Dünyada ve Türkiye'de iklim değişikliği ile kuraklık riskinin arttığı bir dönemde, sağlık sektörünün en çok su tüketen alanlarından biri olan diyaliz tedavisi için örnek bir çevre projesi hayata geçirildi. Türk Böbrek Vakfı (TBV), Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde başlattığı "Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli" ile arıtma aşamasında boşa akan suları yeniden tesise kazandırmayı başardı.
Sistemi uygulayan Türkiye’deki ilk diyaliz merkezi olan vakıf, uygulamanın henüz ilk ayında 46 bin litre (46 metreküp) şebeke suyunun heba olmasını engelledi.

TÜRKİYE GENELİNDE YILLIK SU TÜKETİMİ 2 MİLYAR LİTRE
Türkiye genelinde yaklaşık 72 bin hasta diyaliz tedavisiyle yaşamını sürdürüyor. Bir diyaliz hastasının tek bir seansında ortalama 200 litre saf/arıtılmış su tüketiliyor. Ülke çapında yılda yaklaşık 10 milyon diyaliz seansının gerçekleştiği göz önüne alındığında, diyaliz merkezlerindeki yıllık su kullanımı 2 milyar litreye ulaşıyor.
HASTAYLA TEMAS ETMEYEN ARITMA SUYU YENİDEN KULLANIMA SUNDU
Proje kapsamında hemodiyaliz öncesi uygulanan Ters Ozmoz (R.O.) su arıtma sisteminde, sadece mineral ve iletkenlik dengesi sebebiyle ayrıştırılarak doğrudan kanalizasyona gönderilen atık sular hedef alındı.
Klinik tedavi alanına girmeyen ve hastayla hiçbir şekilde temas etmeyen bu temiz arıtma suyu, kurulan geri kazanım altyapısı sayesinde temizlik ve çamaşırhane alanlarında değerlendirilmeye başlandı. Suyun hijyen standartlarına uygunluğu ise Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında yapılan testlerle tescillendi.
HEDEF: YILDA 500 MİLYON LİTRE SUYU KURTARMAK
Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi'nde yakalanan başarının ardından modelin TBV'nin diğer merkezlerine ve Türkiye geneline yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Diyaliz sistemlerinde kullanılan suyun tamamı geri kazanılamasa da uygun nitelikteki suyun yüzde 18 ila 20'sinin kurtarılabileceği hesaplanıyor. Bu sistemin Türkiye genelindeki tüm diyaliz merkezlerinde uygulanması durumunda, her yıl 400 ila 500 milyon litre suyun boşa gitmesi önlenebilecek.

TBV BAŞKANI TİMUR ERK: "HEM BÖBREĞİNİ HEM DOĞAYI KORU"
Projenin çevresel ve ekonomik boyutuna dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, çalışmanın önemini şu sözlerle vurguladı:
"Vakıf olarak yıllardır 'Suyu israf etme, hem böbreğini hem doğayı koru' diyerek suyun hayati değerini anlatıyoruz. Hemodiyaliz tedavisi doğası gereği yüksek miktarda saf su kullanımını gerektiriyor. Ancak arıtma esnasında dışarı atılan suyun boşa gitmemesi için merkezimizde kurduğumuz bu etkili geri kazanım sistemiyle ilk ayda 46 bin litre suyu kurtardık. Sağlık hizmeti sunarken çevreye ve doğal kaynaklara yük olmamak temel sorumluluğumuzdur."
COP31 ÖNCESİ SAĞLIK SEKTÖRÜNE ÖRNEK MODEL
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) bu yıl Türkiye’de gerçekleştirileceğini hatırlatan Timur Erk, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"COP31’in ülkemizde yapılacak olması, iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularını gündemimizde daha da kritik hale getiriyor. Türk Böbrek Vakfı olarak sağlık hizmetlerinin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik bu çalışmamızla COP31 sürecine katkı sunmayı ve su başta olmak üzere doğal kaynakların verimli kullanılması konusunda sağlık sektörüne örnek olmayı hedefliyoruz."
