İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentin kültürel mirasını ve deniz kimliğini yansıtan projeler zincirine bir yenisini ekleyerek İstanbul Boğaz Müzesi ile 'Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikayesi' başlıklı serginin açılışını Kabataş Transfer Merkezi çatısı altında gerçekleştirdi.
Şirket-i Hayriye bünyesindeki Suhulet vapurunun 11 Eylül 1872 tarihinde iki yaka arasındaki ilk tarifeli seferine başladığı tarihi kıyı, 12 Eylül 2026 tarihi itibarıyla kentin görsel belleğini yarınlara aktaran bir sanat merkezine dönüştü.
Merkezin açılış törenine İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, belediye meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri, mahalle muhtarları, sanatçılar ve çok sayıda kent sakini katıldı.

İKİ ASIRLIK DENİZ BELLEĞİ AYNI KIYIDA BULUŞUYOR
Boğaziçi'nin iki yakası arasında gerçekleştirilen ilk düzenli vapur seferinin hareket noktası olan Kabataş sahilinde, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan gravürler ile nadir fotoğraflar, salonun pencerelerinden görünen modern Boğaz manzarasıyla bir arada sunuluyor.
Geçmişin siyah beyaz kareleriyle bugünün canlı kıyı hareketliliğini eş zamanlı görme imkanı sunan müze kurgusu, kentin ulaşım serüvenini somut bir hafıza alanına dönüştürüyor.

İKİ FARKLI BOĞAZİÇİ DÖNEMİ, SERGİ SALONUNDA KARŞILAŞIYOR
Küratörlüğünü Ali Kayaalp'in üstlendiği 'Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikayesi' sergisi, kentin son iki yüzyılda yaşadığı kentsel ve mekansal dönüşümü mercek altına aldı.
Sergilenen seçkide bir yanda yalıları, mesire yerleri ve yandan çarklı vapurlarıyla huzurlu bir Boğaziçi atmosferi yer alırken; diğer yanda 1930'lu yılların ardından sanayileşmeyle hızlanan modern metropol manzarası öne çıkıyor.
İki dönem arasındaki zıtlık, alanı ziyaret edenleri kentin geçirdiği baş döndürücü değişim üzerine düşünmeye sevk ediyor.

USTA RESSAMLAR VE ARŞİV BELGELERİ BİR ARADA
Kapsamlı sergide Hoca Ali Rıza, İbrahim Çallı, Fausto Zonaro, Ara Güler ve Avni Arbaş gibi Türk ve dünya sanatının saygın isimlerine ait eserler yer alıyor.
Görsel eserlerin yanı sıra asırlık haritalar, kartpostallar, nadir kitaplar ve dönemin süreli yayınları ziyaretçilerin incelemesine açıldı.
Sergideki zengin seçki, İBB bünyesindeki Atatürk Kitaplığı ve resim koleksiyonunun zenginliğinin yanı sıra önde gelen özel koleksiyonlardan emanet alınan özgün eserlerle zenginleştirildi.

ATÖLYE ARAYAN SANATÇILARA YENİ BİR ÜRETİM ALANI
İstanbul Boğaz Müzesi, yalnızca statik eserlerin sergilendiği bir müze yapısıyla sınırlı kalmayıp atölye arayışında olan bağımsız sanatçılara da alan açıyor.
Kültürel mirası canlı tutarken güncel sanatsal üretimi teşvik etmeyi hedefleyen tesis, sanatçıların bir araya gelerek kolektif çalışmalar yürütebileceği dinamik bir atölye ve üretim sahası olarak hizmet veriyor.

"ŞEHİRLE KURULAN İLİŞKİYİ GÜÇLENDİRDİK"
Açılış programında katılımcılara hitap eden İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Kabataş'ın geçmiş ile bugünü sentezleyen merkezi rolünü şu sözlerle anlattı:
"İstanbul'un en güzel noktalarından biri olan Kabataş'ın, İstanbul'un geçmişiyle bugününü buluşturan yeni bir kültür mekanının açılışını gerçekleştirmek üzere bir aradayız.
Kabataş Transfer Merkezi'nin farklı ulaşım sistemlerini birbirine bağlayan bir merkez olmanın ötesinde İstanbulluların şehirle kurduğu ilişkiyi güçlendiren kamusal alan olarak tasarladık ve İstanbulluların hizmetine sunduk.
Buradaki seyir terası da bu yaklaşımın en önemli parçası.
İstanbullular da Kabataş Transfer Merkezi'nde bir yerden başka bir yere geçerken duruyor, nefes alıyor ve İstanbul'a bakıyor.
Boğazın iki yakasını, vapurları, tarihi silueti ve kıyıdaki yaşamı seyrediyor.
İşte bugün bu manzaraya bakarken onun hikayesini de anlatacak İstanbul Boğaz Müzesi'ni İstanbullularla buluşturuyoruz."

"BOĞAZİÇİ, İSTANBUL'DAKİ DEĞİŞİMİN EN NET AYNASIDIR"
Boğaziçi'nin doğal ve kültürel dokusuna dikkat çeken Nuri Aslan, kıyılardaki hızlı dönüşüm sürecini şu ifadelerle vurguladı:
"18. ve 19. yüzyıllarda yalıları, iskeleleri, mesire alanları, kayıkları ve vapurlarıyla kendine özgü bir yaşam kültürünün oluştuğu Boğaziçi zaman içerisinde İstanbul'un sosyal ve ekonomik, kültürel hayatının en önemli sahnelerinden biri haline geldi.
Ancak 20. yüzyıl boyunca yaşanan vahşi göç dalgası, sanayileşme, hızlı nüfus artışı ve kentleşme boğaz içini de maalesef derinden değiştirdi.
Yalıların gölgesinde yeni yerleşimler yükseldi, yeşil alanlar yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kaldı.
Ulaşım biçimleri ve insanların kıyıyla kurduğu ilişkiye dönüştü.
Bu nedenle Boğaziçi İstanbul'un güzellikleriyle birlikte değişimin de aynasıdır."

"PROJENİN ARDINDA 4 YILLIK TİTİZ BİR EMEK VAR"
Müzenin kuruluş serüvenine ilişkin teknik ve idari süreçleri aktaran İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, projenin dört yıllık titiz ve kolektif bir çalışmanın meyvesi olduğunu kaydetti.
Her kademesinde çok sayıda araştırmacı ve uzmanın emeği bulunduğunu belirten Mahir Polat, "İstanbul Boğaz Müzesi'ni açtık. İstanbul Boğazı kültürü ve görsel hafızası ile Kabataş'ta ziyaretinizi bekliyor" çağrısında bulundu.

Mahir Polat

Nuri Aslan

