“Biz Milli Müslümanlar”

Mahalle”nin medyasına bakıyorum. Ak Parti İstanbul teşkilatı gibi pek heyecanlanan yok.

TV tartışmalarında iktidara yakın isimler de mahcup savunmalar yapıyorlar “Demokrasi özürlü” Üsküdar operasyonu için.

Vatandaşın sandığa yansıyan iradesi açık biçimde sakatlanmış, hangi gerekçeyi üretsinler ki? Bir de 2024 31 Mart’ındaki büyük hüsrandan sonra başlayıp devam eden yerel yönetimler operasyonu var Üsküdar’ın öncesinde… Demokrasi bu değil, herkes biliyor.

Ak Parti’ye yakışan da bu değil. Eğer Ak Parti’nin kodlarında külli değişimler gerçekleşmemişse…

Ama “siyaset bu” diye başlayan söylemler, herkesin kimyasını bozabilir, bu da bir Türkiye gerçeği.

Medyadaki mahcubiyet “Cübbeli” diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü söz konusu olunca, bambaşka bir zafer söylemine dönüşüyor. Üstelik ağır bir “Müslümanlık sosu” eşliğinde…

Üsküdar’dan başlayıp İstanbul’a uzanan X mesajı şöyle:

Üsküdar’ın Ak Parti’ye geri dönmesi biz millî Müslümanları feraha ğarketti. Allâh-u Teâlâ İstanbul’umuzun iâdesiyle sürûrumuzu itmâm eylesin. İstanbul’un kaybedilmesine sebep olanlara da müstehaklarını i’tâ eylesin. Âmîn!”

Milli Müslümanları feraha ğarketmiş Üsküdar’ın Ak Parti’ye geri dönmesi…”

Kim acaba o milli Müslümanlar?

Yeni bir tanımlama belli ki.

Gayr-ı milli Müslümanlar” da var buna göre…

Tabii, Üsküdar’ın Ak Parti’ye geçişinden feraha ğarkolmayanlar varsa, onların Müslümanlığının nasıl isimlendirileceği de ayrı bir konu…

“Cübbeli Ahmet”in kendi bağlı bulunduğu tarikat içeresinde bile mücadele verdiğini bilmiyor değiliz.

Cübbeli’nin bir çok Müslaman kişi ile - grupla kavgalı olduğunu da bilmiyor değiliz.

Buradaki “Milli Müslümanlık” ayrı bir konumlanışın ifadesi.

Siyasi bir yaklaşıma dini bir hüviyet giydirme olayı.

Aslında “Müslümanlık eksenli” siyaset kamplaştırmaları, doğrudan ülkenin Müslümanlık karakterinde parçalanmalar üretecek bir yaklaşım.

Hep söylüyorum ülkenin “Müslümanlık oranı”nı, yüzde 50 artı 1’a indirgeyecek her tür siyasi söylem başlı başına problem arzediyor.

Müslümanlık söylemi” üzerinden elde edilen Yüzde 50 artı 1 makbul ise geriye kalanlar ne oluyo?” sorusu hep sordum.

İslâm’ı siyaset aracına dönüştüren bu yaklaşım, meselâ başka siyasi hareketlerin veya siyasilerin dindarlıklarını “samimiyetsiz ve istismarcı” diye niteleyebiliyor. O zaman İslâm, bir siyasi ekibin inhisarına alınmış duruma düşüyor.

Üsküdar’ı “Milli Müslümanlar” olarak geri almak…

O yetmedi, tüm İstanbul’u “Milli Müslümanlar” olarak geri almak…

Üsküdar’da 157 bin insan Ak Parti adayına değil, başka birisine oy vermiş. Bir kadına, Sinem Dedetaş’a.

31 Mart 2024 seçimlerinde İstanbul’da Ekrem İmamoğlu 4 milyon 432 bin 862 oy almış. Seçmenin yüzde 51.14’üne tekabül ediyor bu rakam. Ak Parti’nin adayı Murat Kurum (3 milyon 431 bin 588)’dan 1 milyon fazla.

N’olacak şimdi?

Bu 4 milyon İstanbulluyu, ya da 157 bin Üsküdarlıyı “Milli Müslümanlığın” neresine koyacağız?

39 ilçeden 26’sını CHP kazanmış. İnsanlar Ak Parti’den alıp vermişler bir kısmını CHP’ye… Ne oldu bu ilçelerin Müslümanlığına?

Ahmet Mahmut Ünlü’nün veya onun zaviyesinden bakanların tavrını anlayabildiğimi sanıyorum.

Şu Müslüman iyi, şu kötü” gibi bir zihniyet var burada. Böyle bir ayrım, yaşanan Müslümanlığın kalitesini değerlendirmek açısından anlamlı olabilir. Burada bile, mezhep, meşrep, tarikat, cemaat vs… farklılıklarından doğan bakışların ayrışması söz konusu…

Cübbeli” ise daha kötü bir şey yapıyor, Müslümanlığı siyaset arenasına sürüyor ve oradaki kamplaşmanın aracı haline getiriyor. Bu başlı başına Müslümanlığın kendisine yapılacak en büyük haksızlık.

Bu mesaj üstelik sadece Üsküdar’la sınırlı değil, “Milli Müslümanlar”ın kafasında bir de “İstanbul hesaplaşması” bulunduğunu ifade etmiş oluyor.

Buj zaviyeden bakıldığında demek ki bundan sonraki bütün seçimleri “Milli Müslümanlık ayrışması” tarzında görmek gerekecek ve Ak Parti’nin kaybettiği her alanı “Milli Müslümanlığın kaybı” gibi değerlendirmek gerekecek.

Ak Parti, epeyce bir süredir muhalefete karşı operasyon yürütüyor. Bir devlet kurumu olan ve tarafsızlığı, bağımsızlığı onun asli karakteri olması gereken Yargı da devrede ve bu yüzden Yargı da güven aşınması.

AK Parti bu operasyonları “Cübbelinin mantığı” ile mi yapıyor, soru. Bu gidişin Türkiye’ye maliyetini hesap ediyor mu, soru. Bu gidişin Müslümanlığa maliyetini hesap ediyor mu, soru…

Cübbeli’nin bakışına indirgenen bir Müslümanlık… Belki de bu ülkede Müslümanlığın asıl sorunu da budur.

YORUMLAR (10)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.