldi, şüpheli sayısı ise 379 bin 185’e çıktı. Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı, uyuşturucu gelirlerinin aklanmasına karşı 2025’te 44 operasyon düzenledi. Yakalanan sentetik ecza sayısı ise 123 milyon 330 bin 102’ye yükseldi. TCK’nın 282’nci maddesi kapsamında 32 milyar 189 milyon TL’ye, 614 araca ve bin 804 taşınmaza el konuldu. Atalay’ın araştırmasına katılan gençlerin yüzde 45’inin maddeyi kendi evinde kullandığı, yüzde 85’inin ise aile evinde ‘gizli’ kullandığı yer aldı. Bu kişilerin yüzde 36’sı ‘merak’ üzerine maddeyi ilk kez deneyimlerken yüzde 74,4’ü de arkadaş ve yakın çevreden temin ederek başladığını söylüyor.
30 MİLYON GENÇ TEHDİT ALTINDA
Teknolojinin gelişmesinin de uyuşturucu imalatı ve ticaretine ayrı bir avantaj sağladığını savunan Atalay’a göre Türkiye’de 24 milyon öğrenci ve 6 milyon NEET (Ne Eğitimde Ne İstihdamda) gençle beraber 30 milyon genç tehdit altında. En büyük tedbirin okul öncesinden başlayarak tüm eğitim müfredatında bağımlılıkla mücadelenin işlenmesini öneren Atalay, polisiye tedbirlerin tek başına yeterli olmadığını belirtti: “Asıl mücadele arz ve taleple. Kolluk kuvvetleri arzla mücadele ediyor ancak taleple kim mücadele edecek? STK’lar, medya, üniversiteler, cemaatler, bakanlıklar ve öğretmenlerin koordineli bir mücadele politikasıyla mesafe kat edilebilir. Türkiye’nin bağımlılıkla mücadele politikası çok popülist, bürokratik ve vasat. Radikal, bütüncül politikalara ihtiyaç var.”
TOPLUMA ENTEGRASYONLARI KOLAY DEĞİL
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Haziran 2026 verilerine göre, uyuşturucu bağımlılarının tedavisi ve denetimli serbestlik kapsamında 100 bin 644 kişi takip ediliyor. Atalay, bu kişilerin topluma entegrasyonunun kolay olmadığını ve yüzde 80-90 oranının da adapte olamadığını kaydetti. Bu kişilere yeni bir sosyokültürel, sosyoekonomik fırsatlar sunulmadığı sürece yine geçmişine dönmeye meyilli olacağını ifade etti. Madde bağımlılığının bir beyin hastalığı olduğuna dikkat çeken Atalay, bir suçun diğer suçları da tetiklediğini aktararak Türkiye’deki 2024 verilerine göre suç sıralamasını şöyle anlattı: “Birinci sırada uyuşturucu, ikinci sırada hırsızlık, üçüncü sırada adam yaralama geliyor. Hırsızlık yapanlara ve adam yaralayanlara bakıldığı zaman %70’i ya uyarıcı ya uyuşturucu etkisiyle bu işi yapıyor.” İHH raporunda tahmini sayıya göre Türkiye’de 7 milyon kişi uyuşturucu bağımlısı.
