Kariyernet ve Volt Lines ortaklığıyla 2026 Nisan ayında yürütülen kapsamlı araştırma, personelin işe gidiş ve dönüş seyahatlerinin sadece bir ulaşım meselesi olmadığını net şekilde gösteriyor.
Toplamda 1.914 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Yolculuk Raporu, trafikte harcanan uzun seyahat saatlerinin çalışan bağlılığından kurumsal tercihlere, motivasyondan yaşam kalitesine kadar pek çok farklı alanı doğrudan etkilediğini gözler önüne seriyor.
Elde edilen verilere göre çalışanların yaklaşık yüzde 75'i, uzun seyahat süreleri nedeniyle iş değiştirmeyi ya da evini taşımayı ciddi biçimde değerlendiriyor.
UZUN SEYAHAT SÜRELERİ ÇALIŞANLARI DAHA İŞE BAŞLAMADAN TÜKETİYOR
Ankete katılan profesyonellerin yaklaşık üçte biri, günlük mesaiye başlamadan önce yolda çektikleri zahmet yüzünden kendilerini tamamen tükenmiş hissediyor.
Yapılan çalışma, bu yıpratıcı durumun personelin gün içindeki motivasyonunu ve üretkenliğini doğrudan baltaladığını gösteriyor.
Yolculuk deneyiminin kalitesini belirleyen tek unsur mesafelerin uzunluğu değil; zamanın ne kadar tahmin edilebilir olduğu da süreci etkiliyor.
Katılımcıların yüzde 54'ü yollarda geçen sürenin büyük ölçüde sabit kaldığını belirtiyor.
Her 5 çalışandan 1'i için ise bu seyahat sürelerinin sürekli değişkenlik göstermesi günlük hayatı çok daha zor bir hale getiriyor.
Şirketlerin sakladığı karanlık sır: Her yıl 840 bin çalışan aynı sebepten yaşamını yitiriyor
ADAYLARIN YÜZDE 90'I İÇİN ULAŞIM SÜRESİ YENİ İŞ SEÇİMİNDE ANA KRİTER
Araştırma verileri, ulaşım deneyiminin kariyer adımları üzerindeki güçlü etkisini de gözler önüne seriyor.
Katılımcıların yaklaşık yüzde 90'ı önlerine gelen yeni iş tekliflerini değerlendirirken seyahat sürelerini çok önemli bir ölçüt olarak kabul ediyor.
Bununla birlikte, çalışanların yüzde 36'sı uzun yolculuk gerektiren iş alternatiflerini hiçbir değerlendirme yapmadan doğrudan eleme yolunu seçiyor.
PERSONEL MEVCUT ULAŞIMI İYİLEŞTİRMEK YERİNE OFİSE GİTME SIKLIĞINI AZALTMAK İSTİYOR
İş dünyasındaki bireylerin kurumlardan beklentileri ise mevcut yolculuk koşullarını konforlu hale getirmekten ziyade, yola çıkma sıklığını azaltma odağında şekilleniyor.
Araştırmaya katılanların en öncelikli talebi haftada 4 gün çalışma ya da sıkıştırılmış çalışma modeli uygulaması olarak öne çıkıyor.
Çalışanların en çok arzuladığı ikinci başlık esnek mesai başlangıç saatleri olurken, bu maddeleri seyahat maliyetlerinin iş veren tarafından tamamen karşılanması adımı takip ediyor.
Çalışanların yüzde 85'i kendini dışlanmış hissediyor
POPÜLER HİBRİT ÇALIŞMA SİSTEMLERİ OFİS YOĞUNLUĞU NEDENİYLE BEKLENTİLERİ KARŞILAMIYOR
Diğer taraftan, son yıllarda yaygınlaşan hibrit çalışma modellerinin çalışan kesimin beklentileriyle tam olarak örtüşmediği görülüyor.
Esnek modelde görev yapan personelin yaklaşık yarısı haftanın 4 günü gibi yoğun bir takvimle fiziki olarak ofise gitmek zorunda kaldığını aktarıyor.
Katılımcıların yüzde 22'si haftada 3 gün, yüzde 15'i ise haftada 2 gün ofiste mesai harcadığını ifade ediyor.
Haftada sadece 1 gün ofise uğrayanlar ise oldukça sınırlı bir kitleyle sınırlı kalıyor.
YOLDA HARCANAN AYLIK PARALAR MUTFAK ALIŞVERİŞİ VE HAFTA SONU TATİL BÜTÇESİYLE EŞİTLENDİ
Yapılan analizler, seyahat süreçlerinin çalışanlar açısından sadece büyük bir zaman kaybı yaratmadığını, aynı zamanda ciddi bir ekonomik yüke dönüştüğünü de gösteriyor.
Neredeyse her 3 çalışandan 1'i aylık ulaşım masrafların evlerinin mutfak ve market alışverişi giderleriyle eşdeğer görüyor.
Benzer orandaki bir diğer katılımcı grubu ise yola ayırdıkları bu bütçeyle dışarıda kaliteli bir restoranda düzenli olarak yemek yiyebileceklerini vurguluyor.
Katılımcıların yüzde 20'si ise seyahat masrafları için harcadıkları paranın tam bir hafta sonu tatili bütçesine denk geldiğini belirterek, "Ulaşım için harcadığım bütçe bir hafta sonu tatiline denk geliyor" ifadesiyle ekonomik yükün boyutunu özetliyor.
Çalışanların gizli arzusu ortaya çıktı: Tam üç katı talep ediliyor
