Ulusötesi Organize Suçlara Karşı Küresel İnisiyatif (Global Initiative Against Transnational Organized Crime) tarafından hazırlanan referans niteliğindeki 2025 raporunun sonuçları siyasetin gündeminde. Raporda Türkiye'nin dünya genelinde organize suç yoğunluğu en yüksek ülkelerden biri olarak gösterilmesini değerlendiren DEVA Partili Hasan Karal, bu durumun ülkenin uluslararası itibarına ve toplumsal güven duygusuna ağır bir darbe vurduğunu ifade etti.
"SUÇ, MÜNFERİT OLMAKTAN ÇIKIP SİSTEMATİK HALE GELDİ"
Karal, Türkiye'nin organize suç sıralamasında ilk 10'a girmesinin bir tesadüf olmadığını savunarak, yaşananların açık bir "yönetim zaafiyetine" işaret ettiğini belirtti. Suçun münferit olaylar olmaktan çıkarak sistematik bir yapıya büründüğünü öne süren Karal, şunları kaydetti:
"Uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, kara para aklama ve yasa dışı ekonomik ağların güç kazanması; denetim mekanizmalarının zayıfladığına ve hukukun caydırıcılığının aşındığına işaret ediyor. Bu tablo, devletin denetim gücünün zayıfladığını, kurumların etkinliğinin tartışmalı hale geldiğini ve hukukun üstünlüğü ilkesinin yara aldığını gösterir. Güçlü bir hukuk devletinde suç örgütleri bu kadar alan bulamaz."
"SADECE OPERASYONLA ÇÖZÜLMEZ, BAĞIMSIZ YARGI ŞART"
Organize suç sarmalının yalnızca asayiş tedbirleri ve polis operasyonlarıyla çözülemeyeceğini vurgulayan Karal, meselenin ekonomik ve sosyal dokuyu tehdit eden bir boyuta ulaştığının altını çizdi. Kara paranın sistem içinde dolaşmasının ve gençlerin uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıya kalmasının ülkenin geleceği açısından büyük risk barındırdığını ifade eden Karal, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
"Gerçek güvenlik güçlü kurumlarla, hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla ve hukukun üstünlüğüyle sağlanır. Bağımsız yargı, şeffaf kamu yönetimi, liyakat esaslı kadrolar ve etkin denetim mekanizmaları hayati önem taşımaktadır. Türkiye'nin adı suç endeksleriyle değil adaletle, hukukla ve güvenli yaşamla anılmalıdır. Organize suçla mücadele siyasi polemik konusu yapılmadan, devlet ciddiyetiyle ve bütüncül bir stratejiyle ele alınmalıdır."
