İnsanlar ve kediler arasındaki ortak yaşamın kökleri binlerce yıl öncesine uzanıyor.
Fakat bu köklü birliktelik, insanlığın köpeklerle kurduğu bağ kadar eski bir geçmişe sahip değil.
Bu durum, kedilerin gizemli doğasını her zaman doğru analiz edemememize ve neticede onlar hakkında çok sayıda yanlış inanışın türemesine zemin hazırlıyor.
Popüler bilim yayın organı Popular Science tarafından derlenen bilimsel veriler, kedi dünyasında doğru zannedilen dört yaygın efsaneyi tamamen ortadan kaldırıyor.
Yaşlı kedi ve köpeklerin konforunu artıracak ev içi düzenlemeler
LAKTOZ İNTOLERANSI EV KEDİLERİNİN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
Sevimli bir kedinin süt kasesinin başındaki o klasik görüntüsü, aslında kedi beslenmesinde yapılan en büyük hatalardan birini simgeliyor.
Kedilere süt ikram etmek sanıldığı gibi fayda sağlamıyor.
Adelaide Üniversitesi bünyesinde kedi davranışları üzerine doktora çalışmalarını yürüten Julia Henning, The Conversation platformunda kaleme aldığı makalede bu konuya dikkat çekti.
Kedilerin ezici bir çoğunluğunun laktoz intoleransi problemi yaşadığını belirtti.
Yavru kedilerin sütten kesilme dönemi olan yaklaşık altı ila 12 haftalık yaş sürecinin ardından, sütte yer alan laktozu sindirmeye yarayan laktaz enzimini üretmeyi bıraktığını, bu nedenle yetişkin kedilerin süte karşı duyarlı hale geldiğini vurguladı.
Julia Henning, durumu şu sözlerle özetledi:
"Sütten kesilme dönemi (yaklaşık 6–12 haftalık yaş) sonrası yavru kediler, sütteki laktozu sindirmek için gerekli olan 'laktaz' enzimini üretmeyi bırakır. Bu nedenle kedilerin büyük kısmı laktoz intoleransıdır."
Süt ve süt ürünleri tüketimi kedilerde ishal, şişkinlik ve kusma gibi ağır sağlık sorunlarına yol açıyor, hatta bazı durumlarda hayati risk oluşturuyor.
Kedi sahiplerinin kendi evcil hayvanlarını bu durumdan istisna görmemesi gerektiğini, kedilerin vahşi doğadaki hayatta kalma içgüdüleri gereği acılarını ve rahatsızlıklarını gizleme konusunda olağan üstü bir yeteneğe sahip olduğunu hatırlattı.
Uzman isim, evcil hayvanların bu savunma mekanizmasını şu cümleyle açıkladı:
"Kediler rahatsızlıklarını gizlemekte çok iyidir; çünkü vahşi doğada zayıflık göstermek onları yırtıcılara hedef haline getirir."
Bu doğrultuda süt içen kedilerin dışarıdan belli etmeseler de içten içe acı çekiyor olabileceğini aktaran uzmanlar, kedileri süt ürünlerinden tamamen uzak tutmayı öneriyor.
Bilim dünyası sallandı: Kedilerdeki bu keşif her şeyi değiştirecek
KEDİLER GECE CANAVARI DEĞİL ALACAKARANLIK AVCISIDIR
Yaygın kanının aksine kediler tam anlamıyla gececil canlılar değil.
Gün ortasında uzun saatler uyumaları ve sahipleri yatağa girdiğinde evde koşuşturmaya başlamaları bu algıyı beslese de bilimsel gerçekler farklı bir tablo çiziyor.
Kediler aslında biyolojik olarak alacakaranlık hayvanları yani crepuscular sınıfında yer alıyor.
Bu durum, onların günün başlangıcı olan şafak vaktinde ve günün sonu olan gün batımında en yüksek aktivite seviyesine ulaştığı anlamına geliyor.
Hem gündüzün ortasında hem de gecenin ilerleyen saatlerinde uyuyan bu canlıların bu ritmi, avlanma içgüdülerine dayanıyor.
Kedi davranış uzmanı Stephen Quandt, PetMD platformuna yaptığı açıklamada, kuşların ve farelerin şafak vaktinde çok aktif olduğunu hatırlatıyor.
Kedilerin görme yeteneklerinin bu duruma göre şekillendiğini şu sözlerle aktardı:
"Kuşlar ve fareler şafakta çok aktiftir. Kediler de bu durumu avantaja çevirmek için loş ışıkta görme yeteneği geliştirmiştir."
Kediler karanlığın zifiri olduğu anlarda değil, havanın kararmaya veya aydınlanmaya başladığı loş zamanlarda ava çıkıyor.
Eğer evdeki kedinin gece hareketliliği sahipleri için bir sorun oluşturuyorsa, uzmanlar uyku öncesinde evcil hayvanla oyun oynanmasını ve ardından küçük bir porsiyon mama verilmesini tavsiye ediyor.
Bu uygulama, doğal avlanma döngüsünü taklit ederek kedinin geceyi daha sakin ve uykuda geçirmesini sağlıyor.
Boşanan çiftin kedileri için mahkemeden nafaka kararı
STRES VE FİZİKSEL ACI ANLARINDA DA MIRLAMA REFLEKSİ GÖRÜLÜYOR
Kedi mırlaması çoğunlukla bir memnuniyet ve huzur belirtisi olarak kabul görüyor ve bu durum birçok zaman doğruluğunu koruyor.
Ancak mırlamanın arkasındaki tek neden bu duygusal tatmin değil.
Amerikan Hayvan Hastaneleri Birliği (AAHA) tarafından sağlanan verilere göre, mırlama sesi çok daha farklı durumların da habercisi olabiliyor.
Kediler sadece keyifliyken değil, yoğun stres altındayken ya da fiziksel bir acı çekerken de mırlama refleksi gösteriyor.
Bu ses, kedilerin zor anlarda kendi kendilerini sakinleştirme ve rehabilite etme mekanizması olarak işlev görüyor.
Ayrıca bazı kedilerin açlık hissettiklerinde veya uykuya geçiş sürecinde rahatlamak amacıyla da mırladığı biliniyor.
Dolayısıyla, mırlayan her kedinin mutlak surette mutlu olduğunu düşünmek yanıltıcı oluyor; kedinin gerçek durumunu anlamak için genel vücut dilini bütünsel olarak incelemek gerekiyor.
Evcil hayvan sahipleri risk altında! Kedi tırmığı kabusu gerçek oldu
BİLİMSEL DENEYLER KEDİLERİN SAHİPLERİNE DUYDUĞU DERİN SEVGİYİ KANITLIYOR
Kedilerin köpeklere kıyasla sahiplerine karşı daha mesafeli, soğuk ve sevgisiz olduğu yönündeki inanışlar da bilim dünyası tarafından çürütülüyor.
Kedilerin sevgilerini ve bağlılıklarını gösterme biçimleri köpeklerden farklılık arz ettiği için bu durum bir ilgisizlik olarak yorumlanabiliyor.
Oregon Üniversitesi bünyesinde kedi araştırmaları gerçekleştiren Dr. Kristyn Vitale'nin 2019 yılında yayımlanan çalışması, kedilerin insanlarla güven esaslı çok güçlü bağlar kurduğunu net bir biçimde ortaya koydu.
Yapılan deneyde kediler önce sahipleriyle iki dakika geçiriyor, ardından iki dakika yalnız bırakılıyor ve sonrasında tekrar iki dakikalık bir kavuşma anı organize ediliyor.
Güvenli bağ kuran kedilerin, sahipleri odaya geri döndüğünde stres seviyelerinin ciddi oranda azaldığı gözlemleniyor.
Dr. Kristyn Vitale, yürüttükleri bu kritik araştırmayı şu sözlerle açıkladı:
"Çalışmamız, kedilerin insanlarla yaşarken geliştirdikleri bağların esnek olduğunu ve kedilerin büyük kısmının insanları bir 'güven kaynağı' olarak gördüğünü gösteriyor. Hem köpeklerde hem kedilerde insanlara bağlanma, yavru-bakıcı ilişkisine benzer bir uyum biçimi olabilir."
Bilimsel kanıtlar, kedilerin insanlara olan bağlılık derecesinin düşük olmadığını, yalnızca bu derin sevgiyi kendilerine has özel yöntemlerle yansıttıklarını doğruluyor.
Kedilerin dünyaya yayılma serüveni haritalandı! Meğer kökenleri o bölgedenmiş
