Türkiye ekonomisinin üretim çarklarını döndüren mavi yaka personel, son dönemde hayat pahalılığı ve enflasyon oranları baskısı altında ekonomik kriz ile mücadele ederken, tüketici davranışları ve dijitalleşme ekseninde köklü bir dönüşüm yaşıyor.
Research Istanbul tarafından Marketing Türkiye adına yürütülen kapsamlı Mavi Yaka Türkiye araştırması, üretim sahasından lojistik depolarına kadar uzanan geniş bir yelpazedeki iş gücünün profilini, beklentilerini ve hayatta kalma stratejilerini gün yüzüne çıkardı.
21. yüzyılın ilk çeyreğinde sınıflar arası makas açılırken, 'alın teri sınıfı' ile dijital çağın beyaz yakalıları arasındaki uçurum giderek derinleşiyor.
Asgari ücretle hayatta kalmaya çalışan gençlerin dramı!
GÜVENCESİZLİK ÇAĞINDA SABİT GELİR EFSANESİ ÇÖKÜYOR
Araştırmadan elde edilen çarpıcı verilere göre, Türkiye'deki mavi yakalı çalışanların yüzde 64 gibi büyük bir çoğunluğu sabit mesai saatlerinde çalışıyor.
Yüzde 25'i vardiya sistemine tabi iken, yüzde 12'si proje bazlı veya dönemsel işlerde istihdam ediliyor.
Ancak çalışma saatlerindeki bu düzenlilik, hayat standartlarına yansımıyor.
Katılımcıların üçte biri son bir yıl içerisinde iş değiştirmeyi düşündüğünü belirtirken, beşte biri aktif olarak yeni iş arayışında olduğunu ifade ediyor.
Küresel çapta tartışılan 'prekarite' yani güvencesizlik kavramı, Türkiye'de sabit gelirin artık sabit bir gelecek vaat etmediği gerçeğiyle vücut buluyor.
BEKLENMEDİK HARCAMALAR BORÇLANMADAN YAPILAMIYOR
Marketing Türkiye'de yer alan habere göre, ekonomik dayanıklılık test edildiğinde tablo daha da karamsar bir hale bürünüyor.
Çalışanların yüzde 50'ye yakını yemek kartı, servis veya fazla mesai gibi temel yan haklara sahip olsa da özel sağlık sigortası olanların oranı yüzde 36 seviyesinde kalıyor.
Yıl sonu ikramiyesi alabilen şanslı kesim ise sadece yüzde 19.
En vurucu veri ise nakit akışında gizli: Her 10 mavi yakalıdan 6'sı, 20 bin TL tutarındaki beklenmedik bir harcamayı borçlanmadan karşılayamıyor.
Reel ücretlerin enflasyon karşısında erimesi, bu kitleyi 'bütçe yöneten' değil, 'hayatta kalmaya çalışan' bir konuma sürüklüyor.
Ekonomik kriz, gençlerin sosyal bağlarını kopardı!
EK İŞ VE GİG EKONOMİSİ YENİ NORMAL HALİNE GELDİ
Geçim derdi, çalışanları tek bir işe bağlı kalmaktan uzaklaştırıyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 29'u, ana gelirlerini desteklemek amacıyla ikinci bir işte çalışıyor.
ABD ve Avrupa'da 'gig economy' olarak adlandırılan bu sistem, Türkiye'de de hızla yaygınlaşıyor.
Gündüz fabrikada üretim bandında ter döken bir işçi, akşam saatlerinde kuryelik yapıyor veya dijital platformlar üzerinden hizmet veriyor.
Zamanın en kıt kaynağa dönüştüğü bu düzende, markaların sadakat yaratması için fiyat avantajından çok daha fazlasını sunması gerekiyor.
SENDİKALAR GÜÇ KAYBEDİYOR DİJİTAL ÖRGÜTLENME YÜKSELİYOR
Türkiye'de klasik sendikacılık anlayışının kan kaybettiği, araştırmadaki sendikalaşma oranlarıyla netleşiyor.
Katılımcıların yüzde 86'sı hayatında hiç sendika üyesi olmadığını belirtiyor.
Ancak bu durum, işçilerin tamamen örgütsüz olduğu anlamına gelmiyor.
Fiziksel sendikaların yerini, Whatsapp grupleri, Telegram kanalları ve Facebook toplulukları alıyor.
Küresel çapta Amazon ve Starbucks çalışanlarının dijital platformlar üzerinden organize olması gibi, Türkiye'deki mavi yakalılar da seslerini ve dayanışmalarını sanal mecralarda duyuruyor.
23 yıllık ekonomi politikası, öğrenciyi okuldan kopardı!
GELECEK KAYGISI TÜKETİM ALIŞKANLIKLARINI DEĞİŞTİRİYOR
İşini kaybetme korkusu yaşayanların oranı yüzde 28 olarak ölçülüyor.
Bu 'ekonomik anksiyete', tüketim tercihlerini doğrudan etkiliyor.
Lüks harcamalar rafa kalkarken, dayanıklılık ve temel ihtiyaçlar öncelik kazanıyor.
McKinsey'nin 2024 yılına ait küresel tüketici raporlarıyla paralellik gösteren bu durum, Türkiye'de 'deneyim ekonomisi' yerine 'ihtiyaç ekonomisi'nin yerleştiğini gösteriyor.
DİJİTALİN TARTIŞMASIZ LİDERİ VE SOSYAL MEDYA KULLANIMI
Mavi yakalıların boş zaman aktiviteleri incelendiğinde, yüzde 46 ile 'ev ve aile sorumlulukları' ilk sırada yer alıyor.
Ancak evde geçirilen zaman, ekran başında geçirilen zamanla eş değer.
Sosyal medyada Instagram yüzde 69, Youtube ise yüzde 61 kullanım oranıyla zirvede.
e-Ticaret alışkanlıklarında ise çarpıcı bir tekelleşme göze çarpıyor.
Alışveriş yapan mavi yakalıların yüzde 78'i tercihini Trendyol'dan yana kullanıyor.
Trendyol, sadece bir pazar yeri değil, mavi yaka için adeta dijital bir ekosistem.
Her 10 gazeteciden biri asgari ücret veya altında çalışıyor!
YERLİ MARKALARA DUYULAN GÜVEN VE AİDİYET HİSSİ
Tüketici sadakatini belirleyen üç ana unsur kalite, fiyat ve güven olarak sıralanıyor.
Ancak Türkiye özelinde buna 'yerlilik' kavramı ekleniyor.
Mavi yakalı tüketici, yerli markaları sadece ekonomik sebeplerle değil, duygusal bir yakınlık ve 'bizden biri' hissiyle tercih ediyor.
Küresel tedarik zincirlerindeki kırılmaların ardından yükselen 'yerli üretim' algısı, markalar için erişilebilir kalite ve adil fiyat politikalarıyla birleştiğinde güçlü bir sadakat bağı oluşturuyor.
EBEVEYNLER ÇOCUKLARININ KENDİ İŞİNİ YAPMASINI İSTEMİYOR
Araştırmanın en melankolik sonucu ise gelecek nesillere dair beklentilerde saklı.
Katılımcıların yüzde 71'i, çocuklarının kendi yaptıkları işi yapmasını kesinlikle istemiyor.
'Alın teri' kavramının kutsallığı ile 'geçim zorluğu' gerçeği arasında sıkışan ebeveynler, çocuklarını bu döngüden kurtarmak istiyor.

