Zengin devlet - fakir millet
Devlet nedir? Millet için bir kurumsal yapı mı yoksa millet için eziyet organizasyonu mu?
Devlet, milletin oluşturduğu ortak kurumsal yapıdır. Nasıl ki aile bireysellik sonrası en küçük kurumsal yapı ise devlette milletin ortak ailesidir.
Peki, yukarıda devleti tanımlarken ‘eziyet organizasyonuna dönüşme’ diye bir şeyden bahsettik. Umudunu kaybetmiş çocukların ailelerin yanından kaçtığını yıllarca duyarız. Tıpkı eziyete dönüşen devlet yapılarından da toplumun bazı bireylerinin göç etmesi gibi.
İşte buna beyin göçü diyoruz.
Bir şeyi tekrar edeyim: Ben ülkemin kısa vadeli yüzeysel sorunlarını çok dert edinmiyorum. Asıl mesele YAPISAL dediğim kurumsal çöküştür. İşte bundan çok korkan biriyim.
Mesela “KAÇILAN ÜLKE” dediğim beyin göçü yapısal bir çöküştür. Orta sınıfı ve iyi beyaz yakalıların kaçtığı ülkelerde tabiri caiz ise ot bile yeşermez. Giderek geriye gider ve bir süre sonra toplumsal çöküş kaçınılmaz olur.
Veya eğitimli ama vasıfsız bir millet kuşaklar boyu verimsiz ve aylak halde yaşamak durumdadır. 10 bin öğretmen ihtiyacına karşılık 150 bin öğretmen yetiştirmek gibi…
Ya da ülkenin kurumsal yapısının millete odaklanmak yerine iktidarın hakimiyet alanına çalışması uzun vadede kurumsal çöküşün temelini attığı gibi…
Neyse…
Bu kadar çoğu anlaşılmayacak giriş yazısından sonra ana konuya gelelim: Sermaye verimliliğine.
Pazar ekonomisi ve liberalizmin temeli serbest piyasa mantığının kural olmasıdır. Sermayeyi sermaye sahipleri kullanır ve karlarını maksimize ederler. Kamu küçük olmalı ve verimliliği teşvik etmelidir.
Ben bu açıdan ne kamucuyum ne de özelci...
Sermayeyi kim verimli kullanıyor ise oraya odaklanırım.
Mesela bir işletme düşünün; sahibi şirketini büyütmek yerine kendisine lüks arabalar alıyorsa, yatlara katlara parasını harcıyorsa o işletmenin özelde olmasının ne hükmü olur ki?
İşte burada devlet, sermayenin kullanım alanına göre teşvik ve cezalar sistemini oluşturabilir.
Ve devlet… Başkasının parasını başkası için harcayan büyük devasa kurum.
Bizim devletimiz son 12 ayda 359,4 milyar dolar gelir elde etmiş. Bunun 57,4 milyar dolarını da faize harcamış.
2021-2022 yıllarında yaklaşık olarak devletimizin yıllık geliri 150 milyar dolar düzeyinde seyretmiş. Hatta Ocak-Şubat 2021’de yıllık gelirimiz 140 milyar dolara bile gerilemiştir.
Diyeceksiniz ki, bu seviye kur artışından geldi. İyi ama şimdi 359,4 milyar dolar nereden geliyor?
Dolar bazında %156 gelir artmış.
Mesela 2022 yılında 12 aylık ortalama asgari ücretin 290 dolara düştüğünü görüyoruz. Eğer devletin geliri gibi bir artış olsaydı şimdi 12 aylık asgari ücret ortalaması 740 doların üzerinde olması gerekiyordu. Oysa ağustos ayı itibari ile 12 aylık ortalama asgari ücret 587 dolar seviyesine gelmiştir.
Bu demektir ki devletimiz gelirini asgari ücretin çok daha üzerinde artırmış demektir.
Emekli maaşı ile hiç kıyas yapmayalım… Orada durum tam bir felaket.
Kısa söyleyeyim: Devletimiz şişiyor ama feci şişiyor.
Eğer sermayeyi veya harcamalarını verimli kullanmış olsa bu şişme olmaz tersine reel büyüme olur.
Şöyle düşünün: Bundan 15 yıl öncesine göre nüfusa oranlar kamu istihdamı inanılmaz arttı. 5,4 milyon kamu istihdamının en az 1,7 milyonu fazladan geldi.
Soralım kendimize… Kamu istihdamı ve harcaması deli gibi arttı da eğitimin kalitesi mi arttı? Güvenliğimiz mi arttı? Yargımız mı adalet dağıtıyor da haberimiz olmuyor?
Bizde kamu şiştikçe refah artmıyor; tersine eziyet artıyor.
Aynı sektöre bakıyorsunuz ki özel kesimdeki ücretin 2-3 katını kamu veriyor. Nasıl oluyor bu ayrımcılık?
Kamu ihtişamı ve gücü bugün delirmişçesine millete yük ve eziyet haline gelmiş durumdadır. Mesela kamudaki bazı banyolu, yatak odalı makam odalarını nasıl bir hizmet aşkı ile izah edebilirsiniz?
Veya kamu gücünün kullanım şiddetini…
Verdiğimiz grafik tam bunu gösteriyor. Devleşen ve şişen kamunun refah artırımı yerine ezici güç haline gelişi.
Ne liberal ekonomide ne de demokrasilerde yer edinmeyecek bir durum.
Veya şu şekilde izah edelim: Mutlak kamuculuk veya mutlak özelcilik diye bir şey yoktur. Mesele dengeli ve refah artırıcı yaklaşımın benimsenmesidir.

