Hayal perdesini aralayan kitaplar

Hayal perdesini aralayan kitaplar

Gölge oyunu, otoriteye karşı alt toplumsal tabakaları bütünleştiren ruhunu kaybedip sünnet düğünlerine hapsolsa da, Karagöz ve Hacivat’ın izini sürmekten vazgeçmiyorum. Son olarak; Çağla Yılmaz’ın usta-çırak geleneğini akademik ama ‘melez’ bir dille sorguladığı ‘Perdenin Ardındakiler’ ile Hakan Öztürk’ün argo hakimiyetiyle beni şaşırtan, ‘sahipsiz bırakılmış’ o nefis İstanbul romanı ‘Karagöz, Dersaadet’te Gölge Oyunu’nu okudum. Her iki eser de hayal perdesini aralamak isteyen okurları bekliyor.

Karagöz-Hacivat’a veya Gölge Oyunu’na sadece benim kuşağım değil, bizden bir sonraki kuşak bile yetişti, ancak Gölge Oyunu otoriteye karşı alt toplumsal tabakaları bütünleştiren eşsiz bir Ramazan eğlencesi olmaktan çoktan çıkmış, etkisi sadece sünnet düğünlerine kadar daralmıştı. Bugüne kaç Hayalî kaldı derseniz, Orhan Kurt, Şinasi Çelikkol ve Metin Diker dışında bir isim aklıma gelmiyor.

Mukaddime, muhâvere, fasıl ve bitiş bölümlerinden oluşan Karagöz-Hacivat oyunlarından yazılı metin olarak günümüze kadar ulaşanları sekiz elin parmak sayısını ancak bulur. Karagöz-Hacivat tiplemeleri nereden çıktığıysa tartışmalıdır. Kimisi, tarihi ve coğrafyayı edebileştiren en büyük üstâd Evliya Çelebi’ye dayanarak, Karagöz’ün Tekfur Konstantin’in Çingene seyisi Sofyozlu Bâlî Çelebi olduğunu söylüyor, kimisi de Sultan Alâeddin devrinden Yorkça Halil’den bahsediyor. Ayrıca, eski Hayalîlerin kendi aralarında kuşaktan kuşağa aktardıkları bir hikâye daha var. Onlara nazaran Karagöz ve Hacivat ikinci kurucu baba Orhan Gazi devrinde Bursa’da cami inşaatında çalışan iki garibandır. Ezel Akay’ın 2005 yapımı nefis ‘Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü’ filminde de bu hikâye esâs alınmıştır.

ÇAĞLA YILMAZ’IN KİTABI MELEZ BİR METİN

Karagöz-Hacivat üzerine yayınları elimden geldiğince takip ediyorum. En son da Çağla Yılmaz’ın ‘Perdenin Ardındakiler, Usta-Çırak ve Karagöz’ün Bugünü’ isimli çalışmasını okudum. Çağla Yılmaz’ın doktora çalışması olan ‘Perdenin Ardındakiler’ birkaç ay önce Çizgi Kitabevi’nden çıktı. Ben akademik metinlerden fazlasıyla sıkılanlardanım, ama Karagöz-Hacivat ve Tulûat alanlarındaki çalışmaları bunun dışında tutuyorum. Aslında Çağla Yılmaz’ın metni tam anlamıyla akademik çalışma sayılmaz, yer yer o dünyanın dışına çıktığı da olmuş. Yani, melez bir metin. Buysa her iki türün tarzını ve üslûbunu bozmuş. Konu önemli, ancak tashih gerektiriyor. Bir defa Karagöz ve Hacivat halk kahramanlarıdır, toplumsal tabakalarda alttakileri temsil ediyorlar. Benim Çağla Yılmaz’a tavsiyem, onların diliyle ve üslûbuyla, argoyu da epeyce kullanarak, yani akademik üslûptan koparak, Karagöz-Hacivat hikâyesini yeniden kaleme almasıdır.

HAKAN ÖZTÜRK’ÜN ESERİ HER ŞEYDEN ÖNCE BİR İSTANBUL ROMANI…:

Karagöz-Hacivat ve argo demişken pazarda gözden kaçırılan bir kitap daha var, Hakan Öztürk’ün ‘Karagöz, Dersaadet’te Gölge Oyunu’ isimli harika romanı. Epona Yayıncılık’tan çıkmış, görmemiştim, bana Oğuzhan Murat Öztürk hediye etti. Gecesinde de okudum. Bir defa, yazarın yaşına rağmen müthiş bir argo bilgisi var, bayıldım. Ancak, yer yer fazlaya da kaçtığı da olmuş, bu kadar kusur her kitapta olur deyip, onları görmezden geliyorum. Hamile kadın için ‘küpüne sıçan düşmüş’ kullanılır da, ‘yumurtalı tavuk’ deyimini Hulki Aktunç’un ‘Büyük Argo Sözlüğü’nde bulamazsınız. Yaşlı adam için ‘buruşuk üzüm’ denmesi de Hulki Aktunç’ta yok. Bu örnekleri çoğaltabilirim. Hakan Öztürk’ün romanı her şeyden önce bir İstanbul romanı, Gölge Oyunu’nda nasıl Çelebi, Tiryaki, Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, Matiz, Külhanbeyi, Zenne, Arnavut, Acem ve Yahudi gibi çok sayıda İstanbul’un ‘yapısal figürü’ varsa, Hakan Öztürk’ün romanındaki İstanbul’un onlarca ‘yapısal figür’ okuru çok eğlendiriyor. Roman ayrıca bir Karagöz-Hacivat oyununun disipliniyle yazılmış, işte buna bayıldım. Okuyup bitirdiğinizde bu roman için niçin ses çıkmadığına hayret edeceksiniz. Ama, hayret etmeyin, kapitalist edebiyat pazarında iyi şeyleri yok saymak âdettendir, yoksa onların çöp kitaplarına yer açılmaz. Hiç kaçırmayın, hemen okuyun.

EPEYDİR BU KADAR SAĞLAM HİKâYE YAZANA RASTLAMAMIŞTIM

29kr2-nuray.jpg

Nuray Elçin ismini Varlık ve Sözcükler dergilerinden biliyordum da, nedense bir hikâyesini okumamıştım. Nuray Elçin’in ilk hikâye kitabı ‘Baht Oyunları’ ismiyle Sel Yayıncılık’tan çıktı. Kitapta on üç hikâye var. Büyük çoğunluğu ‘tematik bütünlük’ gösteriyor, ‘Başlangıçta Her Şey Toz Bulutuydu’, ‘Üç Vakte Kadar’, ‘Latife Hanım Muamması’, ‘Şuncacık Bir Mesele’ ve ‘Alt Tarafı Bir Sigara Vakası’ gibi hikâyeleri öyle, bunları çok da sevdim. Ancak, ‘Yedi Tepeli Şehrin En Namlı Orospusu’ gibi bir iki hikâyede Nuray Elçin asıl üslûbunun ve tarzının dışına çıkıyor, ben pek ısınamadım, belki böyle hikâyelerinden ayrı bir kitap yapabilirdi ama ‘Baht Oyunları’nın içine girmemeliydi diye düşünüyorum. Yoksa Nuray Elçin çok iyi bir hikâyeci, epeydir de onun kadar sağlam yazanına rastlamamıştım. Ben Nuray Elçin’i de Sel Yayıncılık’ı da tebrik ediyorum. Çünkü hikâyeciliğimizin hızla çölleştiği bu yıllarda ‘Baht Oyunları’ okura vahayı hissettirecek. Yeri gelmişken hemen bir itirazımı da Sel Yayıncılık’ın editörlerine ve Nuray Elçin’e ileteyim: Lütfen, Türk Dil Kurumu’nun saçma sapan yazım kurallarını esâs alıp harflerin üstündeki şapkaları atmayın, Türkçenin şiirini ve âhengini bozuyorsunuz.

HER GENCİN KİTAPLIĞINA GİRMESİ GEREKEN BİR REHBER

29kr2-kutu.jpg

Bu haftanın son kitabı da değerli arkadaşım Rüstem Aslan’dan olsun. Onun ‘Troya, Mitolojinin ve Arkeolojinin Kenti’ kitabı İçdaş’tan çıktı. Rüstem Aslan, Troya konusunda bir numara, uzun yıllardır kazısında ve Troya Müzesi’nin de kurucu isimlerinden. ‘Troya’, dünya çapında önemli bir akademisyenin, akademik tarzda yazmadığı ve yediden yetmişe herkese Troya’yı kolayca öğretecek üslûpla kaleme aldığı ‘rehber kitap’. Aslında, bir ‘edebiyat kitabı’ ve bir ‘macera romanı’, en azından ben öyle okudum. Görseli fazla, benim tavsiyem her gencin kitaplığına girmesi, çünkü onların mitolojiye, tarihe ve edebiyata kanlarını kaynatacak kadar hoş. Rüstem Aslan ne yazarsa yazsın, hepsini soluksuz okuyanlardanım, her Rüstem Aslan kitabını bitirince de ‘Dünyaya yeniden gelsem arkeoloji okurdum!’ diyorum. Bu emsâlsiz ‘rehber kitap’ mutlaka herkesin kitaplığına girmelidir.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN