İzmir içi raylı ulaşımın belkemiği konumundaki İzmir Banliyö Sistemi (İZBAN), son günlerde kurumsal ortaklık yapısından kaynaklanan sorunlarla gündemi meşgul ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) ile İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) tarafından yarı yarıya hisseyle yürütülen bu devasa sistemde yaşanan çift başlılık, karar mekanizmalarını zedeliyor.
Kentteki raylı sistem ağının verimliliği, yerel yönetim ile merkezi idare temsilcileri arasındaki vizyon uyuşmazlığı yüzünden sekteye uğruyor.
Söz konusu yönetsel kriz, kurumun hizmet kalitesini düşürürken, yeni yatırımların kente kazandırılmasını da yavaşlatıyor.
CEMİL TUGAY'DAN İŞLETME DEVRİ ÇAĞRISI
Uzun yıllara yayılan yetki karmaşası, temelde iki karşıt görüşün mücadelesiyle şekilleniyor.
Bir kesim yerel yönetimin ağırlığını koyarak sistemi tek başına idare etmesini savunurken, diğer kesim merkezi hükümetin yatırım kapasitesinden daha fazla yararlanılmasını talep ediyor.
Konuyla ilgili yakın zamanda resmi bir değerlendirme yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sorunun kökenine inerek şöyle konuştu:
"İZBAN çift başlı yönetilmemeli, çift başlı olduğu zaman kararlar alınamıyor.
Tek elden yönetilmesi lazım.
Doğrusunun TCDD'nin işletmesi olduğunu düşünüyorum."
Bu çetrefilli meselenin kesin çözümü, sadece maddi kaynak aktarımıyla değil, aynı zamanda köklü bir idari reform ve sarsılan güvenin yeniden inşasıyla mümkün görünüyor.
Türkiye'nin en büyük toplu ulaşım hattı İZBAN 15 yaşında
YASAL BOŞLUKLAR PROTOKOLLERİ İŞLEVSİZ KILIYOR
Kurumun operasyonel gücünü artırma hedefiyle alınan kararlar, çoğu zaman ilgili mevzuatta yer alan yasal boşluklar yüzünden uygulama safhasında tıkanıyor.
İşletmeci ortaklar TCDD ve İzBB arasında çeşitli protokoller imzalanmasına rağmen, sahaya yansıma aşamasında patlak veren iletişim kopuklukları karşılıklı güven hissini ortadan kaldırıyor.
Uzun vadeli ulaşım projelerinin başarıya ulaşması, ancak yerel ve merkezi idareler arasında kurulacak sağlam bir güven köprüsüyle gerçekleşebiliyor.
Şeffaflık ilkesinden uzaklaşılması ve alınan kritik kararlardaki belirsizlikler, bahsi geçen güven zeminini çökerten başlıca sebepler arasında yer alıyor.
Yönetim kademelerindeki ihmalkâr tutumlar, halkın sisteme olan inancını zayıflatıyor.
TEKNOLOJİK YATIRIMLAR VE AR-GE PLANLARI MASADA
Devir teslim senaryoları ve idari krizlerin yarattığı olumsuz havaya rağmen, sistemin geleceğini yakından ilgilendiren teknolojik altyapı projeleri planlamalar doğrultusunda ilerliyor.
Ortaklar arasında sağlanan kısmi mutabakatlar, sisteme yeni teknolojilerin entegre edilmesi ve teknik donanımın güçlendirilmesi bağlamında kritik bir işlev görüyor.
Kamu kaynaklarının akılcı kullanımı ve dijital altyapıya aktarılan fonlar aracılığıyla, kent içi ulaşımın çok daha güvenli, doğaya saygılı ve konforlu bir yapıya bürünmesi hedefleniyor.
Bununla birlikte, ar-ge çalışmalarına aktarılan bütçeler, kent ulaşımında sıkça rastlanan kronik sorunlara yenilikçi çözümler üretme fırsatı sunuyor.
Bu yatırımlar sayesinde sistemin kurumsal kâr marjı uzun vadede güvence altına alınıyor.
Ray kirası adı altında İzmirliler cezalandırılıyor
İZMİR HALKI ŞEFFAF BİR YÖNETİM BEKLİYOR
Sistemdeki yönetsel tıkanıklığı aşabilmenin en rasyonel yolu, yerel ve merkezi otoritelerin tam bir eşgüdüm içinde mesai harcamasından geçiyor.
Ortak çalışma kültürü, yolcu memnuniyetini yukarı çekmenin yanı sıra kurumsal sürdürülebilirliği de doğrudan destekliyor.
Her gün raylı sistemi kullanan vatandaşlar, kurumlar arası entegrasyonun artmasını ve işletme aşamalarının tam bir şeffaflıkla kamuoyuna duyurulmasını istiyor.
Toplum yararını temel alan politikaların üretilmesi, taraflar arasındaki veri akışını hızlandırarak karşılıklı güven ortamını pekiştiriyor.
Kent dinamiklerinin de karar alma süreçlerine dahil edilmesi, kalıcı ulaştırma politikalarının kapısını aralıyor.
Tartışmalar hâlâ devam etse de ortak akıl arayışı sürüyor.
GÜNÜBİRLİK ÇÖZÜMLER YERİNE AKILLI ULAŞIM VİZYONU
Sistemin gelecek vizyonu detaylı bir şekilde incelendiğinde, anlık krizlerin çözümünden ziyade uzun soluklu bir ulaşım stratejisine ihtiyaç duyulduğu açıkça görülüyor.
Yeni nesil akıllı ulaşım sistemlerine öncelik tanınması, çevreci yatırımların hız kesmeden sürmesi ve yolcu odaklı hizmet anlayışının kurum kültürüne yerleşmesi gerekiyor.
Kentin genel ulaşım stratejisi çerçevesinde, farklı ulaşım araçlarının raylı sistemlerle entegrasyonu, İzmirlilerin yaşam kalitesini doğrudan artıracak bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Bütün bu stratejik hedeflerin gerçeğe dönüşmesi için alternatif finansman modellerinin kurgulanması ve ar-ge yatırımlarının payının artırılması, kentin modern ulaşım altyapısının temel yapıtaşlarını oluşturuyor.

