Türkiye'de kalp krizi yaşı 10 yıl birden düştü

Türkiye'de kalp krizi yaşı 10 yıl birden düştü

Türkiye genelinde kalp ve damar hastalıkları, modern yaşamın etkisiyle hem yaygınlık kazanıyor hem de etkisini çok daha erken yaşlarda hissettiriyor. Yapılan son araştırmalar, ülkemizde enfarktüs vakalarının Avrupa ortalamasına göre 10 yıl daha erken görüldüğünü kanıtlıyor. Genç yaştaki bireylerde artış gösteren bu ölümcül tablo, tıp dünyasının en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda.

Dünya genelinde sağlık sistemlerini en çok meşgul eden sorunların başında gelen kardiyovasküler rahatsızlıklar, Türkiye'de alarm veriyor.

Özellikle genç nüfusu etkisi altına alan enfarktüs vakaları, toplumsal ve ekonomik bir krizin kapısını aralıyor.

Pandemi sürecinde ortaya atılan ve aşıların kalp krizine yol açtığına dair asılsız iddialar, binlerce bilimsel araştırma ve meta analiz ile çürütülmesine rağmen 'infodemi' olarak toplumda yayılmaya devam etti.

Ancak uzmanlar, asıl tehlikenin yıllardır değişmeyen klasik risk faktörleri ve bunlara eklenen modern yaşamın getirdiği yeni tehditler olduğunu vurguluyor.

TÜRKİYE'DE KALP KRİZİ YAŞI AVRUPA'NIN 10 YIL ÖNÜNDE SEYREDİYOR

Diken'den Mesude Demir'in haberine göre, Ateroskleroz Derneği tarafından gerçekleştirilen Genç Kalp Krizleri Sempozyumu kapsamında, bu ölümcül sorunun kökenleri, güncel tanı yöntemleri ve tedavi süreçleri kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldı.

Sempozyumda görüşlerini paylaşan Ateroskleroz Derneği Başkanı Prof. Dr. Meral Kayıkçıoğlu ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, Türkiye'deki durumun ciddiyetini gözler önüne serdi.

Ülkemizde 50 yaş altındaki bireylerde kalp krizi sıklığının korkutucu düzeyde olduğunu belirterek, "Kalp krizi geçirenlerin yüzde 18'i 50 yaşın altında, yüzde 11'i ise 45 yaşın altında yer alıyor" bilgisini paylaştı.

GENÇ KADINLARDA ÖLÜM RİSKİ ERKEKLERE ORANLA 3 KAT DAHA FAZLA

Genç yaşta görülen vakaların tüm kalp krizleri içindeki payının yüzde 5 ile yüzde 10 arasında değiştiği ifade edildi.

Prof. Dr. Meral Kayıkçıoğlu, özellikle 45 yaş altındaki kadınlarda tablonun daha ağır olduğunu belirterek şu çarpıcı açıklamayı yaptı:

"Erkeklerde sıklık daha yüksek olsa da özellikle 45 yaş öncesi kadınlarda kalp krizi ciddi oranlarda artıyor ve daha da öldürücü seyrediyor.

Kadınlarda erkeklere göre üç kat daha öldürücü olduğunu söyleyebilirim.

Kadınların (35-54 yaş) hastaneye yatış oranları aynı yaş grubundaki erkeklere oranla daha hızlı artıyor."

Uzmanlar, gençlerde akut fazda ölüm oranlarının daha düşük olmasının tek olumlu veri olduğunu ancak kriz sonrası yaşam kalitesinin ciddi şekilde düştüğünü hatırlatıyor.

KALP KRİZİNİN TOPLUMA MALİYETİ YAŞ GRUBU DÜŞTÜKÇE 6 KAT ARTIYOR

Genç yaştaki kalp krizleri sadece tıbbi bir vaka değil, aynı zamanda büyük bir sosyoekonomik sorun olarak nitelendiriliyor.

40 yaşında kriz geçiren bir bireyin topluma maliyetinin, 80 yaşındaki bir hastaya göre 5-6 kat daha fazla olduğu hesaplanıyor.

Hastaların yüzde 15 ile yüzde 20'si, yaşadıkları bu sağlık krizinden sonra tam zamanlı işlerine geri dönemiyor.

Genç vakaların profili incelendiğinde ise nedenler netleşiyor: Yüzde 60'ı sigara kullanıyor, yüzde 52'si hipertansiyon hastası, yüzde 47'si aşırı kilolu, yüzde 46'sının kan yağları yüksek, yüzde 38'inde genetik yatkınlık bulunuyor ve yüzde 23'ü diyabet ile mücadele ediyor.

PSİKOSOSYAL STRES VE HAVA KİRLİLİĞİ YENİ RİSK FAKTÖRÜ OLARAK TANIMLANDI

Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, geleneksel risklerin yanı sıra modern dünyanın getirdiği yeni faktörlere dikkat çekti.

Hareketsiz yaşam, sigara ve e-sigara kullanımı, hava kirliliği ve gürültü gibi çevresel etkenlerin kalp sağlığını doğrudan tehdit ettiğini, psikososyal stresin artık birincil riskler arasında olduğunu söyledi.

Avrupa Kardiyoloji Derneği tarafından yayınlanan kılavuzlara atıf yapan uzman isim, şöyle konuştu:

"Genç kalp krizlerinde fantastik şeylere, aşılara vs. bakmaya gerek yok.

Bütün bildiğimiz klasik risk faktörlerinin yanı sıra yeni yeni fark edilen risk faktörleri aslında durumu açıklıyor."

Kronik stresin kortizol hormonunu tetikleyerek vücutta inflamasyonu artırdığına ve damar yapısını bozduğuna işaret edildi.

İSKANDİNAV MODELİ VE TÜRKİYE İÇİN ERKEN TANI ÖNERİLERİ

Dünyadaki başarılı örneklere değinen uzmanlar, İskandinav ülkelerinin uyguladığı tarama programları, sigara kontrolü, trans yağ yasakları ve hava kirliliğinin azaltılması gibi önlemlerle kalp krizi oranlarını düşürdüğünü belirtti.

Türkiye'de ise korunma sorumluluğunun büyük oranda bireylere düştüğü vurgulandı.

Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, özellikle ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü olanların bu durumu ciddiye alması gerektiğini ifade ederek şu uyarıda bulundu:

"Eğer risk faktörlerini tararsa, kilo almamaya çalışıp sağlıklı beslenerek yürüyüşünü yaparsa, tansiyon, diyabet, kolesterol parametrelerini de bilirse çok daha erkenden kalp ve damar hastalıklarını önlemek mümkün."

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN