İş insanı Murat Ülker, kişisel internet sitesinde yayımladığı yazıda devlet geleneğinden modern iş dünyasına uzanan 'denetim' süreçlerini değerlendirdi. Ülker, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Prof. Dr. Hasan Doğan’ın kaleme aldığı "Osmanlı Devlet Geleneğinde Denetim" kitabı ile Türkiye'de bağımsız denetimin tarihine ışık tutan "Bir Arthur Andersen Var(dı)" eserini karşılaştırmalı olarak inceledi.

Prof. Dr. Hasan Doğan
OSMANLI'DA ADALET VE DENETİM MEKANİZMASI
Murat Ülker, yazısında ilk olarak Prof. Dr. Hasan Doğan’ın "Osmanlı Devlet Geleneğinde Denetim" adlı eserine geniş yer ayırdı. Kitapta tarih ve hukuk birikiminin filozofların görüşleriyle harmanlandığını belirten Ülker, Aristoteles’ten Montesquieu’ya, Locke’tan Kant’a kadar devlet gücünün sınırlandırılmasına dair düşüncelerin Osmanlı pratiğindeki yansımalarına değindi.
Ülker, Osmanlı idari yapısında İbn Haldun’un idarenin sorumluluğu fikrinin, beytülmalin korunması ve halkın savunulması ilkeleriyle hayat bulduğunu vurguladı. Merkezi yapıda Divan-ı Hümâyun’un rolüne ve taşranın düzenli denetimine dikkat çeken Ülker, şu ifadeleri kullandı:

"Osmanlı’da saygın kadılar hem yargıç hem de denetçiydi. Devlet geleneğinde yargı bağımsızlığı sayesinde çağdaşlarının ötesinde bir adalet anlayışı mevcuttu. Ayrıca esnaf ve zanaatkâr örgütlenmesi olan Ahilik teşkilatı; üretim kalitesi, fiyatlandırma ve ölçü-tartı doğruluğu gibi konularda ahlaki bir düzenin koruyucusu olmuştur."
TÜRKİYE'DE BAĞIMSIZ DENETİM VE ARTHUR ANDERSEN ÖRNEĞİ
Yazının ikinci bölümünde, Burhan Karaçam, Şaban Erdikler ve Selçuk Altun tarafından hazırlanan "Bir Arthur Andersen Var(dı)" kitabını ele alan Ülker, Türkiye'de bağımsız denetim mesleğinin doğuşunu ve gelişimini aktardı.
Mesleğin Türkiye'de 1960'lı yıllarda, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlardan kredi alan sanayi yatırımları için bir şart olarak başladığını hatırlatan Ülker, bu sürecin Arthur Andersen (AA) firması ile şekillendiğini belirtti. Ancak Ülker, bu gelişimi anlatırken dünya çapında yankı uyandıran Enron skandalına ve Arthur Andersen'in çöküşüne de parmak bastı.
Enron'un iflası ve Arthur Andersen'in muhasebe hilelerini önleyememesi sürecini detaylandıran Ülker, "Gelecekteki kâr gelir yazılmış, denetim belgeleri imha edilmişti. AA adaleti engellemekten suçlu bulundu ve fiilen kapandı" değerlendirmesinde bulundu. Bu olayın ardından Sarbanes-Oxley Yasası (2002) ile denetim kurallarının sıkılaştırıldığını hatırlattı.
KÜRESEL BİR SORUMLULUK ALANI
Murat Ülker, Arthur Andersen'in Türkiye ofisinin küresel skandala karışmamasına rağmen markanın gördüğü zarar nedeniyle Ernst & Young bünyesine katıldığını belirtti.
Yazısını tarihsel bir sentezle noktalayan Ülker, denetim kavramının evrensel niteliğine vurgu yaptı. Osmanlı'daki kadı ve ahilik sisteminden bugünkü uluslararası denetim standartlarına uzanan süreci yorumlayan Ülker, "Osmanlı’dan bugüne denetim, gücü sınırlayan ve kamu yararını koruyan global bir sorumluluk alanı olarak biçim değiştirse de özünü koruyarak varlığını sürdürüyor" ifadeleriyle analizini tamamladı.
