NESLİHAN KILIÇ
Okurun ilk kez karşılaşacağı iki nehir şiirden oluşan yapıt, dilde ve içerikte yenilik barındırmasının yanı sıra ölümü odağına alıyor. Birbiriyle bakışımlı iki şiirin diyalog kurduğu kitap “yazda kalanlara sonsuzlukla bir” ithafı içeriyor. Bu ithafla yazda kaybettiğimiz Cahit Zarifoğlu, Orhan Kemal, Ahmed Arif, Turgut Uyar, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Elif Sofya ve Ahmet Telli’ye selam gönderildiği hissettiriliyor. Kitap “deniz adamı yüzdü / adam / hiç bilmediği bir hayatın içinde / eti kemiği sıyrılmış / bizden bir çeyrek mil uzakta denizin dibinde / ölmeye devam ediyordu…” dizeleriyle açılıyor. Eser, bütünüyle ölüm olgusu etrafında kurulan; söylemi üzerinde titizlikle çalışılmış, yeniliğe kapı açan bütünlüklü bir çalışma.
İlk şiirde ‘adam’ metaforu üzerinden bir ölümün simülasyonunu deneyimliyoruz. Adamın gençliği, iç sesi, dildeki klişe ifadeler ve karakterlerin iç ve dış sesleri üzerinden yaşama ve ölüme odaklanıyoruz. Adeta bir filmi durduruyor, geri sarıyor; ağır çekimde ilerleyip sahneler üzerinde düşünüyor ve kare kare sona yaklaşıyoruz:
“bir adam / senin benim gibi / bir adam / uzun bir gün bıraktı şuraya / bir gün hatırlanmak için / şimdi sularda üstü başı üzüntü / bir başkası yatıyor yatağında / bir başkası uyuyor uykusunu / bir başkası yaşıyor / o öldü / bir gün hatırlanmak için (...) (ben motosikletteyim, sayfa 15’e dön ve okumaya devam et.)”
İkinci bölümde ise bireysel tarih üzerinden siyasal ve toplumsal zamanlara göndermeler içeren dizelerle bir ölüme varılıyor ve oradan yaşama dönülüyor. Şiirlerde gerçek ve rüya arası bir zaman akışı yaşanıyor.
Ölüm fikri şairler için her zaman trajik ve zordur. Tüm bu soruları sorduran şair, ölümü ne asude ülke ne de sığınılacak bir yer olarak görür. Kitapta ölüm imgesi her dizede bir kalp gibi atarak okura yakınlık gösteriyor. Şair, yaratılan atmosfer içinde karakterin dramatik yapısını dile getiriyor, dille oynuyor ve dili zorluyor...

‘BİR SON ARIYORUM KENDİME’(Kitabın arka kapağından)
“içinde yaşadığım yazdan kaya’dan olma elif’ten doğma bir nefeslik cenk ben bir son arıyorum kendime ama bu değil diyorum omuzlarda büyük bir yalnızlıkla”
GELENEKTEN KOPMADAN YÜZLEŞEBİLMEK...
Modern şiirimizde Yahya Kemal’den Nâzım Hikmet’e, Cahit Sıtkı’dan Ziya Osman’a, Ahmet Muhip Dranas’tan Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya kadar pek çok şairin üzerinde düşündüğü ölüm teması ‘Bir Yaz Günü Ölmek’te hem farklı bağlamda ele alınıyor hem de kitaba yayılıyor. Şiirlerde aramızda dolaşan ölümle kimi zaman konuşarak kimi zaman susarak yüzleşirken yaşama ve ölüme dair yeni sorular soruluyor: “yakınım çocukluk arkadaşım / tanrım, / peşine düşmediğimde on üç yoktum / yatılı okulda her yerde seni sordum / sen olmadan yaşamayı denemedim hiç / uyanıp yüzümü seninle yıkadım / dünyayı seninle gördüm / seninle duydum seninle tanıdım / sınavlara seninle girdim hayırlara evetlere / sana inandığım duvarları kireç badanalı o avluda / uyanıp yüzümü yıkamak istiyorum şimdi seninle”
